1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. GERİYE Mİ DÖNÜYORUZ ?
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

GERİYE Mİ DÖNÜYORUZ ?

A+A-


Konya’nın yaklaşık son  50 yılını ve nüfusunun da 158 bin olduğunu bilirim.
İlkokulu o zaman ki, adıyla Sedirler ilk okulunda, daha sonra adı İstiklal İlkokulu oldu. Evimiz bu okulun karşısında Kervan Saray sokağındaydı.
Nereden nereye ?
Sedirlere at arabası ile dolmuş yapılırdı. Çoğu dolmuşlar Yanık Cami’den öteye gitmezdi. O camiden çok yakında Bataklık, sazlık, hatta Konya’nın  sığır sürüleri, koyunlar otlardı. Kanalizasyon u bölgeye akardı. 
Konya’nın  başta Sedirler ve civarında kırsal kökenden gelen insanlar yaşardı.  Koyunu, keçisi, ineği bulunan insanlar çokca idi. Isınmak için pek çok insan tezek ve benzeri şeyleri kullanırdı.  Kömür kullanan çok azdı, hele kaliteli kömür hemen hemen yoktu. Aslında bu Konya’nın tamamında böyle idi. Çetin kış şartlarında o zaman Kömür Tevzii Müdürlüğünden de ancak bir ton kömür alınabilirdi. Odun ve kömür yakanda çok fazla değildi.
Özellikle orta kesim böyle idi. Sonbahar ile başlayan soğuklar  adeta şehri bir kara bulut gibi sarar ve bunlarla birlikte de çok kötü ve kirli bir hava oluşurdu. Çok kimse bu havadan astım, nefes darlığı çekerdi. Belli bölgelerde, belli saatlerde buralarda nefes almak, adeta zehir solumak gibiydi. 
Çok uzak değil bu anlattığım manzaralar.
90 yılların başıydı. Konutlarda yakıt olarak kömür, tezek, hatta kağıt, lastik kullanılırdı. Bu durum yoğun biçimde hava kirliliği yapardı. Kış aylarında pis hava boğazımızı yakardı. 
Bir gün İşe giderken, zamanın belediye başkanı yanımda durdu ve arabasına aldı.
 Aynı yöne gittiği için bizi aracına davet etmişti. Kendisine Konya’nın havasının çok kirli olduğunu, bunun çaresi olup- olmadığını sormuştum. Belediye Başkanı da bana haklısın. Bu konuda bizde muzdaripiz dedi ama, arabanın camını açıp, yok canım o kadar da değil diye de ekledi.
Aracın camını indirerek dışarıya bakmış 'Hava güzel, pek kirlilik yok gibi' demişti. Hava kirliliğini gözleri ve burnuyla ölçmüştü... Daha sonra kalorisi düşük kömürlerin kente sokulması yasaklanmıştı. Çünkü kalorisi düşük kömürler de zehir oranı yüksek oluyor...
Baca kontrollerinin artacağı, fazla duman çıkartan ve  düşük kaliteli kömür yakanlara uyarı ve ceza verildiğini hatırlamaktayım. Hatta bazı kurumların bacalarına da filtre takılması istenmişti.
Ancak ANAP hükümeti ve Mehmet Keçecilerin büyük çabasıyla Konya’ya doğalgaz getirildi ama, Konya’nın kenarında kaldı. Çünkü Belediye ile bir şirket çekişmesi vardı. Bunu  uzun süre çözememişlerdi.
Sonra bu problemin çözülmesiyle Konya’nın büyük bölümüne doğalgaz verilmeyece başlayınca şehir biraz rahatladı.Ne var ki, çeşitli nedenlerle hala kent merkezinde ve bazı yerlerde doğalgaz alamama sıkıntısının olduğunu biliyorum. Pahalı bir iş olmasına karşın, sağlık için elbette önemlidir.
Türkiye bu yılda yağış olarak çok cılız bir kış geçiriyor. Hava sirkülasyonu çok az. Çanak içindeki Konya’nın rüzgar almasında sıkıntılı. Bu günlerde sabah ve akşam saatlerinde şehir hava kirliliği ve sis ile nefesini zor alıyor. Hatta öyle ki, Dutlukırı’na, Akyokuşa çıkıp baktığınızda şehri göremiyorsunuz.
Bu tablo adeta 90 lı yılların Konya’sını hatırlatıyor. Bunun çaresi var mı bilmiyorum ama, gerçekten Konya hava kirliliği en yüksek illerin başında geliyor.
E.  Albay, Yaşar Köken dostum. Dağ sporu ve paraşütle gezmeyi çok seven birisi. Bana  şu satırları atmış.
Hava kirliliği maalesef yukardan daha iyi görülüyor. Konya görünmüyor. Biz kaldığımız yerden devam ediyoruz 2018 yılında Konya…
Yazımı Albert Camus’un bir sözü ile bitireyim.
Yüreğinde merhamebe yer olmayanlar,
En fazla acınacak kişilerdir.
 

Bu yazı toplam 253 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.