1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Hakikate neyle nasıl ulaşacağız?
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Hakikate neyle nasıl ulaşacağız?

A+A-

İnsanoğlu, yaratıldığı ilk günden beri varlığını ve varlığı, dünyayı ve ahireti, geçiciyi ve sonsuzluğu, ölümü ve hayatı, sevgiyi ve kini, adaleti ve zulmü… Anlamlandırmaya çalışmış, bunların hakikatini bulmak için çok değişik yollar denemiştir. Allah’ın kendilerine bahşettiği akılları ile bu sorulara cevap bulmak isteyen insanlar, bir yere gelip tıkandıklarında kendileri gibi bu yolda giden, lakin daha zeki, daha çalışkan ve bu arayışı bir meslek edinen Filozofların peşine düşmüşlerdir. Tabi olarak Filozoflar da bu konuda hepsi kendi aklı ve kabiliyeti nispetinde görüş sunduğundan ve herkesin aklı ve görüşü kemmiyet hem keyfiyet olarak yüzlerce çeşide ayrıldığından dünyada ne kadar insan varsa o kadar farklı o kadar çeşit teori ve görüş ortalığı doldurmuştur.

Allah’a (cc) tüm sıfatları ile inanan insanlar da bu soruların cevabını Allah’ın gönderdiği dinlerden, kitaplardan, elçilerden öğrenmek istemişler, lakin bu yolda yürümek isteyenlerin karşısına da,  çeşit çeşit dinler, çeşit çeşit mezhepler, değişik değişik tarikatlar çıkmıştır.

Türkiye’de yaşayan bizler Rabbe şükür ki son ilahi din olan İslam Dininin mensuplarıyız. Yani Müslümanız. İyi ama İslam’da da birçok mezhep, tarikat var. Bu mezheplerden, bu tarikatlardan hangileri doğru, hangileri sahte? Bu soruların cevabını nasıl bulacağız? Sorular zor sorular çok.  Neyin iyi, neyin güzel, hangi yol İslam’a uygun,  hangi yol insanı batıla ve bedbahtlığa götürür?  Sorularının cevabını ancak iyi bir din eğitimi almış, güzel ahlaklı, kendi içinde tutarlı âlimlerden, mürşitlerden alabiliriz. Öyle bir âlimin, öyle bir mürşidin, öyle bir grubun peşine takılmalıyız ki onların hem bilgisi (itikadı) doğru, hem ibadeti yerli yerinde, hem ahlakı güzel, hem de muamelatta sıratı müstakim üzere olsunlar.

AHİRETTE HERKES KENDİSİNDEN SORUMLU OLACAK

Son iki yüz yıldır kılavuzunu, devletini, kurumlarını,  hedefini kaybetmiş Ümmet-i Muhammed(sav) ve Türkiye Müslümanları büyük arayışlarına devam ediyorlar. Türkiye’mizde son yıllarda dini alanda sağlanan özgürlüklere rağmen, hem dini öğrenmede,  hem toplumsal yaşayışta İslam ahlakının istenilen seviyeye gelmediği  (hatta bazılarına göre de daha da geri gittiği)  gerçeği önümüzde duruyor.

Bu gerçeklik karşısında bizler fert olarak, aile olarak, grup olarak ne yapabiliriz? Devlet eliyle dini bilgilerin bir yere kadar verilebildiği, ahlaki gelişmelerin istenen oranda olmadığı görülmüş durumda. (O sebeple veya bu sebeple bu konuyu  tartışmak başka bir yazının konusu.)  O zaman geriye ne kalıyor?  Fert olarak, aile olarak, grup/ dernek/ vakıf… Olarak devreye girilmesi gerçeği kalıyor.Bu gerçekleri gören gönül ehli, din, tarih, dil, millet ve devlet  bilgisine ve  şuuruna sahip, doğuyu ve batıyı bilen, madde ile manayı, dünya ile ahireti  dengelemeyi başarmış, akıl ve gönül terazisinin kefelerini dengede tutabilmiş insanları bulmak ve onlarla birlik olup,  onlarla yol yürümek kurtuluşun en kestirme yolu gibi görünüyor.

Beden, ruh, vicdan, nefis… Anne, baba, yar, yaran, dost, evlat, millet, devlet, cemiyet… Bunlarla ilişkilerini,  önemleri miktarınca kıymet biçip, hepsinin hakkını Hakkın verdiği  adalet terazisinde tartıp dağıtabilen insanları grupları bulup dayanışma içinde hakkı yüceltmek, gerçeği gönüllere ve cemiyete hakim kılmak bu dönemde yapılacak en mühim, en güzel iş gibi geliyor bana,

Rabbim tüm insanlığa,  Ümmet-i Muhammed’e, akıl, ruh, beden, gönül… Sağlığı versin. Tüm Adem oğullarını hakka vasıl olanlardan eylesin. AMİN.

Bu yazı toplam 1067 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.