1. YAZARLAR

  2. Hakkı Balcı

  3. Halimiz Neyse Layığımız Odur…
Hakkı Balcı

Hakkı Balcı

Yazarın Tüm Yazıları >

Halimiz Neyse Layığımız Odur…

A+A-
Hep konuşulan ama bir türlü gerçekleşmeyen birlikte hareket edebilme olgusu ilçemizin makûs talihi sanki… Birkaç kuşak büyüklerimizin geriye dönük tespitleri de bu yönde…
Hepimizin malumu; Mahmut Esat Efendi Kıymet takdiri bilinmeyen ancak Rusya’da hala birçok eseri ders olarak verilen, İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy’un en yakın arkadaşı, Seydişehir’in ve 1855-1917 yılları arasında yetiştirdiği ilim adamı ve büyük devlet adamıydı…
Ta ki! 3-5 bin nüfuslu Seydişehir’e hizmet etmeyi amaçlayıp belediye başkanlığına adaylığını koyup, tabiri caizse “ağzının payını alıncaya” kadar… Yani haddini bildirmişiz ona da… “İlim adamı olsan ne yazar…” demiş göndermişiz...
Ve unutmuşuz… Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ali Saylam hatırlayıp, alakalı olması gerekenleri ite kaka alakalandırmaya çalışıncaya kadar… Hatırladığımızda söylenemez ama hiç yoktan iyidir…
Mahmut Esat Efendi Seydişehir Belediye Başkanlığına adaylığını koyar ve karşısına şehir eşrafı Kısrağın Hüseyin Efendi diye bir zatı aday olarak gösterir ve kazandırır…
Adem Atalay hocamın “Ak Sakallılardan Duyduklarım…” başlıklı makalesinde belirttiği üzere… Mahmut Esat, ilçeden ayrılırken dostlarına üzüntüsünü sitem dolu şu cümle ile belirtir…
"Belediyesi var, narh-ı yok, motoru var, çarkı yok Dört cahil oturmuş, birbirinden farkı yok."
Yakın tarihimizi ve bugünü öylesine ifade eden bir tespit ki bu taa bir asır öncesine dayanıyor… Yani genetik bir vakıa birlikte hareket edememe… Taşları bir yere atamama…
Bölüşülemeyen nedir? Ne için bunu başaramayız? Bilmiyorum desem olmaz zira biliyorum… Sebeb-i mucibesi rant beklentilerinin yanı sıra bir asır öncesine dayanan haset mahreçli karakteristik özelliğimiz… Yani tedavisi güç bir musibet aslında…
Yaklaşık son 3 bin 650 güne damgasını vuran bu aymazlığın, bu karakteristik özelliğimizin sebeb-i mucibesi de bellidir… Hastalık baştan kendisini göstermiş ama ne hasta nede hasta yakınları tedavisi için gayret sarf etmemişlerdir…
Hatta körükçüleri her dönemde değişen kalay ustası gibi… Bol kalaylı heder olan… Küslüklerin, fesadın, kavgaların zirve yaptığı tam on yıl...
Son günlere damgasını vuran ve milleti birbirine düşürmede başrolü oynayan bir garip yazgı bizimkisi aslında… İstenmeyen ama zorla dikte ettirilen… Ve 2013 yerel seçimlerine Seydişehirliyi birbirine düşman edecek atraksiyonlarına başladı bile… Akıl sır ermez açıklamalar… Çalışan kurumlara karalamalar… Bilgisiz hesap sorup fitne, fesada çanak tutmalar… Toplumsal barışın, birlik olunamayışının bir numaralı sanığı o…
Yazık vallahi çok yazık…
Allah (c.c) cevaz vermez buna… Vallahi vermez billahi vermez…
Hâsılı;
Mahmut Esat efendi misali şu beyit düştü dilimden…
“Vekilimiz var narhı yok, derdimiz çok vekilimiz yok.
Adı var, sanı yok, avazı var soluğu yok…”
Kim bilir beklide suçu yok kalaycının ve körükçülerinin…
Halimiz neyse layığımız odur…
Bu yazı toplam 196 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.