1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Hadimi Ve Edille-İ Şeriyye
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Hadimi Ve Edille-İ Şeriyye

A+A-
İcma suretiyle vücuda gelmiş olan deliller, Hz. Peygamberin söz ve hareketlerine dayanmış olmaları sebebiyle, kıyas’a nazaran daha kuvvetli bir hükmü haizdir.
Kıyas’ın hareket noktası; birisi halledilecek, diğeri halledilmiş iki mesele arasındaki benzeyişe dayanmaktadır. Ortada vahye dayanan delillerle çözümlenmiş bir proplem ile kendisine şer’i bir hüküm izafe edilmek istenilen diğer bir mes’ele vardır. Birincisi yani çözümlenmiş bulunan ve kıyas kazıyesini teşkil edecek olan mesele, vahy’e müstenit delillerle hal edilmiş olmasına nazaran, bu meseleye benzetilmiş diğer meselenin de bu benzetiş; doğru bulunduğu takdirde, vahy’e dayanan delillerle çözümlenmiş gibi göz ününe alınması, aynı nufuz ve hükmü kapsamış bulunması tabiidir.
Hadimi; (2.cild 52-53-54 sahifelerin de) islamiyet’te birer sübut aracı kabul edilmiş bulunan diğer 16 delili şöyle açıklamaktadır: Edille-i şer’iye; (Kitap, Sünnet, İcma ümmet, Kıyası fukaha) nın dört asli delil olduğunu, bunlardan başka edille’i mülhaka (İlhak edilmiş-katılmış deliller) adını verdiği 16 delilin dört asli delile dayandığını beyan buyurmuştur.
Hadimi’ye göre “Cenabı Hakkkın kendisine kesin bir ibadet, itaat ve riyazat Allah’ın emirlerini yerine getirme, boyun eğme, dinleme-uyma nefs’i kırma-kanaatle yaşama-dünya lezzetinden ve rahatından sakınma) ile yaklaşmış bulunanlara vermiş olduğu ilham (İçe doğma) bazı noktalardan istiğrak (Daima içine gömülme, kendinden geçip dünyayı unutma) dakikaların da Hz. Peygamber’e içe doğma oluşa benzetilebilir. ”Böyle bir içe doğma kutsallığı kabul edilse bile ancak O kişinin kendisinin dışında başka bir kimseye bildirmesi hakkında Allah’tan bir emir almış olamaz. ”buyurmakta, Müslümanlarında böyle bir emre itaat mecburiyetleri yoktur denilmektedir.
Yine Hadimi’ye göre; taklid’in de bir şer’i delil sayılmasında en ufak bir hukuki kıymeti yoktur. Hadimi, Taklit kelimesinin bölünmesini yaparak bilimsel bir tabir olarak kıymetinin neden ibaret bulunduğunu açıkladıktan sonra, hiç bir suretle bir delil sayılamayacağı neticesine varmakta ve taklidi, deliller meyanın da olan fikri ret eyleyerek asli kaynakların dört olduğunu ve bir beşincisini kabule imkân bulunmadığını ilave yapmaktadır. Burada “Mecamiul- Hakaik”müellifinin, asli kaynakların sayılarına ilişkin düşüncesini açıklayışımızın sebebi;
İslam Hukukcu’larının, İslam kanununu genişletecek olan teşri araçları ile metot ve kaidelere atfetmiş bulunduklarını önemle ve ciddiyetle göstermek içindir. İmamı Azam. r.a.) devrine doğru çıkıldıkça bu önem ve ciddiyetin o miktarda arttığı ve teşri’i çalışma da kullanılan araçların denetiminde o kadar titizlik gösterildiğine şahid olunur.

KÜLTÜR
Duyuş, düşünüş birliği, manevi duygular
Gelenek, örf, görenek, adet, sanat varlıklar
Kültürüne sahip olmak; millet şiârı
Kültür bilinci ise, kişilik miğyarı
Kültüre bağlılık, vatanseverlik işi
Birli, beraberlik, uygarlık gidişi
Evet sevgili kardeşlerim; İslam’ın yetiştirdiği İlim, sanat, kültür, din, ahlak, hukuk âlimleri ise her alanda ve branşta; dünyada medeniyetin öncüleri, medeni insanlığın refahı yolunda ışık tutan, nur saçan âlimlerdir. (Devam edecek)
Bu yazı toplam 102 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.