1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. HAD BİLMEK ÜZERE BİR YAZI
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

HAD BİLMEK ÜZERE BİR YAZI

A+A-

İnsanoğlu olarak bu dünyaya geldik. Bu tamamen irademiz dışında gerçekleşti. Çünkü bize bu yaşamı bahşeden rabbimizin muradı bu idi. Dünyaya gelen her bir fert için geçerli bir gerçektir bu.
Ama insan egosu öylesine büyük bir tehdit ki tamamıyla isteği ve bilgisi dışında geldiği dünyayı idare etmek ve tüm insanları dilediği gibi çekip çevirmek isteğiyle kendine bir yol çizdi.
Hâlbuki kendisinin ilmi o hayatı kendine bahşedenin ilmi yanında bir hiç idi. Asla mütevazı olmayı düşünmedi. O en güçlü en sözü dinlenir kimse olmalıydı. Pohpohlandıkça kabaran egosu şişen balon hesabı bulunduğu kaba sığamaz hale dönüştü.  
Vakti geldiğinde tıkır tıkır işleyen saatinin duracağını ve kendisinin bir hiç olduğunu anlayacağı o günü görene dek hiç geri adım atamadı. 
Her gün doğan ve batan güneşin, yağan yağmurun, karın, oluşan depremlerin ve benzeri onlarca tabiatta meydana gelen gelişmeler karşısında sadece seyirci olduğunu ve kendisine dönülüp fikrinin bile sorulmadığı böyle bir evrende yaşayan zavallı insan topluluklarıyız. 
Biz kimiz ki?
Ne doğumumuzdan haberimiz oldu, ne de ölümümüzden haberimiz olacak…
Yazılmış bir kader çizgisinin yönünü tayin etmesi için yaratan tarafından fırsat verilen ve adım adım yaptıklarımızla takip edildiğimiz bir dünya yaşamının oldukça sıradan ve biçare fertleri olarak bize sorulmayan ve tenezzül dahi edilmediğimiz böylesine devasa bir yapının içinde ki zerrecikler olarak neyin peşindeyiz?
Birisi bunu bana anlatsın.
Herkes egosunun çarkları arasında kendi pozisyonunu ve yapısını idrak edemiyor.
Sadece günübirlik düşünüyor.
Anlık hesap ve beklentilerle yaşamımızı dizayn etmeye ve kendimize çıkar üstüne çıkar sağlama hedefleri gözetiyoruz. 
Kimse yaratılış gayesini sorgulamıyor. 
Kimse haddini ve sınırını tanımıyor.
Sadece rabbini bilen sınırlı sayıda insan ve Allah’ın veli kulları dışında kalan herkes günübirlik bir hayatın çarkları arasında yuvarlanıyor ve adeta taklalar atıyor. 
Yarınını görmediği bir hayatın hengâmesi arasında çıkar sağlamak için hedefler koyuyor.
Hedefine ulaşmada haram ve helal olgusunu aklına getirmeksizin düştüğü bu cendereli hayatın arasında yok olup gidişine her geçen yeni gün yenisini ekliyor.
Filmin sonunu hiç düşünmüyor. 
Necip Fazıl’ın Allah Derim şiirinin incelmesinde okuduğum bir yorum der ki;   
Eşya ve hâdiselerin sırrına hudutları içerisinde ermeye memur insan, İslam zaviyesinden dünyaya bakabilmeli, mikrodan makroya, atomdan fezaya kadar üstün İslam telakkisini nakış nakış işleyebilmelidir. Bu vazifenin bilincine haiz olan insanın zamanını boş işlere adaması, merkezde yegâne, muhitte sayısız olan Hak davasından sapması, vazifesinden ve memuriyetinden şaşması düşünülemez. Zira yaratılış gayesi ve ifa etmekle yükümlü olduğu vazifesi, o insanın dimağına keskin jiletlerle kazınmıştır. Bu yaradan akan ulvî kan kesilecek olsa bile, yaranın izi her daim kalacaktır.
Bu ulvî ve mefkurevî insan, ruhî veya cesedî uzuvları ile yapacağı her işte, atacağı her adımda Allah’ı hatırlama ve O’nun emir ve yasaklarını gözetme gibi güzide bir hâl üzere olur, nefsini muhasebe ve murakabeye tabiî tutmaktan bir an bile geri durmaz, dünyaya madden ve mânen hâkim bir eda sergiler. Dünyaya Allah’ın halifesi olarak avdet etmiş ve “fânilik zemininde ebedilik tacı” giymiş insanın, parmak hesabı ile olan hiçbir şey ile tatmin olması tasavvur edilemez, düşünülemez.
Bu satırlar yaratılış gayemize temas etmiş.
Hani şu paylaşamadığımız ve birbirimizi yediğimiz bu dünyanın sonu; bana, sana, şu karşıda ki çocuğa, şu arabayı kullanan gence, şu domates satan kabzımala, şu sefahat içinde yüzen parasının hududu olmayan zengine, şu karşıki dilenciye, devlet idare eden üst düzeye dahi kalmayacak. 
Gelirken bize danışmayan rabbimiz giderken de bize sormayacak.
Kadere imanımız hamdü senalar olsun ki sonsuzdur. Fakat rabbimiz dünyaya gelen her bir ferde ihsan ettiği akıl ve izanla yolunu çizme fırsatını tanımıştır. 
Karşımıza iki yol koyarak hayra ve şerre giden yol çizgisinde ki tercih ve yön tayinini bize bırakmıştır. 
Lüks ve şatafat yüklü bir hayata ilişkin arzu ve beklentilerinizi tayin ederken bu yazdıklarımı da aklınızdan çıkarmayın.
Hiç kuşkusuz bu hayatın sonu ölüme çıkıyor. 
Yaşınız yüze de ulaşsa yüz elliye de ulaşsa bu film bitiyor.
Değer mi?

Bu yazı toplam 615 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.