| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
-TOPLUMDA GİT GİDE ARTIŞ GÖSTEREN ŞEKER HASTALIĞINA KARŞI MÜCADELE BAŞLATAN SAĞLIK BAKANLIĞI, BU HASTALIĞA KARŞI HAZIRLANACAK KONTROL PROGRAMINI HAYATA GEÇİRECEK 01.03.2010 00:53:08
Sağlık Bakanlığı, dünyada ve
Türkiye'de git gide artış gösteren şeker hastalığıyla mücadele için
''Türkiye
Diyabet Kontrol Programı''nı hayata geçirecek.
Sağlık Bakanlığının bu hastalığa karşı izleyeceği stratejiyi
belirleyecek
programın hazırlanmasına katkıda bulunan uzmanlardan biri olan AK Parti
Adana
Milletvekili, Sağlık Bakanlığı eski Müsteşarı, endokrinoloji ve
metabolizma
hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Necdet Ünüvar, diyabetin ülkedeki seyri
konusunda
çarpıcı tespitlerde bulundu.
Diyabetin, gerek tedavi, gerekse komplikasyonları açısından
ülke
ekonomilerini olumsuz etkileyen hastalıklardan biri olduğunu kaydeden
Ünüvar,
''Eğer 15-20 yıl önce 'diyabet görülme oranında ve komplikasyonlarında
büyük bir
artış yaşanıyor' tespitinde bulunsaydım, bu tespit bugün hala
geçerliliğini
koruyor olurdu. Çünkü bu hastalık tüm toplumları git gide daha fazla
etkiliyor''
diye konuştu.
Özellikle sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşamın bir sonucu
olan
obeziteden kaynaklanan tip-2 diyabetin görülme sıklığında artış olduğunu
vurgulayan Ünüvar, şunlara dikkati çekti:
''Ülkemizde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) 30 milyar TL'lik
sağlık
harcamalarının yüzde 10'unu diyabet ve komplikasyonları için harcanan
tedavi ve
ilaç giderleri oluşturuyor. Bu da yaklaşık 3 milyar TL'ye tekabül
ediyor. Bu,
bütçeye ağır bir yük getiriyor. Bu nedenle her ülke diyabete karşı bir
eylem
planı hazırlıyor. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı, koruyucu sağlık
hizmetlerini
geliştirirken bu tür kronik hastalıkların önlenmesine yönelik çalışma
yürütüyor.
Kronik hastalıkların önlenmesi, koruyucu sağlık hizmetlerinden daha
zahmetli bir
iş. Çünkü belirli bir konuda toplumda davranış değişikliği oluşturmak
gerekiyor.
Bu nedenle eylem planı hazırlanması ve buna göre hareket edilmesi önem
taşıyor.
Diyabetin önlenmesi için de bu bağlamda ciddi bir strateji gerekiyor.
Milli
Eğitim Bakanlığı, SGK, belediyeler, üniversiteler bu stratejinin birer
parçası
olmalıdır.''
Bu tarafların Sağlık Bakanlığı'nca düzenlenen Türkiye Diyabet
Kontrol
Programı Çalıştayı'nda bir araya geldiğini bildiren Ünüvar, yürütülecek
çalışmaların ardından mayıs-haziran gibi bir eylem planının ortaya
çıkacağını
söyledi.
Genetik nedenlere bağlı diyabetin engellenmesinin mümkün
olmadığını, ancak
çevresel faktörlerden kaynaklanan tip-2 diyabetin önlenebileceğini
belirten
Ünüvar, buna yönelik izlenecek stratejinin özellikle obeziteyi hedef
alması
gereğine dikkati çekti.
Bu noktada fiziksel aktiviteyi teşvik edici önlemlerin hayata
geçirilmesinin
büyük önem taşıdığını anlatan Ünüvar, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sigara içenler başkalarının sağlığını da tehlikeye attıkları
için tütün
yasağı daha kolay uygulanabiliyor. Ancak sağlıksız beslenme ile ilişkili
obezitede kişinin kendi sağlığı söz konusu olduğu için, 'İstediğimi
yerim, kime
ne' anlayışıyla bununla ilgili kuralları uygulamada zorlanıyor. Bu
konuda bir
anlayış ve davranış değişikliği geliştirmek çok önemli. Anne ve babanın
her ikisi
de obezse çocuklarının yüzde 80, sadece biri obezse yüzde 50 obez olma
ihtimali
var. Her ikisi de obez değilse bu oran yüzde 9'a düşüyor.''
-''SPOR YAŞAM ŞEKLİ HALİNE GELMELİ''-
Sportif faaliyetlerin sadece zayıflama amacına yönelik
olmadığını, fazla
kilonun hipertansiyon, kanser, karaciğerde yağlanma riskini artırdığını
ve uyku
düzenini bozduğunu kaydeden Ünüvar, ''Dolayısıyla çocuklar ve gençler
fiziksel
yönden aktif olmalı, sporu bir yaşam şekli haline getirmelidir'' dedi.
Doğru beslenme alışkanlığının da çocuk yaşlardan itibaren
kazandırılması
gereğine işaret eden Ünüvar, ''30 yaşına kadar kemik yapımı yıkımın
önüne geçer.
30 yaşından sonra ise bu sistem tersine döner. Osteoporozdan korunmak
için süt ve
süt ürünleri çocukluktan itibaren yeterli miktarda tüketilmelidir''
uyarısını
dile getirdi.
Asitli içeceklerin obezite riskini yüzde 60 artırdığına da
dikkati çeken
Ünüvar, fast-food tarzı beslenmenin vücuda büyük zarar verdiğini
söyledi.
Doyma refleksinin beyin tarafından 20 dakika sonra
algılandığını, ayak üstü
atıştırılan besinler doyma refleksini geç harekete geçirdiği için
obeziteye yol
açtığını anlatan Ünüvar, ''İnternet ve televizyon da abur cubur yemeyi
teşvik
ediyor. Hafta sonlarında kiloların yüzde 25'i bu şekilde alınıyor. Günde
bir
saatten daha az televizyon izleyenlerde obezite riskinin daha az olduğu
saptanmış
durumda'' şeklinde konuştu.
-SAĞLIK BAKANLIĞININ EYLEM PLANI-
''Türkiye Diyabet Kontrol Programı'', Sağlık Bakanlığı Temel
Sağlık
Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde, Sağlıkta Dönüşüm ve Sosyal
Güvenlik
Reformu Projesi kapsamında hayata geçirilecek.
Bu çerçevede, diyabet ve komplikasyonları ile mücadele
stratejisi ve eylem
planlarının geliştirilmesi amacıyla Türkiye Diyabet Kontrol Programı
Çalıştayı
düzenlendi.
Çalıştayda, ülkenin değişen demografik ve sosyo-ekonomik
özellikleri ile
değişen yaşam tarzları paralelinde, bulaşıcı olmayan (kronik)
hastalıklar ve
obezite, fiziksel açıdan hareketsizlik, tütün ürünleri kullanımı gibi
risk
faktörlerinin sıklığının arttığına işaret edilerek, sağlık gündeminin
bulaşıcı ve
aşı ile önlenebilir hastalıklardan bulaşıcı olmayan hastalıklar ve
komplikasyonlarına doğru yöneldiği dile getirildi.
Çalıştay çıktıları 9 Martta düzenlenecek Türkiye Diyabet
Kontrol Programı
Gözden Geçirme Toplantısında değerlendirilerek nihai rapor hazırlanacak.
Bu haber için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
SAĞLIK kategorisindeki bütün başlıklar için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 4 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.