1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. Hangisi daha güçlü; Sevgi mi, Korku mu, Umut mu?
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

Hangisi daha güçlü; Sevgi mi, Korku mu, Umut mu?

A+A-
Sevmeyi istedik hep fıtratımız gereği, yaratılışımız icabı...Çoğu kez de karşılıksız sevdik, değer verdik, önemsedik sevdiklerimizi. Sevilmek de güzeldi elbette ama Şems'in de dediği gibi "sevildiğimizden emin olamazdık ki asla, ama sevgimizden emindik ve bu yüzden belki de sevmek daha asilce ve daha gerçek bir duyguydu". Alem de zaten sevgi üzerine kurulmuş, sevgiyle yaratılmış ve bu duygu genlerimize kodlanmıştı. Hacer'in İsmail'e, Yakub'un Yusuf'a, Meryem'in İsa'ya, Ebubekir'in Resul'e (sav), Hatice'nin, Aişe'nin eşlerine olan sevgileri, Efendimiz'in (sav) ümmetine, ümmetin En Sevgili'ye (sav) olan sevgisi hep bu kaynaktan beslenmişti.

Sonra karanlıklar ve korkular kapladı dört bir yanımızı, dünya ile, dünyalıkla, değer sanılan değersizliklerle doldu hem dışımız hem de içimiz. Kalplerimiz karardı, zihinlerimiz bunaldı ve tüm bu değersizleri kaybetme korkuları kuşatıverdi dört bir yanımızı. Kalplerde siyah noktalar birikti birer birer, fütursuzca. Korkularımız sevgilerimize galip geldi ve sevmeyi unuttuk, merhametsizliğe, narsisizme, vicdansızlığa mahkûm olduk. Ne zaman ki bize İlahi Kudret tarafından karşılıksız ve biz emek çekmeden emanet verilenleri bizim sanmaya başladık, gönderildiği yeri, O'na şükretmeyi, tevekkülü, teşekkürü unuttuk ve dört elle sarıldık dünyaya ve içindekilere, işte o zaman başladı bilinmeyene, karanlıklara doğru yolculuğumuz. Kaybetmekten korktuk dedik ya, ahirete olan inancımızın zayıflığındandı bu ya da orada vaat edilenlere olan imanımızın eksikliğindendi. Bu korkuyla ve dünyalık makam, mevki, kadın, mal, mülkle ayartıldı nefislerimiz ve azar azar azaltıldık...

İyilerden korkmadık, nasıl olsa onlardan zarar gelmez, Allah'tan korkarlar, kul hakkı yemezler, zulmetmezler, incitmezler diye. Ama kötüler ve zalimlerden o kadar korktuk ki bu iyilere olan sevgimizin, hak ve adalet duygumuzun çok önüne geçiverdi ve Hüseyin'i severken aslında, Yezid'in kılıcını sallarken bulduk kendimizi. Evet korku, sevgiden çok daha güçlü bir duyguydu ve korkularımıza teslim olduk kendimizi bitirme, yok etme pahasına. Bu durum adaletsizdi ve Sünnetullah'a aykırıydı, başka bir dal lazımdı insanlara tutunacak, onları insani yaratılış ayarlarına geri döndürecek...

Sevgilerimizi örseleyen ve yenen korkudan daha güçlü bir şey gerekliydi bizi hayata bağlayacak ki bu da umuttu, umut etmek. "Ben onların mallarını ve canlarını cennet karşılığı satın aldım" diyen Rahman'ın muştusuyla o cennete ve Rabbe kavuşma uğruna tüm korkularını yenip malından, mülkünden, eşinden, dostundan, makamından, anasından, babasından,eşinden, evladından "fedaki ebi ve ümmi ve nefsi -anam, babam, canım sana feda olsun- Ya Resulullah" derecesinde vazgeçirebilecek bir umut. "La tahzen-üzülme" makamında bir umut. Rabbin iyilerle, salihlerle, mazlumlarla, doğrularla, yetimlerle, öksüzlerle, gariplerle ve O'nu ve Resul'ünü sevenlerle her daim bir ve beraber olacağına dair, onların, onlara merhametten asla vazgeçmeyen Mevla'sı, yardımcısı, muini olacağına dair bir umut. Öyle bir umut ki üstelik, içinde dünyaya ve ahirete dair muştular barındıran. İşte o umuda tutunalım kardeşlerim, sıkı sıkı sarılalım. Ve örselenmiş ruhlarımızı, hayatlarımızı, benliğimizi o umutla yıkayıp arındıralım yeniden. Uzanıversek avuçlarımıza düşüverecek gerçek huzura bu umutla sarılalım.

Hem bu dünyamızı daha güzel ve yaşanabilir kılmak, hem ahirette vaat edilen tüm o güzelliklere kavuşabilmek aslında hiç de zor değil ve inanın kendi elimizde. O umut ki hiç beklemediğimiz zamanlarda, aniden İlahi takdir gereği karşımıza çıkarıverecektir elimizden, gönlümüzden, kalbimizden tutacak ve bizi hayata bağlayacak ne varsa, kim varsa. Yeter ki neye nasıl iman edeceğimizi, Rabbimizden neyi nasıl isteyeceğimizi bilelim ve güzel şeylere dair umudumuzu asla kaybetmeyelim olmaz mı?
 
Bu yazı toplam 145 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.