1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. HATAYI NİÇİN SAĞDA SOLDA ARARSINIZ Kİ!..
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

HATAYI NİÇİN SAĞDA SOLDA ARARSINIZ Kİ!..

A+A-

Hep aynı şeyleri konuşuyoruz. Milletçe bizde hastalık haline geldi. Yanlışını kabullenemeyen ruhsal yapımız bizi hata üstüne hata yapmaya sürüklüyor. Bir aklı selim sahibi de çıkıp asıl sorunun tespitini ortaya koyup açıklama yapamıyor. AK Parti’de ki sorunların temelinde bu var. 
Biri konuşmaya başlayıp yapıcı eleştiriler dahi ortaya koymaya başlamasıyla etrafında öbeklenen müfterilerin kumpaslarına maruz bırakılarak ezim ezim eziliyor. İlk fırsatta sistem dışına itilerek sesi kesiliyor. Üst yönetimden birilerinin kendilerince doğru olan tespitlerinin herkesçe kabullenilmek zorunda olunması benimsenmiş. Bu havayı sezinleyen pırıl pırıl, dolu dolu, fikir sahibi insanlar kabuğuna çekilerek sadece yutkunmayla geçiştiriyor. 
Gerçeği buradan haykırmak istiyorum. Görüş ve düşüncelerine itiraz edemeyeceğimiz tek merci Allah’ın kitabıdır. Geriye kalan kim olsa hata yapabilir, farklı düşünceler savunabilir. Bunu da herkes, doğru bildikleriyle kıyaslayarak reddedebilir. Bunu anlamak bu kadar mı zor?
Bazı gerçekler vardır. Siz, kendi görüşlerinize karşı oluşan cepheyi yılgınlığa sürükler ve lafı ağızlarına tıkarsanız, gün gelir sizin de hesabınızı gören büyük bir merci çıkar ve haddinizi bildirebilir. Allah ve Resulü dışında her kim olursa olsun ölümüne ve sınırsız itaat duygusuyla bağlanmayın. Yeri geldiğinde destek vermekle birlikte eleştirmesini de bilin. 
AK Parti içinde yaşanan bu çelişkinin günün birinde ayağına dolanacağı ve tökezleteceği açıkça ortadaydı. Halkımız, mesajını 31 Mart yerel seçimlerinde verdi. Bunu kabullenemeyen parti yönetiminin girişimleriyle yapılan yenileme seçiminde gelen mesaj daha bir sert oldu. Neredeyse % 5’lik oy kaybına işaret eden büyük bir kayıp yaşandı. Eğer bir yenileme daha yapılmaya kalkışılsa bir % 5’lik daha kayıp yaşanır.
Hatayı etrafta değil de içeride aramanın gerektiğini ifade etmem lazım. Paylaşımlara bakıyorum. Birilerinin dilinde İstanbul halkına ve seçimi kazanan adaya yahut ta partisine ağız dolusu laflar var. Hiç dönüp kendisine bakan yok. İşte kırılma bu noktada başlıyor. Bir aklı selim sahibi de çıkıp; “ Bırakın şunu bunu arkadaş, biz kaybettik. Hatalarımızı tespit ederek onları gidermeliyiz.” diyemiyor.
Bu nasıl bir korkudur!
Hepimiz faniyiz, bir gün çekip gideceğiz. Hiç kalmayacağız. Bu denli bir korkunun ardına sığınıp saklanıldığında uyumlu, sevecen, gönüldaş, yiğit nefer mi olunuyor? 
İşte bu noktada Süleyman Özışık’ın köşe yazısında paylaştığı tespitleri önemsiyorum. 
Bu tespitlere bir göz atalım. Buyurun;
İstanbul'un Suriyeliler konusundaki tavrı ve düşüncesi önemsenmedi. Şehrin üstüne hesapsızca ve plansızca boca edilen Suriyeliler, İstanbul halkının özel hayatının içine kadar sokuldu. Aykırı davranış içinde olanlara, kanun ve nizamı bozanlara yönelik bir yaptırım uygulanmadı. Bu durumdan rahatsız olan İstanbul halkının Suriyelilerin tamamına değil, rahatsızlık veren kesimine tepki gösterdiği anlaşılamadı ve önlem alınamadı. Belediye ve teşkilatlardan illallah eden seçmenin sesi duyulmadı. Doğu ve Güneydoğu insanının yoğun olduğu bölgelerde Karadenizli isimler teşkilat başkanı yapıldı ya da belediye başkan adayı olarak gösterildi. İstanbul'un pek çok ilçesinde halkta karşılığı olmayan isimler aday gösterildi. "Biz bu adaylara oy vermeyiz" diyenlere, "Onlar kızar ama yine gelip oyunu bize verir" denilerek çantada keklik muamelesi yapıldı. Onbinlerce Fetö kumpas kurbanı KHK mağduru aylarca "Adalet" istedi. Kimse bu feryadı duymadı ya da duymak istemedi.  
Her fırsatta, "Fetö operasyonu AK Partililere döndü. KHK ile mağdur edilenler AK Parti'nin tabanını oluşturan insanlardan oluşuyor. Birileri, Fetö ile uzaktan yakından ilişkisi olmayan AK partili insanları KHK maharetiyle mağdur ediyor" diye yazdık, kimse duymak istemedi. Emeklilikte Yaşa Takılanlar sesini duyurmak için İstanbul'da yüzbinlerin katıldığı mitingler yaptı. Bir ikna sözü, bir "Sabırlı olun, halledeceğiz" sözü onların tepkisini dindirebilirdi ama bu bile yapılmadı. Bu kesim hakkında söylenen "Şimdi de bunlar türedi" sözü büyük bir kırılmaya neden oldu.  Aylarca "Beka sorunu var" denildi ve aslında bu söylemin halkta karşılık bulduğu da görüldü. Ama hemen akabinde söylenen, "Yallah Kürdistan'a" sözü, HDP veya PKK ile zerre alakası olmayan Kürt kesiminin AK Parti ile arasına mesafe koymasına neden oldu. Muhafazakâr Kürtlerin büyük bölümü 31 Mart seçimlerinde sandığa gitmeyerek tavrını ortaya koydu. Kürtleri kırdığını düşünüp yeniden kazanmaya çalışan parti yetkilileri bu kez daha beter bir faciaya imza attı. 23 Haziran öncesi Abdullah Öcalan'ın mektubu piyasaya sürüldü. Öcalan'ın kardeşi devletin televizyonuna çıkarılarak konuşturuldu. Bu korkunç hata sonrası Milliyetçi kesim partiden uzaklaştı.
Seçimden iki gün önce Cumhurbaşkanı'nın "Ordu valisine hakaretten ceza yerse o koltuğa oturamaz" demesi, mağduriyet algısı yürüten İmamoğlu'na yapılacak en büyük iyilikti. Bu söz, AK Parti'ye son bir şans vermeye kararlı olan AK Partili seçmenin yüzde 6'lık bir kesiminin İmamoğlu'na yönelmesine sebep oldu. 
Bu kadar net…   
 

Bu yazı toplam 1094 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.