1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Hadimi Medresesinin Gelişmesi
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Hadimi Medresesinin Gelişmesi

A+A-
Padişah III. Ahmed’in Hadim’i Hz. ni İstanbul’a çağırması:
Hadimi’nin kurup ders okuttuğu medrese de seçkin âlimler yetiştirmesi, ünlü âlim olarak kendini kabul ettirmiş bulunmasının somut örneklerinden biride şu tarihi hadiseyle isbat edilmektedir.
Hadimi: Medresesin de derslerini okutmakta iken o zamanlarda İstanbul da AVRUPA’nın SEÇKİN BİLGİNLERİNDEN HIRİSTİYAN BİR MÜSTEŞRİK’İN (Doğu toplumlarının tarihini, dilini, edebiyatını, kültürünü, folklorunu) araştıran batılı bilgin, İslam’ı ya da Hıristiyanlığın Hak din olduğu üzerinde ilmi münazara (tartışma) yapmak için Osmanlı İmparatorluğu yetkililerine başvurmuş. İstanbul da bulunan âlimler arasında, bu batılı bilgin karşısında ilim ve kültürel kudrete sahip itimatlı âlim arıyorlar. O zamanın Şeyhulislam-ı ve Hadimi’nin Hocası olan ”Kazabadi Ahmed Efendi” bir hayli yaşlanmış olmakla kendisi saraya davet edilip soruluyor.
Hocanın cevabı şudur:”Bunca yıldır okutup yetiştirdiğim talebelerimin içinde üç buçuk talebem vardı diye öğünürdüm. Bunların içinde üçü de tam gelişmedi. Fakat o dört talebemin içinde, buçuk olarak değerlendirdiğim (Hadimli Mehmed Efendi) çok büyük bir hoca oldu. Konya’nın Hadim köyündedir. Hiç boş zamanı yoktur. Pek çok âlimler yetiştirdiğini öğreniyorum. Getirilirse İslamiyetin yüzü ak olur” demiştir.
Zamanın Konya Vali’si Ali Paşa, Hadim’e kadar gelmiş, Padişahın davetnamesini bizzat sunmuş, büyük âlim Hadimi’yi tebrik edip kucaklamıştır.
İstanbul’a o zamanın Müslüman ve Hıristiyan seçkin ilim adamları toplanarak Ayasofya cami’inde büyük bir topluluk oluşmuş. İlmi toplantıda önce hıristiyan bilgine söz verilmiş. Ve ilk kez kimin soru yöneltmesini istersiniz diye sormuşlar. Hadimi: O misafirdir kendinin isteğine göre olsun demiş. Söz Hıristiyan bilgine verilmiş.
Müsteşrik Hıristiyan; ”Üç soru soracağım, cevaplandırsın sonra o da bana üç soru sorsun.” demiş. Soruların mevzusu, İslamlığın ve Hıristiyanlığın özünü, tüm kültür ve ilkelerini kapsadığı için Müslüman ve Hıristiyan yoğun seçkin bir topluluk Ayasofya’yı doldurmuş.
Batılı bilgin’in sorusunu, Hadimi süresi içinde cevaplandırmış. Batılı bilgin tatmin olduğunu söylemiş. İkinci sorusunu da, yazdığı kâğıttan okuyarak büyüklük tavır ve kompleksi içinde Hadimi’ye sormuş. Hadimi, bu sorusuna da çok olumlu cevap verince, orda bulunan Müslüman ve Hıristiyan toplulukça alkışlanmış.
Hıristiyan bilgin, üçüncü sorusunu bir konferans verir gibi yazılı kâğıttan yüksek sesle okuyup cevap istemiş. Bu sorusuna kesinlikle bir cevap alamayacağını umutla beklerken, Hadimi müslümanlığın ve Kur’an’ı Kerimin hak din ve Allah’ın Kudsal kitabı olduğunu tüm delilleriyle isbat edince, yabancı bilgin düş kırıklığına uğramakla beraber kendisinin de, sorulacak soruları başarı ile cevaplandıracağı güvencesi içindeymiş.
Soru sorma sırası Hadimi’ye gelmiş. O da hazırladığı soruyu sormuş. Henüz ilk soruda, cevaplandırma suresi 5 dakika olduğu halde Hıristiyan bilgin cevaplayamamış. İkinci bir beş dakika izin verilmesi ricası üzerine Hadimi hay, hay 5 dakika değil 10 dakika olsun demiş... Cevap alamayınca Hadimi: ikinci soruyu cevaplarsınız izin verirseniz onu sorayım deyince:
O mağrur batılı bilgin teşekkür ederim derken kekelemekle adeta diline felç gelmiş. Ayasofya da bulunan seçkin topluluk, Hadimi’ye hayranlık içinde hürmet duymuşlar, alkışlamışlar. Hadimi, İstanbul’dan ayrılırken iki deve yükü kitap ile Hadim’e dönmüştür.
İSLAMIN MÜSLÜMANLIĞIN GÖĞSÜNÜ KABARTMIŞTIR
Padişah 3. Ahmed’in hayran kaldığı bu sahne özellikle İslam âlemine onur kazandırmakla Müslümanlığın ve Türklüğün göğsünü kabartıp, iftihar edilmesi bakımından büyük önem ve değer taşımaktadır.
Padişah Hadimi’yi huzuruna çağırarak ”Ne türlü isteği olduğunu “sormuşlar. Özel bir isteği olmadığı cevabını vermiş. Hadimi, senin, ilim, irfan ve feyiz yuvası güzel medreseni yaşatmak için ”Bozkır ve Mut kazalarının aşarını Medresene vakfeddim.” demiş. Yıllık aşar: tahıl ve benzeri toprak ürünlerinden 1/10 ondalıklar üzerinden alınan Devlet geliridir.
”Fakat bir şartla: evvela İstanbul halkına, Ayasofya Cami’inde 40 gün vaaz edeceksin. Sonrada İstanbul âlimlerini imtihan edecek onlara icazetlerini vereceksin ki: biz de başına sarık dolayanların Hoca olup olmadıklarını bilelim demiştir.
Hadimi, Padişah’ın talimatı üzerine “Fatiha süresini” mevzu alan; kırk gün süre ile ilmi, kültürel, dini, İslami ve ahlakı vaazlarını sürdürmüştür... Ayasofya’ya toplanan yerli yabancı İstanbul halkı bu Konferanstan hususiyle Hadimi’ den o kadar memnun olmuşlar ki: Hocalar arasın da yapacağı imtihan günlerinde de Hadimi’yi dinlemek için gelip gitmişlerdir. Böylelikle medreselerde İcazet ”verilmesi kesinleşmiştir.
Yaşadığımız bu çağda diplomalarda; okul müdürü, milli eğitim müdürü, Bakan gibi devlet yetkililerinin imzaları bulunmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise “İcazetname” ye önce icazet veren Hocanın, ondan sonra bu hocanın icazet aldığı hocanın ve daha sonra onu okutan Hocaların en son Hadimi’nin adı yazılırdı. Tüm Osmanlı ülkelerinde belgelenerek yasal olarak hiç şaşıp sapmadan sürüp gitmiştir. Nitekim Hadimi’nin icazeti, Ahmed Kazabadi’den başlayıp 22. sırada son olarak ”Hz.Ali” ye kadar dayanmaktadır ki: bu Hocaların içinde Ali Gürani, Allame-i Şirazi, İmamı gazali, İmamı Muhammet, İmamı Azam Ebu Hanife ve benzeri ilim deryaları (Denizleri) vardır.
Hadimi medresesi, yıllar geçtikçe her yönden gelişip ileri bir üniversite niteliğine kavuşmasıyla bu medrese de tahsil yapmak için ülkenin her tarafından talebeler Hadim’e akın etmişler. Öylesine ki: aşağıda belirtileceği gibi talebe sayısı 2000 ‘e kadar yükselmiştir... (Devam edecek)
 
Bu yazı toplam 156 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.