1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Görünmez Kaza
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Görünmez Kaza

A+A-
Bu yazımı “Necmettin Turinay’ın Penceresinden Bir Dâvâ Adamı Necip Fazıl” başlığıyla, bir devir açıp bir devir kapayan rahmetli Üstad’a ayırmayı düşünmüştüm ama görünmez bir kaza/beklenmedik bir anda/Rabbimin bir imtihanı olarak/sabır ve şükür mü edeceğim yoksa isyanları mı oynayacağım?/ türünden gecenin geç vakitlerine kadar gerek hastanede gerekse karakolda acılar içinde kıvranıp durdum. Bu konuyu bir başka yazımda sakin bir kafayla ele almayı düşündüm.
TYB’nin programından eve yeni gelmiştim ki; Mareşal Mustafa Kemal İlköğretim Okulu’nun yılsonu gecesine katılmak üzere saat 19.00 sularında okul müdürü Kamil Ural’ın telefon davetiyle evden bisikletime binip sakin sakin Alaeddin Keykubat Salonu’na doğru pedal çevirmeye koyuldum.

Karatay Medresesi’nin önünde sağ kenardan hareket ederken solumda sıralanmış yeşil ışığın yanmasını bekleyen taşıt zincirinden bir anda bir kapı açıldı ve bisikletimle birlikte kapıyla haldaş oldum, sağ kaldırıma paldır küldür yuvarlandım. Bir işyerinin işçi minibüsü olduğunu daha sonra öğrendiğim minibüsten birkaç insan atladı kaldırımın kenarındaki direksiyonu yamulmuş bisikletimin ve benim üzerimden. İlk atlayan yani kapıyı ilk açan bana çıkışmak istedi. Burada ne işin var dercesine… Ben olayın sıcaklığıyla soğukkanlı davranmaya çalışarak besmele çekip yerden kalktım. Sol elimin parmaklarından birkaçı kanamaya başladı. Şoför hiç tınmadı bile. Yeşil ışık yandı ve hareket etti. Üstümü başımı temizleyip bisikletimi yerden kaldırdım. Minibüsün de plakasını alıp cebimden çıkardığım bir kâğıda yazdım. Bisikletin eğilen dümenini el yordamıyla biraz doğrulttuktan sonra yürüyerek bisikleti sürükledim. Birkaç kişi “Bir şeyin varsa seni hastaneye götürelim” diye yanıma geldi. Teşekkür ederek bir şeyim yok, kendim gidebilirim. Bir şey olursa da arabanın plakasını aldım, dedim.
Salona geldiğimde öğretmen arkadaşlar bir peçeteyle kanayan parmağımı sardılar. Program boyunca ki, iki saatten biraz fazla sürdü, sol ayağımı yere basamaz duruma geldim. Topallayarak görevimi bitirip numune hastanesinin yolunu tuttum. Hatırladığım kadarıyla son iki yıldır hastaneyle işim olmadı çok şükür. Numune hastanesi kapanmış, ışıkları yanmıyor, yıkılmayı bekliyormuş. Hastane önündeki bir adam benim elimde bisikletle topallayarak arandığımı görünce, hastanenin taşındığını ve en yakın Özel Selçuklu ve Belediye hastanesinin açık olduğunu söyledi.

Özel Selçuklu Hastanesi’nin acil servisine girdiğimde sol ayağım artık yere hiç basamıyor, tek ayağım üzerinde seke seke kayıttan muayeneye gittim. Doktor hanım kızımız sağ olsun, beni muayeneden sonra önce pansumana sonra da röntgene sakat arabasıyla gönderdi. Artık bütün canım ayağımdaydı ve şişmeye başlamıştı.
Röntgen sonuçlarında kırık-çıkık olmadığı görüldü. Ayağım çarpma esnasında burkulmuş ve ezikler varmış. Doktor hanım, sağlık görevlisine bir ağrı kesici iğne yapılmasını söyledi. İğneden sonra ertesi gün ortopedi polikliniğine gelmem gerektiğini de söyleyerek taburcu etti.
Güvenlik görevlisi, şikâyetçi olup olmadığımı sordu. Uluorta her aklına gelen yerde yolcu indirerek bir başkasının daha canını yakmaması adına şikâyetçi oluyorum.
Yarım saat kadar sonra iki polis gelip ifademi aldı. Olayı olduğu gibi anlattım. Beni önce kazanın olduğu yere götürdüler sonra da Cengiz Topel Polis karakoluna.
Bir yarım saat kadar da orada ifade sırası bekledikten sonra ifadem alındı. Yere basamadığım için sıcak yüzlü, ilgili iki polis/Allah kendilerinden razı olsun/ beni evimin kapısına kadar bıraktılar. Kapıdan da oğlum ve damadım/Allah onlardan da razı olsun/ kucaklarına alıp eve taşıdılar.
Eve geldiğimde saat bir buçuk civarıydı. Sabaha kadar ızdırap duydum ve Rabbime niyazda bulundum. Şimdi sadece elimin ve ayağımın değil Rabbimin bir mucizesi olan ve Ahsen-i takvim üzere yarattığı bütün uzuvlarımın insan hayatiyeti açısından ayrı ayrı ve karşılığı asla ödenemeyecek bir değerinin/öneminin olduğunu daha iyi anlıyorum.
Nasreddin Hoca boşuna dememiş ya; “Eşekten düşen gelsin!” diye.
Bu yazı toplam 274 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.