1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. GENÇLER, UYANIK OLUN!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

GENÇLER, UYANIK OLUN!

A+A-

Bugün 19 Mayıs Gençlik Bayramı! Ama bu bayramı gençliğin rabbini bulması ve onun nur yüzlü resulüne sevgi ve saygıyla bezenmesi umuduyla idrak etmeliyiz. Dünyevi beklentilerin adım adım arttığı ve hep bu dünya için gayret gösteren ama dini şuuru edinememiş gençlerin uyandırılması hepimizin asli görevi olmalıdır.

Değerli okur kardeşlerim, günümüzde genç olmak, özellikle de Müslüman bir genç olabilmek oldukça zor. Bunun sebeplerini birlikte irdeleyelim. İslam’ın emrettikleriyle kapıdan çıktığımız anda dışarıda ki yapı birbirine neredeyse taban tabana zıt bir hüviyet arz ediyor. Dinimiz Müslüman gence edepli olmasını, gözünü haramdan ve günahtan sakınmasını, eline, diline ve beline sahip olmasını emrederken tam bir günah kazanı olan kapının hemen ardında ki dış dünya, gençlerimizi dinimizin emrettiklerinin tam aksini yapmaya çağırıyor. Dış dünyanın yanına aldığı en güçlü iki şer savaşçısı da gençlerimizin bu tuzağa kolaylıkla düşmesine sebep oluyor. O iki başlıca tuzak şeytan ve nefis oluyor. Bu durum da maalesef gençler arasında bir ikileme sebebiyet veriyor. Bir yanda İslam’ın emrettikleri diğer yanda modern dünyanın dayatılan yaşam biçimi.

Bu ikilem arasında kalan günümüz gençleri, ateşin içine atılan Hz. İbrahim’i Firavun‘un sarayında yetişen Hz. Musa’yı, Züleyha’nın karşısındaki güzeller güzeli Hz. Yusuf’u, balığın karnındaki Hz. Yunus’u, yaralar içindeki Hz. Eyüp’ü ya da sapıklar içerisindeki Hz. Lût’u andırıyor. Bu zaman İslamiyet’in ilk ortaya çıktığı zamanla da benzerlikler gösteriyor. O zaman da İslam’ı tercih edenler maddi işkenceler altında ezilirken, şu zamanın Müslüman gençliği de belki maddi işkencelerden daha ağır olan manevi işkenceler altında huzursuz bir hayat yaşamak zorunda kalabiliyor.

Üzülerek ifade etmek gerekirse, ebeveynler, hoca efendiler, şeyh efendiler, müezzinler, ilim adamları ev bilumum tüm benzerleri mal ve mülk yarışıyla meşgul oldukları için onlara da hakkı tebliğ edecek ikinci bir nasihatçi dalgasına ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü onları da irşad edecek bir ıslah edicilere ihtiyaç var.

Etrafınıza iyice bir odaklanın. Hocasıyla, hacısıyla, imamıyla, ilim öğrencisiyle, kısacası genciyle yaşlısıyla büyük bir dünya düşkünlüğü göze çarpıyor. Sohbetlerde nasihatlerin yerini mal mülk yarıştırma ve yeni satışa çıkarılan bir kooperatifin ya da grubun yaptığı rezidansla anlaşma yapılarak malına mal ekleme gayreti ön plana çıkıyor.

Durum bu!

Etrafınıza baktığınız zaman ümmetin uyanışına vesile olacak tüm kesimlerin bu telaşla yoğun mesai harcayıp bu dünyasını mamur, ahiretini zelil etme çabasına tanıklık ediyoruz. Az olan azla yetinmeyi çok olansa elindekiyle iktifa etmeyi bilmiyor. Hırs üstüne hırs yapmak suretiyle hem malına mal katıyor hem de mal kazanma esnasında sırtına binerek köşeler döndüğü fukara insanların vebalini de omuzluyor.

Kısacası, dünyada kendine tanına sınırlı ömrünü, onlarca, yüzlerce belki de binlerce gariban insanın alın terinin vebalini de sırtlanarak ahiret yaşantısını heder edebilecek kadar gözünü karartıyor.

Bu çılgınlıkta neyin nesi? Bir insan sadece kalan 20, 30 bilemedin 60 yıllık kalan ömrü için sonsuz olan bir ahiret hayatını feda edebilir mi?

Çok garip ama günümüzde bunu yapan o kadar çok insan var ki!

O zaman ortaya garip bir sonuç çıkıyor. O da acaba bu insanların sonu belli bir dünya için bu kadar çabalarken sınırsız bir âlemi göz ardı etmelerinde ki temel etken sizce ne olabilir?

Bu dünyada vur patlasın, çal oynasın diyerek gayret gösterdikten sonra gelecek ahiret hayatına olan inancının zayıf olması mı?

Eğer bu doğruysa vay o insanın haline! Kısacık bir ömrü için feda ettiği büyük imkânları düşünebiliyor musunuz?

İnsanın ölümü düşünmesi için illa bir felaket ya da hastalık yaşaması mı lazım? Bugün hastanelerde müzmin hastalıklarla boğuşan hiçte azımsanmayacak sayıda ki hastaların halinden hiç mi ibret almazsınız?

Yarın belki de onların boşalttığı hastane yatağının yeni sahibi olacağı ihtimali hiç mi gözünüzün önüne gelmez?

İşte günümüz gençlerine bu noktadan uyarıda bulunmak istedim. Bu yaşadığımız dünya hayatı inanın kendinizi paralayacak kadar önemli değil. Elbette gayret göstereceksiniz. Ama o gayretin temelinde ki ana fikir, size o yaşamı bahşeden ulu yaradana karşı sorumluluklarınızın bilincinde olmak olmalıdır.

Ne olursa olsun, er ya da geç hepimiz bu hayatın sonuna ulaşacağız.

Bu yazı toplam 171 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.