1. YAZARLAR

  2. Ahmet Turan

  3. GÖNÜLLÜLER
Ahmet Turan

Ahmet Turan

Yazarın Tüm Yazıları >

GÖNÜLLÜLER

A+A-

Can suyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Konya temsilcisi İsmail Tozan’ın nezaket gösterip gazeteye kadar gelerek ‘Yardım çalışmalarımızla ilgili bir gönüllü toplantısı yapmak istiyoruz. Sizi de davet ediyoruz’ çağrısı üzerine dün akşam verilen adrese gittik.
Yakından tanıdığım birçok arkadaşım da davet edilmiş. 
Hal hatır sohbetinin ardından İsmail Tozan katılımcılara Can suyu Derneği’nin yurt içinde ve dışında yaptığı yardım çalışmalarını slayt gösteri ile sundu.
Önce gönüllülük üzerine düşündüklerimi paylaşayım. Sonra da bu toplantıda edindiğim izlenimlerimi sizlere aktarayım.
Sayının az olması olumsuz gibi görünse de en verimli olan tarafı yardımlaşma ve dayanışma çalışmalarında gönüllülük konusunu derinlemesine konuşma şansı elde etmemiz oldu
Gönüllülük, öyle bir terminolojik kelime ki maalesef ne tanımı doğru yapılabiliyor, ne de herkes tarafından aynı şekilde algılanabiliyor. 
Türk Dil Kurumumuzun tanımında şöyle tarif var: Bir işi hiçbir yükümlülüğü yokken isteyerek üstlenmek. 
Bu tanımdan yola çıkacak olursak, gönüllü olmak, sorumlu olmadığımız bir durum olmasına rağmen bilerek, isteyerek çalışma içinde bulunmak. 
Gönüllülük, insanın somut kısmından daha çok soyut kısmına hitabeden, soyut kısmı ile ilgili. Bizim dilimizde gönüllülük üzerine birçok söz, bir deyim bulunmaktadır ki kültürümüzde de çok büyük önem arz etmektedir. Örnek verecek olursak, “gönül adamı” deriz hayatı derin yaşayan, çok iyi seven, sevebilen insanlara. “Aman, gönüller bir olsun” deriz, ortak bir amaç ya da gayeyi paylaştığımız zaman. Kuru kuru istemenin dışında “gönülden istemek” deriz, daha çok maneviyatımıza dokunan yerlerde
Buradan hareketle gönüllü dediğimiz insanı, gönül makamını, gönüllülüğü daha derinlemesine incelemeden, kuru kuru biz gönüllüyüz, gönüllülük yapıyoruz, demek, tarihler boyunca yaşamış olan gönül adamlarının ruhunu incitebilir diye düşünüyorum. Malum gönüllülük, insanın inceliği, zarafeti, nezaketi ve naif olduğu yer.
Buradaki katılımcılarda aynen bu duygulara sahiplerdi.
Slayt gösterilerde farklı, farklı ülkelerde ve buralarda oluşturulan derme çatma kamplarda yaşamaya çalışan çoluk, çocuk, kadın ve yaşlıların insanlığın yardımına muhtaç olduklarını yüreğimize kadar hissettirdi.
Hepimiz çok duygulandık.
Suların boşa aktığı ülkelerin yanında sadece Müslüman oldukları için kendi vatanlarında mülteci durumuna düşen insanların çamurlu sulardan yararlanmaya çalışmaları inanın insanın tüylerini diken, diken ediyor.
Bu esnada içinizde kabaran duygu o insanları bu hale getirenlere öyle bir beddua ettiriyor ki; ancak öyle sakinleşmeye çalışıyorsunuz.
Slayt gösterimin ardından İsmail Tozan yaptıkları ve yapacakları çalışmalarla ilgili programa katılan gönüllülere manevi destekte bulunmaları ricasında bulunurken karşılaştığı bazı olayları da şöyle aktardı.
Bir abi bize telefon edip bağışta bulunacağını aktardıktan sonra adresini verip bizi beklediğini söyledi.
Biz de verilen adrese gittik. Bir miktar maddi bağışta bulunduktan sonra “Size dua ediyorum. Bizim yardımlarımızı ihtiyaç sahiplerine can suyu gibi ulaştırıyorsunuz ya ne kadar destek versek az bile” deyince öyle bir duygulandık ki; keşke daha çok çalışıp daha çok yardım ulaştırabilsek diye iç geçirdim.
Tozan, Can suyunun ‘veren el ile alan el’ arasında köprü olduğunu, ama bu köprünün alınan yardımları istenen ve beklenen yerlerdeki insanlara ulaştırmaya vebal olarak gördüğünü vurgulayınca hepimizin gönüllülük duygusunu da artırdı.
Beni etkilen şu cümlesi hala içimde.
“Yardım bekleyenleri yerinde görmek lazım. Bunu ancak bu milletin evlatları yapar.”
Evet, batılıların oyunu ile annesi babası katledilen yetimlerimiz misyonerlerin pençesinde.
Müslümanları kendi ülkelerinde hem katlediyorlar, hem de yardım ediyoruz adı altında misyonerlik yapmanın yanında daha fazla Müslüman kanı dökmenin planlarını yapma imkanı buluyorlar.
Bu oyunu görmeyen ve sözde Müslüman olan ülkelerin krallarına da, devlet başkanlarına da yazıklar olsun.

Bu yazı toplam 1035 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar