1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. HASTANELERİN DEVASALIĞI MI, NİÇİN ÇOĞALDIĞI MI?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

HASTANELERİN DEVASALIĞI MI, NİÇİN ÇOĞALDIĞI MI?

A+A-

Basın ve yayın organlarından gıda güvenliğine yahutta güvenilirliğine ilişkin haberler okuyoruz. Ama buna ilişkin kalıcı bir adım atacak mercii olmadığını da görüyorum. İnsanlar hemen her üründe sağlığı deforme eden bileşimler, katkı maddeleri olduğunu da biliyor artık. Her alanda olduğu gibi sahtekarlık alanında da çığır açtılar. Artık taklit ürünleri dahi aslından ayıramaz haldeyiz.

Et diye yediğimiz et mi değil mi belirsiz… Zerre lezzet yok. Hele hazır kıyma aldıysanız yandınız demektir. Kıyma diye neyi çekerek halka sunduklarından kimse emin değil. Her köşe başında onlarca alışveriş merkezleri ve iş merkezlerine giden halkımız ortamın büyüsüne kapılarak burada yer alan marketin hile yapmayacağı gibi bir düşünceye mahkum olmuş. Bu kesinlikle yanlış! Bu ahlaksızlığı artık aleni hale getirdiler. Merdiven altına inmeye gerek yok, merdiven üstü ürünlerde de sahtekarlık zirveyi zorluyor.

 

İçtiğiniz sütün gerçek süt olduğundan emin olamıyorsunuz. Sadece şekle itibar edilerek temin etme mantığından yola çıkarak sizin cebinizden para tırtıklayabilmenin her türlü yolunu bulmuşlar.

Geçen bir dostum anlatmıştı. Hani soğuk kış günlerinin enfes içeceği olarak bildiğiniz sahlebin gerçek kg fiyatı en az 800 TL ama siz marketten hazır ya da toz halinde temin ettiğiniz, kafelerden de bol tarçınla kamufle edilerek servis edilen sahlepleri (!) içmeden bir kez daha düşünün. Gerçeğinin fiyatı, içtiğinizin gerçek sahlep olup olmadığına ilişkin size ciddi uyarı veriyor aslında.

Pazara gidiyorsunuz, manava gidiyorsunuz, size kışın ortasında sattıkları domates, biber, salatalık, patlıcan, kabağın ya da diğerlerinin organik olmasını umuyorsunuz.

Bu da halkımızın yanlışı… Kışın ortasında yaz meyvesi, sebzesi almanın gereği var mı? Turfanda tüketimi yaygınlaştırmadıkça şikayetler azalmayacak, aksine artacak.

Hele tas yoğurdu diye bildiğimiz maddenin oldukça sağlıksız olduğuna ilişkin önemli otoritelerin onca yazısını okudum.

Samimi uzmanlar ve doktorlar bas bas bağırıyorlar. Sütünüzü tanıdığınız bir yerden alarak yoğurdunuzu kendiniz çalın ve onu tüketin diye yıllardır bas bas bağırıyorlar.

Buradan sizlere soruyorum.

Bunu yapan var mı aranızda?

İlla ki vardır ama oran olarak çok düşük kalacaktır. Çünkü hazıra alıştık. Daha kolayımıza geldi. Ambalaj bazlı ürün temin etme yönünde tercih kullanıyoruz. Anam babam diye tabir ettiğimiz organik ürün temin etme ya da kendimiz tarafından hazırlanma gibi bir özelliğimiz kalmadı.

Aldığınız unlara bile türlü hileler karıştırıyorlar. Halbuki her şeyin doğal olanı daha sağlıklı değil miydi?

Unu bembeyaz olarak tercih etmek diye bir kaide mi var?

Unun içinde kepek karışık olursa boğazımıza mı takılıyor?

Yoo.. tertemiz olacak ya!

İşte o tertemiz diye yediğimiz onca katkı maddeli ürünler bugünkü hastane önlerinde uzayıp giden obezite, kanser, şeker, kolesterol, kalp, tansiyon hastalıklarının başlıca sebebidir.

Eğer imkanınız varsa, edindiğiniz buğdayı atın arabanıza gelip geçerken anam babam değirmencilerden birine götürüp öğüttürün. Kepeğini asla ayırmadan kullanmaya başlayın. Sağlık anlamında size katkı sağlayacağına kalıbımı basarım.

Babamla anamın kafa dinlemek için gittikleri bir bağ evimiz var. Şehrin dışında dağ eteğinde mis gibi tabiatın kucağında ki bağımızda yetişen sebze ve meyvelerin lezzetine doyum olmuyor. Evet, manav ve marketten temin ettiğiniz gibi tornadan çıkmış, pürüzsüz görünmüyor ama sağlıklı olduğundan da kuşkumuz yok.

Şunu unutmayalım! Organik ürünler her zaman çürürler. Dolapta olsa da çürürler. Bir ürünün çürümemesi onun sağlıklı olduğuna işaret etmez. Aksine ne kadar sağlıksız ve katkı maddesiyle yüklü olduğunu gösterir. Pazardan temin ettiğiniz domatesi satın aldıktan sonra bir hafta sonra da elinize aldığınızda aynı ilk günkü gibi duruyor olması kafanızı karıştırmıyor mu?

Sadece süzme yoğurda hile yapılamadığına ilişkin bir duyumum olmuştu ama artık o kadar güvensiz bir ortamda yaşıyoruz ki herşey gibi ondan da kuşku duyuyoruz.

Bir tavsiyem olacak. Yeni stada çıkan Buhara Mahallesi Edipoğlu Caddesinde “Yaylapazarı Doğal Gıda” isimli bir esnaf var. Orada satıan her gıda % 100 organik ama haliyle rakamlarda az yüksek… Tanıdığım birileri değil tesadüfen öğrendim. Bir gidip görmenizi tavsiye ederim.

Canan Karatay’ı önemsiyorum. Söylediklerine genelde katılıyorum. Kadın haklı olduğu için menfaatine dokunan birilerince sağdan soldan aşağılamak suretiyle itibar kaybına uğratmak istiyorlar.

Hükümet yeterli önlemi kalıcı sonuçlara ilişkin yaptırımlar getirmediği için sorumludur. Vebali hükümetin omuzundadır. Buna sebep olan tüm yetkililerin dik duramaması sonucu çok sayıda beş yıldızlı oteli andıran modern hastanelerimizle övünür hale geldik.

Hastanelerin modernliğinden daha çok niçin çoğaldığından hareket etseydik ve çözümü zorlasaydık, geleceğimiz için daha uygun olurdu ama ipin ucunu kaçırdıktan sonra geri dönmesi o kadar imkansız oluyor ki…

Tüm insanımıza sağlıklı yaşam temenni ediyorum.

Bu yazı toplam 1300 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.