1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Hakiki Münevverlere Gerçek Aydınlara İhtiyaç Var
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Hakiki Münevverlere Gerçek Aydınlara İhtiyaç Var

A+A-

Bu dünya bir sıkıntı yeri. Bu dünyada cennet yok. Bazen şahsi sıkıntılarımız, bazen toplumsal problemlerimiz, bazen ailevi meselelerimiz huzurumuzu kaçırır, sağlığımızı bozar. Bu durum anormal değil, çünkü bu dünyayı, bu evreni, zamanı, mekanı ve insanı yaratan Allahzülcelalin kanunu böyle: “"Şüphesiz biz insanı zorluk(sıkıntı) içinde yarattık." (beled, 90/4)

Herkes gibi bende aklım ereliden beri ülkemizi, toplumumuzu hep sıkışmışlık içinde hatırlıyorum. Bütün dünya sıkıntı da lakin bizimki daha büyük gibi; derdin biri bitmeden diğeri başlıyor. Biz dünyaya gelmeden I. Dünya savaşı ile birlikte koca Osmanlı çökmüş. Osmanlı, emperyalist devletlerin cetvelleri ile 30 devlete ayrılmış. Ümmet paramparça olmuş Ardından Kurtuluş savaşı… Savaş kazanılmış Lakin uzun yıllardır süren savaşların (balkan, I. Dünya ve kurtuluş savaşları, göçler) sonucu ekonomik çöküntü, yoksulluk, salgın hastalıklar… Milletimizin adeta yoldaşı olmuş.27 Mayıs uğursuz darbesi Menderes’in asılması…1980 öncesi yaşadıklarımız; sağ- sol çatışmaları, anarşi, terör, ölen beş bine yakın genç. 12 Eylül darbesi ve o süreçte yaşanan haksızlıklar… Özal’la başlayan huzurun, PKK kanseri ile tekrar bozulması.

AK parti ile başlayan siyasi istikrar ülkeye çok şey kazandırdı. Ekonomideki düzelmeler, (paradan sıfırların atılması, düşen enflasyon ve faiz, yapılan yollar, köprüler, barajlar, tüneller, eğitime sağlığa ayrılan hazine payının müthiş yükselmesi, alım gücünün ve milli gelirin artması…) yapılan yatırımlar… Her şey iyi gidiyordu, lakin Irak ve Suriye’de olan gelişmeler ülkemizi yine büyük bir sıkıntının eşiğine getirdi. 15 Temmuz darbe girişimi birçok şeyin bozulmasına neden oldu. Buradan çıkış yolu elbette var. Bu konuda en büyük vazife elbette ülkeyi yönetenlerde. Laikin ülkemizde demokrasi olduğu için bu işi sadece iktidardan beklemek işin tabiatına aykırı. Bu sebeple, sıkıntıdan kurtulmak için aydınlarımızın, münevverlerimizin, muhaliflerimizin, kanaat önderlerimizin ve halkımızın da işin bir ucundantutması gerekiyor. Aydın Münevver Akademisyen Ulema

Aydın, Münevver, Akademisyen, Ulema… Bu sıfatları taşıyan kişiler toplumun ışık saçan, kendinden önce milletini, yurdunu düşünen, şahsi çıkarlarını milletin çıkarlarından arda koyan, tüm zorluklara katlanarak halka rehberlik yapan önder ruhlu, erdemli kişilerdir. Bu sıfatları taşıyan kimselerin özelliklerini anlatmak bu yazının amacı değildir. Benim burada anlatacağım şey halk olarak zor zamanlarda din, mezhep, ırk, bölge, kültür ayırımına bakmadan, birlikte yaşayabilme, ortak çıkarlarımızı birlikte koruyabilme kazanımını elde etmektir. Bu mevzuda da aydın, münevver, âlim, entelektüel… Değdiğimiz insanların rollerinden kısaca bahsetmektir.

Halkın büyük çoğunluğu olan bizler dini, siyasi, sosyal ve uluslararası hadiseleri değerlendirmede elbette yetersiziz. Çünkü bunlar ihtisas isteyen konulardır. Bu da normaldir. O zaman iş münevverlere, aydınlara düşüyor, onlar halkı aydınlatacak halk da onlara güvenecek. Günümüzde bu çark fazla işlemiyor. . Halkla aydın arasındaki en büyük bağ ve güven ortak dil, ortak kültür ve ortak gelecektir. Halkını tanımayan, onun kültüründen bihaber insan aydın - münevver olabilir mi? Milleti tanımak için onun tarihini, dinini, kültürünü, dilini, coğrafyasını, sosyolojisini bilmek ve benimsemektir.. Sadedce bu mu? Hayır. Aydın kişi Dünyayı, yaşadığı dönemdeki baskın medeniyeti de tanımak zorunda. Osmanlı münevveri yıkılış döneminde bile hem kendi kültürünü hem de Batıyı günümüzdekilerden daha iyi tanıyordu. Mesela Cumhuriyetimizin kurucusu M. Kemal bir asker olmasına rağmen hutbe okuyacak kadar İslam Dinini biliyor, Batı medeniyetini tanıyordu. ( bu arada geçen haftaki yazımda M. Kemal yazacakken” M” harfi çıkmamış. İnternetteki yazıda bu düzeltildi. Okuyucularımdan bu hata için özür dilerim) Bu gün aydın dediğimiz insanların bir kısmının İslamla diğer bir kesimin ise batı ile ilgili yetersiz. Kuranı baştan sona okuyup anlayan, Türk tarihini ve kültürünü bilen, batıyı kendi dayanakları (Hristiyanlık, Roma, Yunan, akıl, kapitalizm…) ile kavrayan kaç aydınımız mevcut. Öte taraftan İslamı bilen (tefsir hadis fıkıh alimi) münevverlerimizden kaçı Batıyı tanıyor ve biliyor? Onlarında eksikliği bu! Bu nedenledir ki milletimiz bu gün bu sıkıntılardan kendisini kurtaracak, önderlik yapacak aydından, alimden yoksun. Allah milletimize merhamet etsin ve kendisine önderlik edecek münevverler aydınlar göndersin.

Bu yazı toplam 316 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.