1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. HAFTA SONU SOHBETLERİNDEN!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

HAFTA SONU SOHBETLERİNDEN!

A+A-

Bozkır Sarıoğlan Karazorlar Tesislerinde Karazorlardan Pehlivan İbrahim Ağabey, Ahmet Gündüz Başkan ile sohbet edip çay içtik.
Bu arada Eğisteli namı diğer Sarı Veli Sarıhan geldi. Hal hatır sorma faslından sonra sohbete giriverdik.
Sarı Veli Ağabey oldukça neşeli ve hoş sohbet birisi Karazor İbrahim;
--- Veli Ağa sizin köylüler nasıl köpeğe yemin ettirmiş bir anlat hele?
--- Bizim köylüler o zamanlarda üzüm, pekmez, kavut, meyve satmak için ova köylerine giderlermiş. Yol üzerinde köylünün köpeği bizim köylülerin katırını, eşeğini ürkütür daha ötesi aman vermezmiş. Bizimkilerin canına tak demiş köpeğin sahibinden köpeği istemişler.
O da yalvarmalarına dayanamayıp köpeği boynuna ip takıp Eğistelilere vermiş. Bizim köylüler köyün çıkışındaki cınkıraklı kuyunun başına varınca köpeği çınkırak zincirine bağlayıp kuyuya sarkıtmışlar. Kuyudaki sarkık durumdaki feryat figan bağırırken;
--- Köpek yimin it bir daha sırtı kıl abalıya, ayağı çarıklığa Eğisteliye bir daha havlamayacağına onları ıstırmayacağına yimin it. Seni salalım. Demişler.
Köpek haldan hasıldan kesilince bizimkiler köpeği salmışlar. Daha sonra aynı köyden Eğistelileri geçerken bir daha ıstırmak bir yana havlamamış bile. Bizim köylüler;
--- Gördün mü  yiminini tutuyor. Gıkı bile çıkmıyor, seni gidi seni Eğistelilere havlamak neymiş gördün mü?
**
Aynı buna benzer hadise Bizim Çumra’mıza bağlı Sodur (şimdi adı Erentepe) köyümüzde yaşanmış..
Arif Atalay Hoca o yıllarda Sodur’da öğretmendir. Köyde baranaya gelip giderken komşunun köpeği hocayı geçirtmez. Hocada baranaya gelmez olmuştur. Köylüler;
--- Arif Hoca bir kusur mu ettik baranaya gelmez oldun? Hoca;
--- Kusur falan yok da komşunun köpeğinden geçemiyorum. Deyince Kollu lakaplı iri yapılı köylü;
--- Arif Hocam sana bu köpek mi havlıyor? Deyip köpeğin kuyruğundan tutar. Arif ben köpeğe vururken sen sadece öksür. Kollu köpeği dövmüş Arif Hoca öksürmüş. Hocam bu köpek sana bir daha üremez, havlayamaz. Köpek havladığında sen sadece aynı şimdiki gibi öksür o zaman köpek kaçacak delik arar sen  rahat ol!
Ertesi akşam Arif Hoca baranaya giderken köpek yine çen çen  havlayınca Kollunun tavsiyesi ile öksürmeye başlayınca köpek vev vev deyip kendini duvar çeleninden aşağı atmış.
Bizim köylerimizde böylesi hoş insanı gülümseten fıkramsı olaylar olur.
**
Şimdi başka açıdan bakarak yazımıza devam edelim mi?
Toplumu ilgilendiren konularda mutlaka hassas davranmalıyız. Yani eskilerin ifadesi cami önünde dana kuyruğu kesiyorsan en güzel şekilde kesmelisin ki, nahoş ikaz almayasın.
Elbette seni ilgilendiren konularda özgür sayılabilirsin, sana kimse karışamaz; istediğin gibi yer, içer, giyinir ve oturursun.
 Ancak toplumu ilgilendiren konularda doğru konuşmalı, yalandan kaçınmalısın; eğer çıkar kaygısı ile yalan söyler, doğruyu eğri diye gösterirsen toplumu ayakta tutan güven duygusunu sarsmış olursun.
Atalarımızın uzun denemelere dayanan öngörülerini, tecrübelerini, bilgece düşüncelerini, öğütlerini dahası atasözlerini dikkate alan aldanmaz. Beyhude boş boş hayıflanmaz.
Düsturlarınız ve kılavuzlarınız sizi en doğruya götürüyorsa hem siz kazanırsınız hem de sizi sevenler dolayısıyla toplum, memleket, devlet kazanır.
Alelacele karar vermekten ve sonradan sahip çıkmayacağımız sözlerden uzak duralım.
Rahmetli Ali Amcamız Konya’da okurken oturduğumuz evin sahibi bizleri sıkça ziyaret eder nasihatte bulunurdu.
“--- Dünyanın elli bin türlü hali, her haline hazır bu Ali” Derdi, Ya biz her hale hazır mıyız?
Burada değmesin yağlı tulumdan bir hikayecik yazımızı bitirelim mi?
Osmanlı’nın son dönem hattatlarından Nâfi Efendi çocukluğunda, babası yetişmesi için iş yerine götürürmüş.
Ancak, yolculuk biraz farklıymış, babası atın üzerinde gelirmiş. Nâfi efendi ise arkadan yaya olarak. Babasına reisülküttap tarafından;
--- Çocuğunuzu neden yaya olarak getiriyorsunuz? Diye sorulunca Nâfi Efendi’nin babası adeta çağlar ötesine seslenir;
---- Şayet ilerde büyük bir makam sahibi olursa uzak yerlerden gelip kendine müracaat edenlerin ne kadar zahmet çektiğini anlasın da ona göre yapsın! Diye yürütüyorum. Cevabını vermiştir.

Bu yazı toplam 398 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.