| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
AKP'DEN ŞOK İTİRAF:
AKP'nin kurucu isimlerinden Ertuğrul Yalçınbayır: Yiyicilik, yalakalık, yobazlık arttı.01.03.2010 04:32:57
Bu söyleşide okuyacağınız Adalet ve Kalkınma
Partisi’ne
(AKP) yönelik eleştiriler sade bir parti üyesine ait. Ama, işte orada
şişman bir parantez açmak gerek. Nedeni belli; AKP’nin kurucuları
arasında, parti tüzüğünü ve programını oluşturanlardan, Başbakan
Yardımcılığı, parti genel sekreterliğinde bulunmuş bir isim Ertuğrul
Yalçınbayır.
Siyasete 1970'li yıllarda CHP'de başlayan Yalçınbayır, 1995'te RP'li,
1999'da ANAP'lı, 2002'de de AKP'li olarak Meclis’e girdi. 22 Temmuz
2007’den bu yana kendi deyimiyle “sade bir parti üyesi” ve “her daim
yaylacı.” Aslında Yalçınbayır’ın değişmez partisi, Meclis lisanına göre
“sesi kısılamayan milletvekillerinin” oturduğu arka sıralar, yani
“yayla” bölgesi. Yalçınbayır’a göre “yayla partisi”nin lideri “Anayasa,
parti programı ve parti tüzüğü.”
Meslekten hukukçu olan Yalçınbayır ile 20, 21 ve 22. yasama dönemlerinde
parlamentoda temsil ettiği Bursa’da görüştük. Söyleşi esnasında sesi
kısık olan televizyonun ekranından “Çankaya’daki Balyoz Zirvesi”ne dair
alt yazılar geçerken, Yalçınbayır Ankara’ya uzak ama bir o kadar yakın
ve içeriden eleştirilerde bulundu. Yalçınbayır; yolsuzluk, yoksulluk ve
yasaklara karşı kurulan AKP'den sonra “Y'lerin arttığını” belirtiyor ve
bunları “yiyicilik, yalakalık, yobazlık” diye sıralıyor. Abdullah Gül'e
Cumhurbaşkanlığı'na aday olurken beş yıl için seçileceğini söylediğini,
Gül'ün bu durumu bilerek Köşk'e çıktığını söylüyor. Güncel tartışmaya da
değinen Yalçınbayır, “AKP kurulurken askeri vesayeti hiç
düşünmediklerini” belirtiyor.
Belirtmek gerek; Abdullah Gül’ün Başbakan olduğu 58’inci Hükümet'te
Başbakan Yardımcılığı görevinde bulunan Ertuğrul Yalçınbayır, ne parti
kurdu, ne de partisi AKP’den gürültü ile ayrıldı. Önce Yalçınbayır’ın
gündeme dair hiç de kekeme olmayan eleştirilerini madde madde
aktaracağız, ardından da sorular:
AKP kurulurken askeri vesayet tartışması yaşandı mı, kurucuların böyle
bir gündemi var mıydı? Başbakan Tayyip Erdoğan, Yalçınbayır’ın ismini
neden çizdi? AKP 367 krizine karşı neden önlem almadı? Erdoğan’ın
Başbakanlık koltuğuna oturduğu 59’uncu Hükümet nasıl kuruldu? Erdoğan
bakanlardan istifa için boş kâğıda imza isterken Abdullah Gül’den de
aynı talepte bulundu mu? Cumhurbaşkanı’nın görev süresi tartışmasını
Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan arasındaki hangi söz çözecek? Ahmet
Necdet Sezer, Yalçınbayır'a Anayasa kitapçığını fırlatma krizinin perde
arkasını nasıl anlattı?
Ertuğrul Yalçınbayır www.t24.com.tr'ye AKP'ye ilişkin görüşlerini dile
getirdi.
'Partiyi kurarken ‘3Y’ye dikkat dedik, ama Y’ler arttı; yandaşlık,
yobazlık, yalakalık, yiyicilik, yağcılık…’
Bu tabirleri kullandığım için bağışlayın fakat demokrasinin en büyük
düşmanı yağcılık ve yalakalıktır. AK Parti’yi kurarken “Üç Y” demiştik;
yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar. Bu “Üç Y” ile yine “Üç Y” mücadele
edecekti; yasama, yürütme, yargı. Ama Y’lerin sayısını arttırırsanız,
yozlaşma, yağcılık, yalakalık, yobazlık, yiyicilik, yandaşlık gibi Y’ler
eklerseniz, bu işin sonu gelir. İçinizde programı, tüzüğü hatırlatan,
yanlış uygulamalar konusunda uyarı yapan kişiler bulunsun. AK Parti
içinde bunu yapacak, apoletleri sökülmeyen “Abi” rolü oynayabilecek
önemli insanlar mevcut. Örneğin Sayın Bülent Arınç. Ama kendisi bu rolü
üstlenmesi gerekirken çok fazla konuşuyor, bazen faul yapıyor. Seçimi
kazanmanız önemli değil. Karambol siyaseti yapmadan, kaliteli oynayarak,
faul yapmadan oyunu oynamak gerek.
'Ortak akıl dedik, zümrenin aklına emanet olduk'
Biz bu partiyi ortak akıl ve ortak emek üzerine kurduk. Düşünceler
korkusuzca, özgürce söylendiği takdirde ortak akıl teşekkül eder. Aksi
takdirde tek akla, birkaç kişinin, bir zümrenin aklına emanet olursunuz.
Milletvekilleri korktukları, sindirildikleri, azarlandıkları, disiplin
tehdidi altına oldukları ortamda düşüncelerini özgürce söyleyemiyorlarsa
ancak kalpleri ile buğz ederler. Bu da demokratik toplumlarda değil,
antidemokratik toplumlar ve uygulamalarda olur. Sözünüzü söyleyip karar
vericileri etkiliyorsanız, siz varsınızdır, demokrasi vardır, özgürlük
vardır. Bunları yapmıyorsanız siyasetin büyük vesayetini görürsünüz.
Parti içindeki azınlık görüş sahiplerinin hukukunun korunması AK
Parti’nin programında mevcuttur. Bu program Tayyip Bey’i de bağlar diğer
üyeleri de.
‘Tehlike, lider sultası altında parlamenter sistemin ortadan
kalkmasıdır’
Biz lider sultasından kurtulmak üzere bir parti kurduysak bunun aksine
yönelik davranışları işaret ederek partinin programının uygulanmasını
isteme ve bunları söyleme hakkımız vardır. Eğer bunu ıskalarsanız bir
rejim krizi de doğar. Tehlikeli olan da budur; parlamenter sistemin
ortadan kalkması. En önemli demokratik açılım Ankara’ya gidenlerin
demokrat olmalarını sağlamaktır.
‘Anayasa’ya aykırı kanunlar çıkarıldığı açıktır’
Bir dönemde çıkarılan 370 kanunun 70’e yakını Anayasa Mahkemesi’nde
yürütmeyi durdurma ya da iptal kararıyla dönüyorsa burada bir
kalitesizlik vardır. Meclis zaman zaman Anayasa’ya uygunluğu göz ardı
etmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin bazı kararları itibariyle
eleştirilebilirliliğini kabul etmekle birlikte Anayasa’ya aykırı
kanunlar çıkarıldığı açıktır.
‘HSYK kararı yerinde, doğru, hukuki ve idari bir karardır’
HSYK’nın Erzurum'daki savcılara verdiği özel yetkiyi geri alması idari
ve doğru bir karardır. Bu, yargılamaya müdahale etmek veya yargılamayı
etkilemek değildir. Yetkisiz kişinin tasarrufunun ortadan kaldırılması
da değil, yetkilerinin elinden alınmasıdır. Tamamen hukuki nitelikte bir
karardır. HSYK’nın özel yetki verdiği kişilerden, idare hukukundaki
paralellik ilkesi gereğince, bu yetkileri geri alma yetkisi de vardır.
‘Hukukçu kurmayları Başbakan’ı yanıltıyor’
Hukukçu kurmayları Sayın Başbakan’a hukuka uygun mütalaalar vermiyor.
Siyasi sonuçları olan mütalaalarda bulunuyorlar. Bu yanıltmalar geçmiş
dönemde de olmuştur. Onlar hukukun yanında olmaları gerekirken, siyasi
görüşlerinin emrinde olmuşlardır. Hukuk yoluyla demokrasi yapmakla
ilgili hukukçu kurmaylarının belirlenmesi çok önemlidir. Hukuk kanunun
üzerinde olan bir hadisedir. Başbakan’ın ya da diğer bakanların
kendilerine mütalaa verecek hukuk danışmanlarına özgürlük tanımaları
gerekir. Hukuk kurmayları, kendisinden mütalaa isteyen kişinin arzusunu
dikkate alıp ona göre mütalaa veriyorsa, kişinin isteğine aykırı bir
mütalaa verilmesi halinde kendisinin görevden alınacağı, tasfiye
edileceği, bir daha milletvekili olamayacağı, apoletlerinin söküleceğini
tahmin ediyorsa, özgürlükleri sınırlıdır.
‘Sadullah Ergin ABD'de Adalet Bakanlığı yapamazdı’
AK Parti Tüzüğü'nün 21’inci sayfasında “Demokrasinin hukuk yoluyla
varlık kazandığı demokratik hukuk devleti” ibaresi mevcuttur. Hukukun
üstün kurallarını ihmal ederek demokrasi olmaz. Bir denetim mekanizması,
kurallar manzumesi olmalıdır. Sayın Sadullah Ergin’in HSYK kararına
ilişkin “ yetki gaspı” sözleri kabul edilemez. Hükümetin hukuken ve
siyaseten bunlara girmemesi daha doğruydu. Ne yapabilirdiler;
“Anayasa’nın HSYK kararlarını yargı denetimine kapatan 159’uncu
maddesinde değişikliğe gidelim ki bu kararlar yargı denetimine açılsın”
diyebilirlerdi.
Siyasi etik kuralları önemlidir. Sayın Sadullah Ergin Antakya Doğumevi
ihalesinin kimlere verilmesi yönünde el yazısını taşıyan notun kendisine
ait olduğunu yalanlamamıştır. Sadece bu ihalelerin o notta adı geçen
kişilere verilmediğini söylemiştir. Bu konuda da iki mahkeme kararı
mevcuttur. Bunlar milletvekilliği ile bağdaşmaz, etik değildir. Bir
Adalet Bakanı böyle etik değerlerden yoksun olmamalıdır. ABD'de bir
Adalet Bakanı adayı yanında kanunsuz işçi çalıştırdığı için bakanlığa
gelememiştir. Sayın Ergin ABD'de olsa Adalet Bakanlığı yapamazdı.
'Sami Selçuk gibi biri Adalet Bakanı olmalı’
Hükümette bir değişiklik yapılmalı; Adalet Bakanlığı’na Sami Selçuk gibi
siyasete girmeyen, toplumda güven uyandıran, tecrübeli bir isim
getirilmeli. Buna şiddetle ihtiyaç var, AK Parti’nin programında
dışarıdan bakan atama ile ilgili geniş hükümler bulunmaktadır. Sayın
Ahmet Davutoğlu’nun dışarıdan hükümete dahil edilmesi gibi Sami
Selçuk’un da Adalet Bakanı olmasını isterim.
'Hoşgörüsüzlük de parti kapatma sebebidir, konuşmalara dikkat’
Partiler kapatılırken devlet onları susturdu. Ama parti yönetimleri de
antidemokratik uygulamalarla üyelerin ağızlarını kapattı. Parti içinde
bu noktada bir muhasebe yapılması gündeme gelmiyor. Elbette kapatılma
tehdidi altında bir partinin siyaset yapması mümkün değildir. Ancak
Yargıtay Başsavcısı yetkiler dahilinde rutin görevini yapıyor. “Savcı
gazete kâğıtlarını topladı, kapatma için düğmeye bastı” şeklinde bir
anlayış etik ve doğru değildir. Bu noktada Fazilet Partisi’nin
kapatılmasından önceki süreçte Meclis Uzlaşma Komisyonu’nda Sayın Mehmet
Ali Şahin’in zabıtlara geçen şu sözünü hatırlatmak isterim. Sayın
Şahin’in “Bir parti hakkında kapatma davasının açılması bile fevkalade
önemli bir konudur” sözünü partililer dikkate almalıdır. Venedik
Kriterleri’ne göre hoşgörüsüzlük de bir kapatma sebebidir. Son
zamanlarda bazı bakan ve milletvekillerinin konuşmaları hoşgörüsüzlükle
özdeşleşmektedir.
'Türkiye, Ergenekon'da adil yargılama açısından AİHM'de mahkûm olacak’
Meclis’te “torba kanun” denen bir olay vardır. Birçok kanunda değişiklik
tek bir torba kanunla yapılmaktadır. Korkumuz, Ergenekon’un (hukuken bu
ismi kullanmanın yanlış olduğuna dikkat çekiyor) bir torba davası
olmasıdır. Hukuka aykırı birçok şey iddia edilebilir, ama bunların tek
bir dava içinde yer alması bana “torba kanun” anlayışını hatırlatıyor.
Usul hükümlerinin dikkate alınmaması, adil yargılanma hakkı bakımından
bu dava neticesinde Türkiye AİHM’de epey mahkûm olacaktır.
‘Tayyibe kelime-i Tayyib gerekir’
Şu benzetmeyi zaman zaman yaparım, Tayyibe kelime-i Tayyib gerekir.
Kelime-i Tayyib, güzel sözdür. Ama bu güzel sözler iyi davranışlarla
taçlandırılmadıkça hüküm ifade etmez. Söz ve eylem, eylem ve işlem
arasındaki uyum önemlidir. Bunu yapmıyorsanız orada bir zafiyet vardır.
‘Onlar için faullü görünen çok hareketim oldu ve…’
- Şimdi bu değerlendirmelerinizden sonra birçok akıldan benzer bir yorum
geçebilir: “Başbakan, isminizi eleştirileriniz nedeniyle mi çizdi?”
Sayın Başbakan’ın kişisel tasarrufudur. Onlar bakımından benim faullü
görünen çok hareketim olmuştur.
- Ne gibi?
Zannediyorum; 1 Mart Tezkeresi, Cargill Yasası, dokunulmazlıklar, mal
bildirimlerinin açıklığı, harç-haraç meselesi, 1 Mayıs’ın tatil ilan
edilmesi, (Bu kanun 23. dönemde çıktı). Meclis CHP tarafından olağanüstü
toplantıya çağrıldığında orada bulunan tek AK Parti’li olmam, birçok
kere aykırı oy kullanmam ve konuşmam... Bakın ben tüzük ve program
çerçevesinde konuşuyorum. Benim bunları uygulanmasını isteme hakkım var.
Ama siz bunu yaptığınız diye “fitne, fesat, bozgunculuk” yapan olarak
görülüyorsanız orada sorun vardır. Ne söylediğine bakmak yerine
“CHP’liler gibi konuşuyorsun” diyerek politika yapamazsınız.
'367’nin ciddi sorun olduğunu söyleyince CHP’liler gibi düşünüyorsun
dediler’
- Erdoğan'a “Köşk'e çıkmayın” dediğiniz bir efsane midir?
Tarihe tanıklık itibarıyla bunların söylenmesinde beis görmüyorum. Evet,
Sayın Başbakan’a 30 kişinin olduğu bir ortamda bunu söyledim.
Cumhurbaşkanı’nın uzlaşmayla seçilmesi gerektiğini, Anayasa’nın da bu
doğrultuda olduğunu, 367 konusunun ciddi bir konu olduğunu, 367’nin yeni
olmadığını, Sayın Erdoğan Teziç’in “Anayasa Hukuku” kitabında da yer
aldığını, bunu da Sayın Gül’e takdim ettiğimi ifade ettim. Ayrıca şunu
da belirttim; “Sayın Özal’ın seçimine itiraz olmadığı söyleniyor, ama bu
doğru bir yorum değil. Çünkü Meclis kararları, Çumhurbaşkanı seçimi
dahil, Anayasa Mahkemesi’ne gitmez. Fakat 1996 yılında Meclis
İçtüzüğü’nün 121’inci maddesinde değişiklik yapıldı. Cumhurbaşkanı
seçimi eylemli olarak İçtüzük değişikliği niteliğinde değerlendirilerek
Anayasa Mahkemesi’ne gidebilir. Ve bununla ilgili karar verilebilir.
Bütün bu uğraşlardan sonuç alamıyorsanız İçtüzüğün 121’inçi maddesini
değiştirin, Anayasa Mahkemesi’ne gitmenin önünü tıkayın. Anayasa’nın
96’ıncı maddesinde yazılı “Anayasa'da başkaca bir hüküm yoksa” ibaresini
değiştirin ki, bu madde Cumhurbaşkanı seçimine işaret ediyor. Nitekim
daha sonra Anayasa’daki bu ibare kaldırıldı
Bu haber için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
POLİTİKA kategorisindeki bütün başlıklar için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 2 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.