1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. “Haberin Yok Gibidir Taşıdığın Değerden”
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

“Haberin Yok Gibidir Taşıdığın Değerden”

A+A-
9 Ağustos 2012 tarihinde Hakimiyette yayımlanan yazımda (http://www.hakimiyet.com/siyaset-sadece-rekabet-midir-makale,1592.html) AbdullahGül ile Başbakan recep Tayyip Erdoğanın ilişkilerini ele almış ve yazıya şöyle bir giriş yapmıştım:
“… Deniz Baykal CHP liderliğini kaset skandalı olmasa bırakacak mıydı? Rahmetli Erbakan Hoca’nın önce yenilikçilerle, sonra Numan Kurtulmuşla girdiği iç mücadelenin ne boyutlara vardığını bilmeyenimiz var mı? Erbakan ve Ecevit’in son günlerindeki bedenen o yıpranmış halleri ile (yürüyemez bir duruma düştükleri halde) siyasete (ki onlar buna halka hizmet diyorlar) nasıl asıldıkları elan milletin hafızasında duruyor. 6 kez gidip 7 kez gelen Demirel bu gün bir ışık görse eminim hemen dalar siyaset denizine. Mustafa Kemal ölmeden makamını kimseciklere vermedi, İsmet paşa ancak O öldükten sonra başa geçebildi. İsmet Paşa da iyice yaşlanmasına, duyma yetisini yitirmesine rağmen CHP başkanlığını “Kara oğlanın” zaferi sonucu bıraktı. Buna benzer haller ve kavgalar İnönü - menderes, Demirel- Ecevit, Çiller- Demirel, Mesut Yılmaz - Turgut Özal, Turgut Özal- Demirel, Ecevit- İnönü, Ecevit- Baykal… Arasında da en şiddetli şekilde yaşandı. Türkeş’inde ölmeden o koltuğu bırakmadığını bilemeyenimiz yok. Sadece siyasiler mi? Sivil, askeri bürokraside birçok kişide aynı durumda. STK başkanlıklarına bakarsanız oralarda çoğu zaman “yaşlı kurtların” barındığı kurumlar halindedir. Bizde zaten liderler koltukla adeta “Katolik Nikâhıyla” evlenirler…”
Konuyu irdeledikten sonra sonucu şöyle bağlamıştım:
“…Makam Hırsına Gem Vurabilen Kahramanlar
Tarihte görülen Bu kötü misallere karşılık Olumlu misallerde yok değildir. Benim hemen aklıma geliveren misaller şunlar: Hz Ebu Bekir’in Halifelik için Hz Ömer’i teklif etmesi, buna karşılık da Hz Ömer’in, Hz Ebubekirin elini tutarak ona biat edip halife seçilmesini sağlamasıdır. Ayrıca kardeşleri lehine saltanattan çekilen Osmanlı padişahı Orhan Bey’in kardeşi Alaeddin Ali paşa ile, Oğlu Mehmet lehine iki kez tahtı boşaltan padişah II.Murat, kardeşi Tuğrul Bey lehine bu haktan feragat eden Büyük Selçuklu Devletinin namlı hükümdarı Çağrı Beylerde konumuza misal teşkil ederler..
Günümüzde bu işi başarabilen çok az kişi vardır. Bunlardan biri Erdal İnönü’dür. O kendi isteği ile başkanlıktan çekilmiştir. Ama en büyük misal gözümüzün önünde yaşandı ve inşallah yaşanmaya da devam edecek gibi görünüyor. Bu misal Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül ikilisinin yaptıklarıdır. Kendilerinden önce ölene kadar veya atılana kadar bu makamı terk etmeyen veya terk etmek istemeyen birçok numune varken Abdullah Gül Başbakanlıktan istifa ederek bu makamı Erdoğan’a, Erdoğan’da kendisi istese mutlaka seçilebileceği Cumhurbaşkanlığı makamını “kardeşim” dediği Abdullah Güle hediye etmiştir. Son günlerde bazılarını iştahını kabartan olası “Gül - Erdoğan çekişmesi” geçen gün Gül’ün açıklaması ile son buldu.
Milletçe dua edelimde bu fedakârlık, bu vefa hayırla sonuçlansın. Yine dua edelim…”
GELELİM GÜNÜMÜZE
Türkiye her yönü ile bu gün tarihi bir viraj alırken (çünkü bu günlerde Suriye ve Irakta yaşananlar Türkiye’nin ve bölgenin geleceğini şekillendirdiği günlere denk geliyor) Ak arti içinde çıkacak bir ayrışma sadece ülkeyi değil bölgeyi de çok olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle bu fitneye, bu ayrışmaya, sebep olacak kişiler, gruplar ve kurumlar bu vebalin günahını sadece bu dünyada değil ahirette de çekerler. Hz Osman’a karşı başlatılan basit bir isyan nasıl asırlar boyu ümmetin yarayan kanası olmuşsa, II. Viyana kuşatmasında basit gibi görülen ( haklı nedeni bile olsa ) bir itaatsizlik nasıl ki Osmanlı’nın/ Ümmetin DURAKLAMA DÖNEMİNE girmesine neden olmuşsa, Maazallah bugün çıkacak bir fitne asırlar sonra yakalanan bir diriliş muştusunun ertelenmesine sebep olabilir. Nefsine yenilmiş bazı insanların makam, para, mansıp, çıkar, lüks yaşama arzusu gözlerini öyle kör eder ki yaptığı hareketlerin en başta kendisine zarar vereceğini bile unutur.
Ümmetin tarihte görülmemiş bir şekilde aşağılandığı, öldürüldüğü, ülkelerinin parçalanıp, şehirlerinin yıkıldığı, Müslüman halkın zillet içine düşürüldüğü; Güneydoğuda askerimizin, Polisimizin canı pahasına savaş ve şehitler verdiği bir dönemde; İçerdeki gafil ve hainlerin Dünyanın kanlı efendileri ile ülkeyi ve ümmeti mahvetmek üzere ittifak kurduğu bu meşum zamanlarda, nefsinin, grubunun çıkarı uğruna iç cephe açarak, cepheyi zayıflatanlar yukarıda da dediğim gibi sadece bu dünyada değil sonsuz alemde de bu vebalin cezasına katlanmak zorunda kalırlar.
Sadece sorumlu makamda olanlar değil, tek tek herkes, ülke, ümmet, vatan, bayrak… Derdi olan vicdanlı herkes bu fitneye karşı durmalı, bu fitne ateşini söndürmek için “barış suyu” taşımalı. Sorumlu makamda olanlar ise “Taşıdığın değerin” farkına varıp ona göre hareket etmeli. Bizlerde bol bol dua edip, Rabbimizden Ümmeti Muhammedî sahil-i selamete çıkarması için biteviye niyaz etmeliyiz.
Rabbim Ümmeti Muhammed’e Selam ismi ile muamele etsin)amin
Bu yazı toplam 97 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.