1. YAZARLAR

  2. Ahmet Balcıoğlu

  3. Gençlik Nereye Gidiyor? Nasıl Bir Gençlik?
Ahmet Balcıoğlu

Ahmet Balcıoğlu

Ahmet Balcıoğlu
Yazarın Tüm Yazıları >

Gençlik Nereye Gidiyor? Nasıl Bir Gençlik?

A+A-
“Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...

"zaman bendedir ve mekân bana emanettir! " şuurunda bir gençlik...
"kim var! " diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert "ben varım! " cevabını verici, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur! " duygusuna sahip bir dava ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik...”
Bu güzel cümleler Necip Fazıl’a ait.
Sahi “Gençlik nereye gidiyor” Diye hiç sordunuz mu?
Tüm şer güçler genlerimizi ifsad etmek için her türlü yöntemi uygularken sizler neler yapıyorsunuz?
Tüm teknolojik ürünler gençlerimizi olumsuz anlamda ayartmaya çalışırken onları bu saldırılardan koruyacak zırhı kazandırabiliyor muyuz?
Gençlerimizin ellerindeki artık masum bir konuşma aracı olan cep telefonu değil. O her türlü iyiliğe ve kötülüğe ulaşabilecekleri kontrolsüz bir araç.
Gençlerimizi karşılaşacakları bu aletleri nasıl kullanacakları konusunda yeteri kadar bilinçlendirebiliyor muyuz?
Teknoloji kullanma ahlakı verebildik mi? İnternet ahlakı, cep telefonu ahlakı, araç kullanma ahlakı vb.
Öğretim sistemimiz herkesi kapsamaya başladı. Artık sanayiye çalışmaya gidecek olanlarda 18-19 yaşına kadar öğretime devam etmek zorunda. Üniversiteye devam edenler 23-25 yaşına kadar öğretime devam ediyorlar. Bu durum hayata bu yaştan sonra adım atacakları anlamına geliyor. Gençlerimizin erişkin olma yaşlarını öteliyoruz.
Teknolojik ve biyolojik etkenler yüzünden ergenlik ve süresi günümüzde değişmeye başladı. Ergenlik geçmişte sadece birkaç yıl süren bir süreçken günümüzde aşağı yukarı 15 yılı alıyor. İletişim araçları tarafından yapılan uyarılmalarının da etkisiyle hem önceki yıllara göre daha erken başlıyor hem de genç insanların meslek edinme, evlenme ve maddi bağımsızlıklarını kazanma yaşlarının ileriye atılmasıyla geç bitiyor.
Gençlik için ortaya koyduğumuz eğitim sistemimizi bir göz önüne alalım. Baştan sona yarışma üzerine kurgulanmış bir sistem. Neden bu kadar çocuklarımızı yarışmaya boğuyoruz. Daha 1. Sınıfta çocuklarımız arasında okuma yarışması yapmaya başlıyoruz. Kim kaç kelime okudu? “Ben senden çok okudum.” gibi.
2. sınıfta testler başlıyor. Cevabı çocuğun önünde olan veya bilmediği halde rastgele bir şıkkı işaretlediği bir sistem.
Öğretmenlerimiz öğrencilerin neyi ne kadar öğrenmediklerini anlayamadıkları bir sistem.
Bir de yıl içinde yapılan ödüllü yarışmalar meselesi var bu daha bir vahim mesele. Artık çocuklarımıza ödülsüz bir şey yaptıramaz olduk. Öğrenme ve okumanın kendisi ödül iken bizler yarışmalarla bu ödülleri elimizden kaçırdık. Öbür türlü ödüller de bir süre sonra etkisini yitirmeye başladı. Gençler doyuma ulaşmaya başladı ve ödüller onlar için bir şey ifade etmemeye başladı. Bir de ödül ve sınav için yapılan öğrenmeler hedefe ulaşıldıktan sonra unutulmaya terkediliyor.
ZEVK İÇİN ÖĞRENME
“Öğrenmeyi zevk haline getirebilmek” İşte esas meselemiz budur. Bunu başardığımızda bambaşka bir sonuç ortaya çıkacak. O zaman bilgiye değer vereceğiz.
“Okumayı zevk haline getirmek” Öğretmelerimizin çocuklarımıza kazandıracağı en önemli haslettir.
“Öğrenmekten dolayı mutlu olmak” gençlerimize kazandıracağımız en önemli kazanımlardan biridir.
“Öğrendiklerini paylaşmak” bir gencin yapacağı güzelliklerdendir.
“Öğrenmeyi sabırla devam ettirmek” öğrenme tabi ki yıllara yayılacak ama bunu iyi planlamak ve değerlendirmek gerekir. Çünkü “Olmak, sabır ister.”
“YAVAŞLA”
Yavaşla, Psikiyatrist Prof. Dr. Kemal SAYAR’ın bir kitabının ismidir. Hız ve haz çağında kişiliğimizin ve şahsiyetimizin gelişmesi için yavaşlamamız gerekiyor. Hayatın farkına varıp düşüncenin gelişmesi için bilginin yavaş yavaş ve sabırla kazanılacağını bilmeliyiz.
Medya ve iletişim araçları gençlerimizi düşünmekten alıkoymak için her türlü yolu deniyorlar. Bu yollar gencin yaşına göre değişiklik arz ediyor. Çocukları çizgi filmlerle, gençleri dizilerle, futbolla ve cinsellikle oyalıyorlar ve yaratılış hakikati üzerine düşünmelerini engelliyorlar. Evrenin, vahyin ve hakikatin üzerine düşünmelerine fırsat vermiyorlar. Zevk için yaşamak üzerine bir dünya kuruyorlar. Değerlerden uzak sadece tüketime yönelik bir hayat algısı oluşturuyorlar. Çalışmadan, alınteri olmadan ve helal haram çizgisi olmadan bir harcama algısı oluşturuyorlar.
Bu böyle gitmemeli. Bu gidişten hayırlı bir sonuç çıkmaz.
“Stratejik hatalar taktik başarılarla düzeltilemez”
Eğer çağı kuracak bir gençlik istiyorsak bunu yapacak gençliği yetiştirmek için elbirliğiyle gayret edeceğiz.
“Nerede hata yaptık?” sorusunu sorup bunu güzelce tahlil ettikten sonra çözüm yollarını bulacağız.
NASIL BİR GENÇLİK
dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik...
Haydi bu gençliği yetiştirmek için taşın altına elimizi koymaya.
Muhabbetlerimle
PROF. DR. KEMAL SAYAR’DAN GÜZEL SÖZLER
- Bir toplumun uygarlık seviyesi, içindeki en zayıf üyelerine nasıl davrandığıyla ölçülür.
- Günahları için ağlayan kim varsa,
Kanatlarıyla okşar onu melekler.
- Benim kalbim bir ıslahevidir doktor
Yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde.
- ...sevilen nesne kem gözlerden sakınılmalıdır.
- "Her arayan bulamaz, ancak bulanlar yalnızca arayanlardır."
- ''O an için bize dert veren şeyin yarın bize kuvvet vermiş olduğunu fark edebiliriz.''
- Niceliği çoğaltacağına niteliği yoğunlaştır.
 
Bu yazı toplam 2097 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum