1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Hasan Ve Ali Babalar
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Hasan Ve Ali Babalar

A+A-
Aşktı beni benden eden. Yandım yakıldım, çamurdum can oldum, hamurdum nan(ekmek)oldum. Yandım yakıldım, akdım duruldum. Ateştim kor oldum. Yandım yakıldım, öldüm doğdum. Zerreydim hiç oldum, aşktım sır oldum; şiiri, aşkı, hayatı, var olmayı yok olmayı, hiç olmayı vs. hatırlatır bizlere. Ruhu canlı tutmayı, nefsi firenlemeyi ve dünya’nın deniliğini anlamayı anlatır bize.
Söz, Aksarayın Somuncu Babasından başlamışken, Somuncu Baba’nın hikayelerinden ders çıkardığı Hasan dağının Hasan Babasından ve Külhani Ali babanın hikayelerindende ders çıkarma manasında onlardanda biraz bahsedelim:
Somuncu Baba, bir ara şehrin kerpiç dıvarları evleri arasında gezerken Külhani Ali Babanın Hamamının yanından geçiyordu. Birden aklına Külhani Ali Baba ve Hasan dağın da yaşayan Hasan Baba’nın yaşadıkları ilginç olay aklına geldi.
Külhani Ali Baba ve Hasan Baba iki iy arkadaştır. Biri hamamda sıcaklar içinde yaşar, digeri dağ başında sovukda yaşardı. Bu iki dost birbirlerine sık sık gider gelirdi. Hasan Baba gelirken dağdan kar getirir, Ali Baba da onun yanına giderken ocaktan aldığı ateşi götürürdü. Fakat ilginç olan şudur: Hasan Baba karı bir bohça içerisine doldurur, kar hiç erimezdi. Ali Baba da ateş korunu bir mendil içine sarar mendil yanmazdı. Ikiside sanki ateşin ve karın dilini biliyordu. Bazen aralarında şakalaşırlardı.
Birgün Hasan Baba, Ali Baba’ya şöyle dedi:
-Ben senden daha büyük bir evliyayım.
Külhani Ali Baba arkadaşının bu sözüne biraz gülümsedi. sonra bir soruyla söze girdi:
-Sevgili dostum! Bunu da nereden çıkardın? Kimin daha iyi bir dost ve evliya olduğunu Allah bilir.
Hasan Baba, “ Tabii ki Allah bilir” manasında başını salladı ve ama diyerek konuşmaya devam etti:
-Ama ben dağdan kar getiriyorum ve karlar hiç erimiyor.
Bunun üzerine Ali Baba şöyle cevap verdi:
-İyi ama ben sanamendil içinde ateş getiriyorum ve ateş mendili yakmıyor.
Bu konuşma uzayıp gidiyordu. Bir türlü kimin büyük olduğu anlaşılamamıştı. Ama Külhani Ali Baba, ne yapacağını iyi biliyordu. Bir gün Hasan Baba’yı şehre davet etti. Biraz da kar getirmesini istadi.
Hasan Baba, arkadaşının dediğini yaptı. Heybesine doldurduğu karla birlikte Ali Baba’nın dediği yere geldi. Ali Baba, arkadaşını naldığı gibi şehrin kalabalık bir yerine götürdü. Etraf çok kalabalıktı. Bir sürü güzel eşya, çarşı, Pazar…insanın gönlünü çekiyordu. Tabi ki, Hasan Baba da çarşının bu çekiciliği karşısında kendini tutamadı ve etrafı süzmeye başladı. Gönlü dünya nimetlerine kaymıştı. Derken Ali Baba’nın alaycı bir şekilde gülen gözleriyle karşılaştı. Ali Baba, Hasan Baba’nın heybesindeki kar’ın yere damlayan suyuna bakıyordu. Sonra da arkadaşına yeri işaret etti:
-Hasan kardeşim! Yere baksana…
Hasan Baba, tedirgin bir şekilde ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Başını eğip yere baktığında, utancından yüzü kızarmıştı. Çünkü Ali Baba’nın ne demek istediğini neden çarşıya getirdiğini çok iyi anlamıştı. Ali Baba, sevgili dostuna şöyle dedi:
Unutma Hasan kardeşim! Dağbaşında evliyalık kolaydır. Zor olan bunca çekici dünya nimetleri arasında evliyalık yapmaktır. Eğer bir gemi denizde giderken içine su almazsa batmaz. Ve yoluna güvenle devam eder. Am su almaya başladımı o geminin batması haktır. İnsanda bir gemi gibidir. Eğer dünya sevgisi kalbine girerse onun da evliyalığı yok olur. Hasan Baba, dersini almıştı. Başını sallayıp,”Haklısın”der gibi baktı.
Ve dönüp yeniden Hasan dağına gitti. Ve hep orada, ömrünün sonuna kadar yaşadığından Hasan dağı diye söylendi ve halada söylenmektedir.
Fakat Hamidettin(Somuncu Baba), bu iki arkadaşın aslında birbirini denediklerini, birbirine ders vermeye kalkmadıklarını biliyordu. Onlar, Allah dostu bir veliydi. Bu şekilde yaparak aslında insanlara ders vermek istediler. Dünya sevgisinin hiç bir zaman Allah sevgisinin önüne geçmemesi gerektiğini öğrettiler.
İşte Hamidüddin isimli Somuncu Baba, Allah dostu iki arkadaşın başından geçenleri düşünerek medresesine gitti. Hasan Baba ve Ali Baba gibi bizlere ders veren tarihi şahsiyetler eksik değildir vede eksik olmayacaktır. (devam edecek)
 
Bu yazı toplam 103 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.