1. HABERLER

  2. YAŞAM

  3. Gönüllü doktorların yeryüzü hikayeleri
Gönüllü doktorların yeryüzü hikayeleri

Gönüllü doktorların yeryüzü hikayeleri

"İyilik sağlık" sloganıyla şimdiye kadar 50'ye yakın ülkede tıbbi insani yardımda bulunan Yeryüzü Doktorları, gönüllü sağlık neferlerinin yaşadığı zorlukları, heyecanı, umudu ve mutluluğu anlattı.

A+A-

Yeryüzü Doktorları'ndan yapılan açıklamaya göre, 100 yıl önce, 14 Mart 1919'da, tıbbiye 3. sınıf öğrencisi Hikmet Boran'ın önderliğinde, tıp okulu öğrencileri İstanbul'un işgalini protesto için toplandı. Devrin ünlü doktorlarının da destek vermesiyle 14 Mart, tıp mesleği mensuplarının yurt savunma hareketi olarak kutlanmaya başlandı. 

Bugün de ülkenin sağlık neferleri, geçmişten gelen bu motivasyonla dünyanın dört bir yanındaki ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor, iyiliği yeryüzüne yaymak için çabalıyor.

20 bini aşkın gönüllüsüyle sağlık alanında yardım faaliyetlerini sürdüren Yeryüzü Doktorları'nın gönüllü sağlık neferleri, ihtiyaç sahibi ülkelerde gerçekleştirdikleri çalışmalar sırasında yaşadıklarını anlattı.

"Önce ameliyathanelerdeki toz ve kumu temizliyorduk"

Yeryüzü Doktorları gönüllüsü ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Kaygusuz, gittikleri ülkelerde ameliyathanelerin teknik yetersizliği ve fiziksel durumlarının kötü olması nedeniyle bazen ameliyat mikroskobu gibi ağır malzemeleri yanlarında taşıdıklarını aktardı.

Ameliyathanelerde başta fayansların üzerindeki toz ve kum tabakasını temizlediklerini dile getiren Kaygusuz, "Aynı zamanda Türkiye'de çalıştığımız saatlerin çok çok üstüne çıkıyorduk çünkü bizim gelmemiz için beklemiş çok sayıda ihtiyaç sahibi vardı. Bu yüzden orada bir hekim olarak çalışma saatlerinin sizler için bir önemi olmuyordu." ifadelerini kullandı.

Kız çocuğunun göz yaşları

Yeryüzü Doktorları gönüllüsü diş hekimi Ogün Onur Çömlekçi, Çad Sido'daki mülteci kampında anestezi sırasında hiç kıpırdamadan duran bir kız çocuğunu görünce çok şaşırdığını dile getirerek, şunları anlattı:

"İnsanların bu coğrafyada ne kadar dayanıklı olduğunu düşünmüştüm. Ta ki o küçük kız çocuğu ağzını kapattığında yanaklarından süzülen, sessizce akıttığı iki damla göz yaşını görene kadar. Bu iki damla gözyaşı bana bir tarafta çaresizliğin, imkansızlıkların nasıl bir dirayeti ortaya çıkarttığını, diğer tarafta ise ne olursa olsun acı duymanın evrensel bir gerçeklik olduğunu göstermişti."

"İçimize çöken o acı bir anda yerini mutluluğa bırakmıştı"

Anestezi uzmanı Dr. Ayşe Hızal Ocak, ocak ayında Afganistan'daki gönüllü sağlık çalışmaları sırasında, bölge şartlarında ameliyatı çok zor olan, boyun tümörlü bir hastayı, ekibin özverili çabasıyla ameliyat etiklerini anlatarak, uyanık ve iletişim kurabilen hastanın kısa bir süre sonra kalbinin durduğunu kaydetti.

Ocak, hastaya kalp masajı yapıldığını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Yabancı bir ülkedeydik, iyilik ve hayır için yola çıkmıştık, hastayı öyle görünce önce ömrümden ömür gitti diyebilirim.1 saate yakın gösterdiğimiz çaba ile hasta hayata döndü. Adeta yeniden doğmuş gibiydik, içimize çöken o acı bir anda yerini mutluluğa bırakmıştı. Öyle ki hasta bizimle konuşmaya başladı, kısa bir sohbet bile ettik. Meslek hayatım boyunca böylesine mutlu olduğum anlar sayılıdır, o anı her düşündüğümde içime bir ferahlık doğar. Eminim ki tüm ekibin kulaklarında, hasta hayata döndüğünde adını bağırarak söylemem hala yankılanıyordur."

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.