1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. GÖREVİMİZ VE BİZ
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

GÖREVİMİZ VE BİZ

A+A-

Hayatları boyunca, her zorluğa göğüs gererek gurbet diyarlarında, yokluk ve sefaletin içerisinde kıvranan, kimi zaman aç, kimi zaman tok, kimi zaman susuz, yaşamayı öğrenen, bazen memleketine dönecek, parayı bile bulamayan, yatacak, barınacak yerlere hasret kalan, ama yine de ilim elde etmek için “İlim Çin’de de olsa gidiniz alınız.” buyurması Müslümanların görev ve vazife anlayışını da ortaya koyuyor. Memleketinden hicret eden ve ilim elde ettikten sonra da her fırsatta, kazanım ve donanımlarını halka anlatan ve paylaşan, edinmiş oldukları gerçek ilmi öğretmeye çalışan, yeri geldiğinde de zalimler karşısında dimdik ayakta durabilen, yeis ve korkuya kapılmadan hakkı, doğruyu söylemekten asla kaçmayan, sonunda şiddet ve darba maruz kalacak olsa veya öldürülme korkusu olsa bile bunu asla ilim için korku kabul etmeyen , asla dosdoğru bir yoldan şaşmadan yürüyerek, hayatın zikzaklı anlarına karşı dik duran, diri duran, güvenli bir tavır takınan ve inancını tebliğden asla vazgeçmeyen ve asla taviz vermeden canıyla, malıyla, ilmiyle çalışmalarına devam eden, ilim ve Allah yolunda her türlü fedakarlığı göze alarak, tebliğ için her yolu ve imkanı kullanabilen ve okuyup yazan, ilmini anlatmak için konuşabilen, halkına örnek olabilmek için var gücü ile çalışmalarına devam eden, hayatı şeffaf, her yaptığını halkının önünde aşikar olarak yapan ve hesabını açık tutabilen tebliğ erleri, malesef şimdi yok denecek kadar azdırlar.
Haliyle şimdi bize düşen, sevgili Peygamberimiz (sav) Efendimiz: “Âlimlere hürmet ve ikram da bulununuz. Çünkü onlar (dini-tebliğ bakımından) peygamberlerin varisleridirler. Kim onlara ikram ederse, şüphesiz Allah(cc) Teâlâ’ya ve Rasulüne ikram etmiş olur. İlmiyle âmil âlimlere uyunuz. Çünkü dünya hayatınız ve ahiret necatınız için onlar birer münirdir, birer aydınlatıcı lambalar dır ve gelecektir ler. “İlmiyle âmil, âlimlerin yüzüne bakmak burada yüzüne bakmak onun ilimden bir şey söylemesini beklemektir.) ve ondan nasihat almak ibadet sevabı kazandırır.” Ümmetimin, âlimlerine saygı ve hürmet ediniz. Çünkü onlar yeryüzünün, yıldızları gibidirler. .” hadisi şeriflerinde, buyurduğu gibi davranmak ve uygulamak gerekir. 
Bu şekilde olabilmek, bizim için en faydalı, ve kestirmeden kendi menfaatimiz için en iyi yoldur.
Efendimiz(as) bir gün Mescidi Nebeviye geldiklerinde:” bir gurup ibadet ve taattalar. Bir gurup ta ibadet dışındaki vakitlerini ilim öğrenmekle meşgul olduklarını görünce direk onların yanına giderek çalışmalarına katılıyor.Diğer tarafta da sadece ibadetle uğraşanlar vardır ve onların yanını, ilimle uğraşanların yanına gitmeyi tercih etmiştir.
Yine Efendimiz(sav) bir hadisi şeriflerinde, ilmin önemini anlatıp vurgulamak için :” ben bir öğretmenim” buyurmuşlardır.
Bir başka, Hadisi Şeriflerin de de: Yâ ilim öğrenen ol, ya da dinleyen, veyahutta susan” buyurarak, ilim ve ilim adamını bir kez daha överek cahillikle mücadele de çok önemli bir mesafe katetmiştir.
Düşünmek gerekir, cahilliğin sonunu ve toprakların Müslüman kanına neden doymadığını. 
“Allahu Ekber” deyip baş kesmeyi, cihat zannedenlerin hangi eğitim ve eritim tuzaklarında, yetiştiğini.
Bize bu konuda çok düşünmek gerekir. Adalet eksenli bir dünyanın nedeni kurulamadığını. Adaletin muhafızlarının nerelerde kaldıklarını. Laf kalabalığına, hamasi söylemlere itibar etmemeli.
Düşünmek gerekir, neden Müslüman aklının bilim, düşünce ve teknik üretmediğini. İki milyarlık Müslüman dünyasının, neden insanlığa bir şeyler sunamadığını.
Düşünmek, hem de tekrar tekrar, şanlı ve yüce kitabımızın, bizi neden yeniden şanlı hale getiremediklerini.
Kur’an, “düşünen-akıl eden-tefekkür eden” bir kavme ithaf edilmişken, neden hatim sürmelerle yenilmiştir.
Ölümü ve sonrasını derinden derine düşünmek gerekir.
“Bu gün yine ölümü iyice düşündüm. 
Sanki girdim mezara kar altında üşüdüm.”
Ölüm insana konuşunca susmalı ve durup düşünmeli
Öleceksek neye doğduk acaba?
Düşünmeye çeksek “kendimiz çalıp, kendimiz oynayacağız” bir fasit daire de dönüp duracağız. Ukbaları hedeflerken.
Düşünmek gerekir, derinden derine, iki milyar Müslümanın başının nerede kaldığını. Neden başların ayak, ayakların baş olduğunu. “Akılsız, başın derdini ayaklar çekermiş.”
Neden, aklın “Çamura batmış eşşek” kabul edildiğini bir kere daha “Zülfü yâre” dokuna dokuna düşünmek gerekir.
Maalesef; günümüz Müslümanları, okuma özürlü olduğu halde içinde, yukarıda sunduğumuz hadisi şerifleri ve benzerlerini bilmediklerinde, alimlerin takdirinde hata ediyorlar.
Bunun farkına varmak ve telafisi için çalışmak, kendimiz ve ümmetimiz adına bize bir borçtur.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.