1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kanmaz

  3. Hayat Parçası Bir Yazı
Mehmet Kanmaz

Mehmet Kanmaz

Mehmet Kanmaz
Yazarın Tüm Yazıları >

Hayat Parçası Bir Yazı

A+A-
Kürtlerin Türkiye millî siyaseti çok uzun zamana dayanır, çok karmaşık ve çetrefilli bir siyasettir. Sadece Türkiye’nin iç siyasetiyle sınırlı değildir. Uluslararası ilişkileri ve bağlantıları,  ilave etmek mümkündür. Türkiye Kürtlerinin politikası artık dünya meselesi haline gelmiş durumdadır. Kürtler, tarihlerinde bu kadar güçlü desteğe sahip olamamışlardır, buna paralel olarak Türkiye de – Cumhuriyet tarihi boyunca- bu denli güçlü olamamıştı/olmamıştır.
Her iki zinde güç kendi siyasetini uygulamaya, birbirlerine bazı şeyleri dayatmaya çalışıyor.

Türkiye’de Kürtlük siyasetini güdenler; a) Türkiye içinde uyguladıkları siyaset. b) Diasporada uyguladıkları siyaset. C) Komşu ülkelerde uyguladıkları siyaset.

Kürtlük Davası Güdenlerin Türkiye İç Siyasetleri
İçeride farklı siyaset güdüldüğü intibaı verilmek isteniyor. Bir yandan PKK ve yan kuruluşlar ile yürütülen silahlı mücadele. Bunun merhaleleri var, gerilla ve özgürlük savaşının tüm taktik ve stratejik merhaleleri uyguluyorlar. İlk başlangıçta varlığı ispatlamak için eylemler yapılıyordu. Kendi içlerinde kim kime hükmedecek esas belirleyici hangi alan olacak. Bunların iç hesaplaşması vardı, son olaylar artık silahlı savaş verenlerin son sözü söyleyeceği açığa çıkmış oldu. Daha önce vur-kaç taktiği uygulayan örgüt saha hakimiyetine yöneldi ve bunu dünyaya ilan etti. Artık belli bölgeler benimdir diyor, bunun alt yapısı paralel devlet yapılanması olarak adlandırılan KCK ile önceden sağlanmıştır.

Bugünkü Kürtçülük/Kürtlük davasını güdenler, sadece Türkiye’den koparak ayrı bir devlet kurma veya içeride kalarak Kürt Özerk Bölgesi elde etmek için mücadele etmiyorlar. Modern dünyada yeni ulus kurma daha öncelikleridir.

İslam inanç ve anlayışından batı değer ve anlayışa, Müslüman Kürt geleneğinden batılı modern insan tipi yaşayışa, İslam medeniyetinden batı medeniyet dairesine girmeyi esas kabul ediyorlar. Bu yönüyle savaştıkları T.C. ile aynı yolu takip ediyorlar, Osmanlının yıkılmasından, birinci cihan harbinden sonraki kendinden kopuşun kötü taklidiyi yapıyorlar.

Diğer taraftan BDP aracılığıyla sanki silahlı mücadeleye karşı ve terör üreten örgütle alakası yokmuş gibi siyasî ve demokratik bir mücadele yürütüyorlar. BDP halkın oyuyla ve halkın desteğiyle Kürtlerin kavmi ve insanî haklarını savunma vazifesini yerine getirmeye çalışırken mevcut kanunî sınırları zorlayarak Türkiye’yi Kürtlerin asimilasyon ve inkar politikasını kabul etmeye ve yerel yönetimleri güçlendirmeye çalışıyor.
Türkiye devleti ve hükümet arasındaki farklılıkları, önce hükümeti destekleyerek devletin yanlışlarını bayraklaştırdılar, bu siyaset dolayısıyla Türkiye’deki liberal, demokrat ve İslamcıların büyük bir kısmının bazen doğrudan bazen dolaylı desteğini elde ettiler. Bu merhalede eğer devlet inkar ve asimilasyon politikasından vazgeçerse demokratik bir ortamda anlaşabilecekleri intibaını verdiler.
Genel seçimlerde elde ettikleri başarı, halkın kendi yanlarında olduğu propagandasını yaptılar, AK parti karşıtları da bu oy potansiyelini abarttı, AKPARTİ’nin aldığı oyu ve PKK baskısından dolayı korkunun ürettiği ortam vesilesiyle BDP’ye verilen desteği yok saydılar. AK parti kaybetsin ülke nerelere sürüklenirse sürüklensin dediler.

Türkiye’de normal şartlarda iktidar olamayan bazı mihraklar bu Kürtlük siyasetini kullanarak iktidarı devirmeye ve anormal şartlarla hükümet olmaya yeltendiler. Adı geçen siyaset BDP’yi cesaretlendirdi ve Türkiye’de rahatlıkla siyaset yoluyla “Demokratik Özerklik” kurabileceklerine inandılar veya inandırıldılar.

BDP alana/halka inince arkasını PKK/silahlı güce dayandırdı. Çünkü böyle siyaset cumhuriyetin kuruluşundan iki binli yıllara kadar Türkiye’de geçerli bir siyasetti ve öyle bir yolla da iktidar olunuyordu. Siyasi Kürtlük davasını güdenler de buna özendiler ve zahirde siyasal bir parti ve fakat hakikatte ise silahlı Kürt gücünün emriyle hareket eder halde idiler.

Bu siyaset Türkiye’de asker sivil ilişkisi normalleşince işe yaramaz oldu ve aynı siyaseti güden Kürt siyasası böyle bir normalleşmeyi kendi içinde gerçekleştiremedi. TSK’nın kanuna boyun eğmesi gibi PKK, Kürt siyasetine boyun eğmedi ve siyasilerle olan gizli ilişki de açığa çıktı.
Kürtlük siyasetinde Türkiye’de olanın tersi oldu silahlı militarist güç siyasete el koydu. Kürt siyaseti 27 Mayıs ihtilalını, 12 Mart muhtırasını, 12 Eylül ihtilalını ve 28 Şubat muhtırasını beraber yaşıyor. Kürt siyasetinde; siyasete yer bırakmadı, askerî kanat işe el koydu.

Şu anda sivil ve normal bir siyaset güden Türkiye ile askerî vesayet altında siyaset yürüten bir Kürt  mücadelesi yaşanıyor,BEN İNANIYORUM Kİ YENİLENECEK BİR GENEL SEÇİM SONUCU kürtlerin kendilerinin vesayetten kurtulma tarihi olacaktır……
                                                                                                                                      MEHMET KANMAZ
Bu yazı toplam 123 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.