1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. HANGİ ÇİLEDEN?
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

HANGİ ÇİLEDEN?

A+A-

Hangi çileden dem vurduğumuzu bilemiyoruz.

Rahmetli Yakup Eniştemin annesi Hediye Nene acayip daha doğrusu hoşlanmadığı bir şey olduğu zaman;

---“ Yetişin İrenler, evliyalar, üçler, yediler, kırklar! Diye hem elini dizine vurur hem de bağırırdı.

Şimdi Hediye Nene bugünkü olanları görse idi ne derdi?  Barzani referandum yapıyor, İsrail ona sahip çıkıyor. Başka HDP sahip çıkıyor. Osman Baydemir’in TBMM’deki konuşmasını dinlerken kan beynime sıçradı.

--- Vay Hediye nenem vay!..

Ne diyorduk?

Hangi çileden?

Trikotajda çile önemlidir. Sağlam, kaliteli olursa örülen giysi güzel olur.

İstanbul Gürünhan’da Taşkentli Hemşerilerimiz örgü işini çok iyi bilirler ve o piyasada söz sahibi idiler. Gürünhan Taşkentlilerden sorulur.

Çocukluk ve ilkokul arkadaşım Taşkentli komşularımızdan Taşkent’de bilinen Cünunlar sülallesinden Ali Yüceaktaş’ın oğlu Bünyamin Yüceaktaş halen trikotaj, gömlek işi ile iştigal etmektedir.

Ben Gürünhan adını rahmetli komşumuz Fevzi Yücektaş Amcadan çok duyardım. Fevzi Amca çok nüktedandı ve nükteli ustaca şiir yazdığını biliyorum. O zamanlar Taşkent Gazetesi’nde şiirlerini okumuştum. Fevzi Amca kendine has üslubuyla;

--- Yeşildirek’ten Gürünhan’a hemşerilerimin yanına uzanıverdim. Derdi. Yani çoğu zaman ziyaret ettiğini söylerdi. Avı çok severdi.  Çumra’da Çarşamba Çayı Boyunda Baraj Mahallesi Atatürk caddesinde otururdu.

Çoğunlukla İstanbul’da  olmakla birlikte Çumra’ya geldiği zaman Rahmetli babam Dorlalı Eşref ile ava giderdi.

 Çoğu zaman Karadağ’a keklik avına gitmek için tren istasyonunda posta treni beklerken bankta uyuya kaldığını görüp uyandırırdık.

Tabi posta treni geçtikten sonra.  Burada anmışken Allah rahmet eylesin ve mekânları cennet olsun! Diyorum.

Şimdi Çumra’da oğlu Halk Bankasından emekli çocukluğumuzdaki adı ile Koca  Hasan’ı (Hasan Yüceaktaş) Çumra’da oturmaktadır. Diğer çocukları ise İstanbul’da olduğunu biliyorum.

Biz gelelim yine çile işine değil mi?

Diğer manada çile ise tasavvufta gerçeği görebilmek için gerekli en önemli basamaklardan biridir.

“Çile” nin aslı Farsca’da “ kırk” sayısını ifade eden “çihil” kelimesidir.

Çile “ çihle” denmesinin sebebi riyazet müddetinin 40 gün olması gerektiği kanaatidir.

Hz. Adem (as) çamurunun kırk yoğrulduğuna yahut kırk günü ihlasla ibadet ederek geçiren kimsenin kalbinden, lisanına hikmet pınarlarının çıkarılacağına ve Peygamber Efendimize kırk yaşında nubuvete mazhar olmasına bağlayan rivayetler vardır.

Çile = Mihnet = Meşakkat

Halvet yerine sohbet,

Uzlet yerine hizmet! Tercih edilir.

Ya şimdi çektiğimiz çile ne?

Not almışım;

“ DÜNYANIN EN ZALİM İNSANLARI AYNI ZAMANDA DÜNYANIN EN KORKAK, EN BENCİL İNSANLARIDIR!”

Kim demiş ne zaman demiş bilmem ama doğru mu demiş?

Öyle ya gücü yettiği halde şiddetten kaçınanlara ne mutlu değil mi?

Efendilik budur işte!

Efendi ne?

Hem hükmetme mevkisinde bulunduğunu hem de kibarlığı ifade etmektedir.

Hiddetine yenilmeyen en büyük sultan değil midir?

Evet, efendi;

Âlicenaplığı, cömertliği, yumuşaklığı ile kendine tabi olanları kendine ram eder.

Öyle ise bu tezatlık nereden geliyor?

O zaman biz çileden niye çıkıyoruz?

Bu olup bitenler karşısında dayanıklılığımız mı sınanıyor?

Acaba çile suremiz dolmadı mı?

O zaman Türk Sanat Musikisinden Çileli bir şarkı söyleyerek yazımızı bitirelim mi?

 

Bu yazı toplam 609 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.