1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. HAK VE BATIL MÜCADELESİ
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

HAK VE BATIL MÜCADELESİ

A+A-

Dünya ne zaman kuruldu ?
Tam bilen yok.


Kimilerine göre dünyanın yaşı 5 milyar yıl, kimilerine göre daha az veya daha çok.
Ancak bilinen bir şey varsa Dünya’nın ne zaman oluştuğu, ne zaman kurulduğunu yüce Allah’tan başka kimse bilemez.

Dünya üzerinde inancımıza göre ilk insan Hz. Adem…
Ondan sonrası kaç devir gelip geçti ? Bilen varsa da sadece teori.
Bilinen ise dünya kurulduğundan bu yana hak ve batıl hep bir birini ile mücadele ede gelmiştir.

Kıyamete kadarda devam edecek olan bir hak- batıl mücadelesi her alanda kendini gösterirken, ülke olarak biz de tarafımızı açıkça ortaya koyabilmenin cesaretini ortaya koyuyoruz. Orta Asya’dan yapılan göçler sonrasında ve Hz. Peygamber’in İslam Peygamberi olarak insanlığa tebliği ile Türkler kütleler halinde İslam’a geçmişlerdir. Türk Milletinin yaklaşık yüzde 99.5 u ise İslam’dır.
Bizim 1071 tarihinde Anadolu’ya geçişimizden itibaren   Avrupalılar, Bizanslılar ve bugünde emperyalist güçler ve Siyonizm  Anadolu’dan çıkartmak istemekte, güçlü olmamızı engellemektedirler. 
Geçmişte Haçlı seferleri ve bugünkü saldırıların altında yatan gerçek budur.Bizi her alan tutsak etmek isteyen başta ABD olmak üzere bazı devletlere Cumhurbaşkanı R. Tayyip  Erdoğan’ın REST çekmesi bunun en açık örneğidir.
Bizim millet olarak her zaman kullandığımız kavramlara bakıldığında, batıl;nefislerin esaret altına aldığı kişilikleri zulüm,benlik,bencillik, sömürü, haksızlık, iftira, yalan,dalavere, düzenbazlık gibi özelliklerle kuşatır. Bu kişiliklerin hayat felsefesi dünyalıklar üzerine kuruludur.
Yaşadıkları sürece elde ettikleri ya da etmeye çalıştıkları her türlü dünyalıklar onlar için başarının tatmin araçlarıdır.Amaç ise her zaman daha fazlasını elde etmektir. Bunları yaparken de kullandıkları en güçlü silah hiledir,ihanettir.Buna son örnek FETO kakışmasıdır. 
Bu ve bunun gibiler karşısında Türk Milleti her zaman dik durmuş ve adaletten, demokrasiden ve bayrağımızdan, dinimizden ve ülkemizin bölünmez bütünlüğünden yana olmuştur.Bir de tarafsız olanlar vardır. Nemelazımcılar yani. Bunlar etliye sütlüye karışmayan tiplerdir. Aslında marifetleri hem camiye mum yakmaktır hem de kiliseye. Böylece kendilerini garantide hissederler.Hayatı boyunca nerde bir zalim görse karşısına dikilene ve nerde bir mazlum görse koruyup kollayana ne mutlu!
Bir başka son örnek ise Kudüs, ABD ve İsrail’dir. İnanıyorum ki, Bu Necip millet bunların hakkında da gelecektir.
Bugün ülkemizin ayağa kalkarak, yürüdüğü yollar dikenlerle örülüdür, ayağımıza batar da canımız acımaz ve lakin yüreğimizi kanatan dikene batmadan yürüdüğünü zanneden ayakların prangaları kırılmıştır.Hainler ya da ihanet çeteleri,terör örgütleri bekli de hayatlarında en büyük darbeyi almış,iç barışın sağlanması noktasında önemli adımlar atılmıştır. PKK, DEAŞ, PYD can çekişmektedir. İnşallah kökleri kazınır.Bu gibi terör örgütlerine anladıkları dilden cevap verilmiştir,verilmeye de devam ediliyor.
Bu konuda duygusallığı bir kenara bırakalım…
Taşeron terör örgütlerini kullanarak, bizi karanlığa sürüklemeyi amaçlayanların bu kirli düşünceleri başarıya ulaşamamıştır.Ulaşamayacaktır da…Şimdi içeride bulunan işbirlikçilerini de devreye sokarak,ekonomik açıdan ülkeyi zora sokmak için sarf ettikleri caba da  boşa çıkacaktır.15 Temmuz’da başaramadıkları gibi yine başaramayacaklar..
Kirli ittifaklar yanıltmasın, korkutmasın kimseyi… Asla karamsar olmayalım.Ülkede huzur ve istikrarı isteyen her vatandaş elini vicdanına koyarak ülkenin geleceği için inşa edilen duvarlara bir tuğla koymalıdır.
İhanetle başarılı olacakları görüntüsü verenler yanıldı.Aslında yaptıkları yada yapmaya çalıştıkları kendi marifetlerinden değil,bugün Filistin’de kendini şeytanın hilelerinin onlardaki tezahürünün yansımalarıydı.
Bilmedikleri bir şey vardı; Allahın adalet kalkanıyla korunan insanlar var oldukça,rahmani melekler şeytana teslim olmaz.
Bakmayın siz bilincini kaybetmiş,tutarsız dindarlık adı altında dini sömürerek yıllarca ihanet çetesine,eleman kazandıran hainlerin yurt dışında hala salvo yapmaya çalışmalarına..
Devlete saldırmalarına…
Kin ve nefret kusmalarına…
Her şeye rağmen "Milli değerlerine sahip çıkanların desteklenmesi" anlayışının ve “milletin mazlumiyet birlikteliğinin” desteklenmesi ülkenin istikrarıyla kaderiyle alakalıdır…
Şu günlerde fazla söze ne hacet…

Yazımı M. Akif Ersoy’ın bir şiiri ile bitireyim.

​​​​​​​Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem; 
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. 
Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım! ...
-Boğamazsın ki! 
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; 
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale; 
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale! 
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? 
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum! 
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim! 
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! 
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?



 

Bu yazı toplam 441 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.