1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. GERÇEK MÜ’MİN OLABİLMEK ÇOK MU ZOR GELİYOR?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

GERÇEK MÜ’MİN OLABİLMEK ÇOK MU ZOR GELİYOR?

A+A-

Hakkı teslim etmek gerekirse güzel çalışmalar yapıldı, yapılıyor. Ama şu detayı izah etmeme de müsade buyurun: İslami alanda algılarımız oldukça oynaklaştı. İnsanlar, daha doğrusu, müslümanlar doğru ile yanlış arasında ki çizgiyi çözemez duruma geldi. Daha da kötüsü kimse hatasını kabullenmiyor, kabullenemiyor. İki arada bir derede müslümanlar olarak hayat yaşıyoruz. Yaşanan hayatın doğru ya da yanlış olduğunu sorgulamıyoruz bile. Kendimize önder edindiğimiz günümüz bir takım zevatının uygulamaları yahut söylemlerine istinaden uyarlanan yeni yaşamlarımız, hayatımızda doğru yahut yanlış bazı unsurları da olağan görmemizde başrol oynuyor. 
Uzun zamandır zihnimi yoran bir düşünce aslında bu!
Biz İslamı yaşıyor muyuz?
Yaşadığımızı mı zannediyoruz?
Yoksa doğru islam dediğimiz haşa! bugünkü sahte yaşantılar mı?
Asla doğru İslam bu olamaz. Bunu kafadan atmıyorum. Kur’an ve sünnet çizgisinde değerlendiriyorum. Erkeğiyle kadınıyla algı cephelerinin oynandığı, oynanan oyunun tutsağı olduğumuz yaşantımıza göre izlenen yolda bilinmeyene doğru hızla yol alıyoruz. 
Hep zikrederim. Daha kötü olanı; kimse yanlış yaptığının idrakinde değil.
Çok daha kötüsü de var. O da çoğunluğun, yanlış yaptığı ve hatadan dönmesi noktasında olgun anlayış ve mantığa sahip olamaması.
Her zaman dikkatimi çeker. İçki, kumar, fuhuş, hırsızlık, yolsuzluk, kapkaççılık, adam kayırmacılık, torpil vs. vs. gibi İslama hiç uygun olmayan davranışların bizde olmaması gerekmiyor mu? 
Kendine takdir edilene razı olamayan, doyumsuz bir ümmet nereden ortaya çıktı o halde?
Ne vakit bu hallere düştük?
Bugün bir İslam ülkesinde değil de gayrimüslim bir ülkede kendimizi daha emniyet içerisinde hissedebiliyorsak bunu bir sorgulamamız gerekir. 
Başkasının hakkını, malını, ırzını kendine helal görmek gibi müslümana yakışmayan yanlışlar bütünü ne ara islam toplumlarında zuhur etti?
Teferruatlı düşündüğünüz zaman bu gerçekler aslında imani anlayışımızla birebir ilintilidir. İman kelimesini hocasıyla, cemaatıyla lisanen kullanan bir yapılanma bizi bugünlere taşıdı. Çoğunluk sadece konuşuyor, sadece okuyor, sadece fetva veriyor, sadece giyiniyor, sadece cuma namazına gidiyor. Ama burada ki sadece kelimesi büyük tehdidin ne boyutlara ulaştığına ilişkin fikir veriyor. Haşa! “Ben bir müslüman olarak namaz kılmam ama oruç tutarım, zekat vermem ama hacca giderim” demek gibi bir şey…
Ramazan ayında astronomik rakamlarla ekranlarda boy gösteren, millete islami ders verip tebliğde bulunan, fetvalar veren sözde derin (!) hocalarımız var artık!
Çok merak ediyorum. O hocaefendilere futbolcu transferi gibi para ödemek yerine yayına çıktığı sürece bir memur maaşı ödemeyi taahhüt etseydiniz acaba nasıl bir tepki verirlerdi? 
Çok merak ediyorum!
Öyle ekranlara çıkarak Resulullah (sav) efendimiz’in hangi yokluklar içerisinde hak mücadelesi verdiğini anlatmakla işler çözülmüyor beyler!
Bir konuyu ifade etmeme müsade eder misiniz?
Ben Ezher Üniversitesi mezunuyum. Onca eksiğime, yanlışıma rağmen öğrendiğim islami ilimlere göre yukarıda zikrettiğim yaşantıyı benimseyenlerin yüce dinimiz kıstaslarınca cennetle müşerref olmaları neredeyse imkansız gibi görünüyor.
Umulur ki Allah’ın rızası olur aksi takdirde O’nun rahmeti olmadıkça bu ümmete cenneti muhal görünüyor. 
Hele bir de böylesine karanlık bir asırda müslümanların dinleri uğruna acımasızca katledildiği, birçoğunun yiyecek kuru ekmek dahi bulamadığı bir dünyada aç insanlara sabrı tavsiye eden bu hocaefendilerin, açlıktan guruldayan karnının nağmesinde uyumaya çalışan onca insana nasihat ederken acı gerçekler hiç akıllarına gelmez mi?
Her zaman aklıma gelir. İnsan kısacık dünyası için ahiretini hiç düşünmez mi?
Sırf dünyasını mamur etmekle meşgul olanın ahiretini hüsrana uğratabileceği ihtimali uykuları kaçıracak kadar korkunç bir gerçek iken niçin bu denli vurdumduymaz olabiliyoruz?
Fetvaları dilediği gibi algılamayı ve kendini kurtaracağına inanarak bildiği yolda yürümeyi sürdüren onca zavallının günün birinde muhatap olacağı sorgunun ağırlığı altında ezilmekten korkmaması sizce neyle izah edilebilir?
Televizyon ekranlarında hocaefendilerin aynı çiftçilerin hasat mevsiminde mahsulünü toplayıp depolaması gibi ramazan ayında büyük paralarla –vurgun demeyeyim- mutlu olup ta ufacık rakamlarla hayatının sofrasıyla buluşacak onca insanın yaşadığı şu garip dünyanın fukaralarının ruh halini düşünmekten men eden yapısı fertlerin zihnine nasıl etki edebilir ki? Kocakarı ile Ömer hikayesi misali bir önderin yahutta idarecinin olması gereken ahlaki yapının a’dan z’ye bizlerden uzak kalmasını mantığınız alıyor mu?
Gerçek mü’minler, nerede?

Bu yazı toplam 1188 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.