1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. HALKIN KURUMAYA YÜZ TUTAN VAATLERE KARNI TOK!  
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

HALKIN KURUMAYA YÜZ TUTAN VAATLERE KARNI TOK!  

A+A-

Mübarek Ramazan ayının bitimine sayılı günler kaldı. Akabinde ki bayram telaşı da önümüzde ki hafta sonuna doğru bitecek inşallah. Ömürler geçiyor, bayram geçmiş çok mu? 
Ramazan bayramının bitiminden bir hafta sonra da okullar tatile girecek. Çocuklarımız karne almanın mutluluğunu yaşayacaklar. Karnelerde artık mutsuzluk yok. Ama bu mutsuzluk olması gerekli bir mutsuzluktu. Çünkü tüm öğrencilerin öğrenip öğrenmemesine bakılmaksızın takır takır sınıf geçip okul bitirdikten sonra patır patır döküldüklerini uzunca bir dönemdir görmekteyiz. Okullarda ihtisaslaşma ve öğrencilerin bilgi birikimleri ve meyilleri doğrultusunda yönlendirilecekleri bir eğitim sistemimiz olmadığından aldıkları kuru diplomalarla yetinecekler. 
Bu konuya ilişkin geçtiğimiz haftalarda Milli Eğitim Bakanı’nın açıklamalarını önemsiyorum. Ama pek umutlanmıyorum. Çünkü bekleyip görmek lazım. Uzun yıllardır yapboz sistemine dönüşen, düzgün bir eğitim sistemimizin olmaması beraberinde güvensizliği getiriyor. Hele ki çocuklarımızın okula girişleri esnasında ellerinde ki cep telefonları toplanmadığı sürece asla onların uçsuz bucaksız bir ummana açılacak olan kabiliyet dehlizlerine dalış yapılamayacak. 
Yaa! yazık ettik mi eğitim sistemimize!
Gelelim yeni askerlik sistemine! Profesyonel askerlik tabiri kulağa hoş geliyor. Ama vatan evlatlarının bu alanda yetişmesi ve her birinin birer kartal yahut şahin olmasını sağlayacak bir yapılanma gerekiyor. Bunu da 5 – 6 aylık bir süreçte sağlayıvermek oldukça güç. Çünkü bizim mlli yapımızda askerliği para karşılığı yapma yerine, yüreğini ortaya koyarak, vatanın tozunu toprağını yutarak yerine getirmek var. Allah muhafaza yarın sıcak bir çatışma çıkması durumunda cepheye yollanacak asker sayısında düşüş olacağı gün gibi aşikar. Bu da düşmanlarımızı cesaretlendirebilir. Detaylar umarım düşünülmüştür. Çünkü savaş psikolojisini öğrenmek için o asker ocağında en az bir yıl bulunmak ve meşakkatlere katlanmak olmalı. Profesyonel askerlik konusu da ayrıca yürütülmeli, bunda mesleki yapılanma sağlanılarak hassas noktalarda konuşlandırılacak askerlerimize en uç noktada eğitim verilmelidir. Yazık etmeyelim askerlik düzenimize!
Malum önümüzde ki ayın sonlarına doğru bir de İstanbul mahalli seçimlerimiz var. Halkımız yarı aç yarı tok, kimi işli kimi işsiz milyonlarca gencimiz, yaşlımız rızkını temin edebileceği bir iş bulmada oldukça zorlanıyor. Üniversite bitiren gençlerimiz hamallık yaparken bir baltaya sap olamamış zengin gençlerimiz ise kondukları baba parasıyla patronluğun tadını çıkarıyorlar. İşte bu bulanıklık içerisinde millete kandırma yollu seçim vaatlerinde bulunulmasını etik bulmuyorum. İstanbul’u almak için üstüste indirim sözleri ve farklı avantajlar sunularak halkın bilinç altına nüfuz amaçlı işletilen yoğun bir kirlilik var. Seçim sonrası o paranın farklı yöntemlerle geri alınacağını biliyoruz. Diyelim ki geri alınmasın. O zaman Konya’lının suçu ne? İzmir’linin suçu ne? Adana’lının suçu ne? Diğerlerinin suçu ne? Samimiyetsizliği buradan bile yakalayabilirsiniz.
Neresinden bakarsanız bakın sistem her yerinden kokuyor. Bayat siyasi taktiklerle halkın bilinç altına nüfuz etmeye çalışan bu seçim kazanma stratejisiyle milletimizin algılarıyla oynanıyor. İstanbul’da Binali Yıldırım’da kazansa, Ekrem İmamoğlu’da kazansa değişen bir şey olmayacak. (Bakın birileri daha bu kısmı okurken suratını astı. Oku bir hele!) Binali seçilirse şu şu kalemlere indirimler yapacakmış. Şimdiye kadar neredeydiniz?
Ekrem seçilirse de ortaya hiç vaat koymadığı gibi tamamıyla bazı kalemlerde verdiği sözleri yerine getireceğine dair İstanbullu’yu yanına çekmeye çalışıyor. Ama TV programlarında baktığım zaman sunucu az üstüne gittiği zaman suratı kararıyor, önceleri gizlemekte mahir davranabildiği sinirli yapısını gizleyemez hale dönüşüyor. Bu da ortaya çıkarıyor ki bu adam seçildiği takdirde görünen şirin çehrenin arkasında yatan gerçek kişiliğini ortaya dökecek ve tamamen hınç almaya dönük bir faaliyet içerisine girecek. Yukarıda filler dövüşürken aşağıda ki karıncalar olarak ezilmeye devam edeceğiz. 
Valla ne yazarsam yazayım! Değişen bir şey olacağına olan inancım tamamen sönme sürecine girdi. 
Birde en zirvede oturan reisimizin takındığı üslup açıkçası halkımızın genel kesimince kabul görmemeye başladı. Etrafta insanlarla muhabbet ettikçe bunu açık ve net görebiliyorum. İşte Ekrem İmamoğlu kazanırsa sırf rakiplerinin bu tavrı sebebiyle kazanır. Çünkü reisicumhur ne olursa olsun kendini ön plana çıkaracak seçim çalışmalarında yer almamalıydı. Bırakıver, adaylar kendi maharetleriyle seçim kazanmayı bilsinler. Binali Yıldırım önceki seçim çalışmalarında o kadar sönük kaldı ki, millet ister istemez; “Acaba reisicumhur kazanırsa belediye makamına da mı kendi oturacak?” tarzında mizah yapmalara dahi başlandı. Çünkü Yıldırım, gölgesi altında oldukça sönük kalıyor. Konuşurken sanki sadece dudakları oynuyor da seslendirme kısmı dublajmış gibi izlenim yaratıyor. Haa! unutmadan şunu da ifade etmeliyim. Hiçbir talepte bulunmadığım halde hemen hergün Ekrem İmamoğlunun tüm faaliyetleri face’den, twitter’den ve benzer sitelerden canlı olarak yayınlanıyor ve izlemeye davet ediliyorum. Binali Yıldırım cephesinden böyle bir faaliyet olsa da çok sönük kalıyor. AK Parti halka ulaşacağı kanalları unutmuş görünüyor. Gitgide halktan uzaklaşıyor.
Sözün özü; cumhurreisimiz, önce halkın küstürdüğü kesimine hitap eden sorunları çözmeye odaklanmalı. Örneğin mutfak yangını, kabaran faturalar, EYT’lilerin bir gece ansızın gasp edilen hakları gibi daha niceleri…   
Yoksa gerileme surer.

Bu yazı toplam 1479 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.