Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Harem

A+A-
Mekke-i Mükerremedeki öğrenmemiz icap ed en önemli yerleri kafamızla beraber kalbimizle de öğrenmemiz lazımdır ki, hacca ve umreye gittiğimiz zaman kalıbımız ve kalbimiz Hz. Allah ile olsun o zaman oranın tadına doyum olmadığını anlarsın. Evet, iyi bellememiz gereken yerlerden birisi HAREM’i şeriftir.
Mekke’nin sınırları, Rasülüllah tarafından çizilerek, zararlıların dışında hiçbir şeyi öldürmemek vs. gibi şeyler yasaklandığından, haram kılındığından Harem denmiştir. Kur’anı Kerim de insanlar için yeryüzünde kurulan ilk mabedin Kâbe olduğu (Ali İmran s.3/96) gerçektedir.
Kabeyi çevreleyen yer mescidi haramdır. Rasülullah s.a. bu beldenin yerlerin ve göklerin yaratıldığı gün Allah tarafından haram kılındığı ve kıyamete kadar da böyle kalacağı ifade edilmiştir. Unutulan bu statü daha sonra Hz. İbrahim tarafından iade edilmiştir. Hz. Peygamberimiz, yeryüzünün Allaha en yakın ve sevimli olan yerin Kâbe ve çevresi olduğunu söylemiştir. Haremin hususiyeti de orada işlenen sevap ve günahın karşılığının da fazlasıyla görüleceğidir.
Sınırları; Medine yönünde Ten’im, Yemen yönünde Edaetü’l-ibin, Cidde istikametinde Hudeybiye’nin uç noktasında Şumeysi, Ci’rane cihetinden Abdullah. Halid mahallesi. Ten’im 6 km, Hudeybiye 20 km, olmak üzere 20-6 km. arasında değişmekte, çevresi 127 km. olan Mekke Hareme takriben 550 km.dir.
Diger bir tarifle; Medine tarafından üç mil, Yemen tarafından yedi mil, Irak tarafından yedi mil, Taif ve Arafat yolu üzerindeki Nemire Vadisinden yedi mil, Cirane yolundan dokuz mil, Cidde tarafından on mil uzaklıktaki sınırların çevrelediği alanı içine alır. (Bir mil 1895 m olarak hesaplanmaktadır.) İbrahim aleyhisselam tarafından işaretlenen Haremü’ş-Şerif sınırları, Resulullah efendimiz tarafından yenilenmiş, hazreti Ömer, hazret-i Osman ve hazreti Muaviye bu sınırları belli eden noktaların günümüze ulaşmasında büyük hizmet görmüşlerdir.
Harem denilen bu geniş alanın ortasında Kâbe-i Muazzama ve etrafındaki Mescidi Haram yer almaktadır. Peygamber efendimiz Mekke-i mükerremenin fethi sırasında Harem hakkında; “Şüphesiz burası Allahü tealanın gökleri ve yeri yarattığı günde haram kıldığı bir beldedir. Burası kıyamet gününe kadar, Allah’ın haram kılmasıyla haramdır.” buyurmuştur.
Haremde işlenecek iyilik ve kötülüklere, diğer yerlerde işlenenlere göre kat kat karşılık verileceği bildirilmiştir. Hac, umre veya ticaret gibi çeşitli maksatlarla Mekke’ye gelmek isteyen Müslümanlar ’mikat’ denilen yerlerde ihrama girmek zorundadırlar. İhram giyerek Hareme giren kimselere normal zamanlarda helal ve mübah olan bazı işleri yapmak haram olur.
Türk Kültüründe hürmet ifadesi manasında Kâbe’nin ismi Kâbe-i muazzamadır. Kâbe Beyti Şerifi azamdır.
Nokta-i daire-i âlemdir der şair (Nabi)
Hz. İbrahim Kâbe’ye üç defa geldi. Kabenin inşasını ikmal ittikten sonra, Cebrail a.s.ın kendisine öğrettiği şekilde hacca daveti gerçekleştikten sonra Filistine döndü. Buraya daha sonra Cürhümlüler yerleştiler. Hacer validemiz doksan yaşına kadar burada yaşayarak vefat etti. Ve Hicr’e defnedildi. Hz. İsmail babasından sonra hac hizmetlerini yürüttü. 137 yaşında vefat etti ve Hicr’e annesinin yanına defnedildi.
Dünyanın kendi etrafında döndüğü gibi insanlar yaptıkları tavafla Kâbe’nin etrafında, melekler de sema da Beytü’l-ma’mur’un etrafında dönerler. Beytü’l-ma’mur, yedinci kat sema da, bir gelen bir daha gelmemek üzere her gün 70 bin meleğin ziyaret edip ibadet da bulunduğu bir mabed’dir.
Kâbe-i Muazzamının dört köşesi yaklaşık olarak dört ana coğrafi yönü gösterir. Güneyi gösterene Rüknü Yemani, batıyı gösteren köşeye Rüknü’-Şami, doğuyu gösteren köşeye Rüknü Hacerulesved, kuzeyi gösteren köşeye de Rüknüıraki denilmiştir. Rasülüllah Efendimiz, Rüknü Yemani ile Hacerulesadı selamlamış bazen de elini sürerek öpmüş. “ Ruknüyemani ve Hacerulesad’a dokunmak günahları siler “ buyrulmuştur(Müsnet). Kâbe’nin merkezinde duvarların ortasına çizilerek dikey çizgiler de yaklaşık olarak kuzeydoğu, kuzeybatı, güneydoğu ve güneybatı yönlerini gösterir.
Hz. İbrahim, oğlu Hz. İsmail ile birlikte Kâbe’yi harçsız olarak üst üste konan taşlardan, biri şimdiki kapının yerinde diğeri onun karşısında olmak üzere yer hizasında iki kapulu ve üstü açık olarak inşa etmişti. Hz. Peygamberimiz, M. 605 yılında, tamirat esnasında amcası Ebu Talib ile bizzat taş taşımış ve Hacerulesadı yerine koyma şerefini taşıyarak hakemlik yaparak kabileler arasında muhtemel bir çatışmayı önlemiştir. 17. Yüzyılda Sultan 1. Ahmet, 4. Murat zamanın da sel ve fırtınadan yıkıldı Sultan 4. Murad tarafından altı ay içerisinde tekrar inşa edilmiştir. Şu anda mevcut olan bina da, bu tarih de inşa ve tamiri yapılandır.
Hz. İbrahim Kabeyi inşa etmiş, ayırdığı taşlardan bir taş artmış. Oğlu İsmail a.s.a
-Evladım İsmail bu taşı ne yapalım… Sonunda; Kırıp parçalarını duvarın içerisindeki taşların arasına koyalım der. Ve balyozu taşa vurur. Taş, parçalanmaz, toz gibi olur. Bu tozlar dünyanın muhtelif yerlerine dağılır. O, tozların düştüğü yerlerde bu gün mescitler yapılmıştır diye söylenir. O mescitler ki, kabe-i şerifin hakikat de şubeleridir. (Devam edecek)
 
Bu yazı toplam 56 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.