1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. HAYATIN CEREMELERİ KARŞISINDA KİMLİK BUNALIMI
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

HAYATIN CEREMELERİ KARŞISINDA KİMLİK BUNALIMI

A+A-

Türkiye’nin en büyük sorunlarının başında elbette dış ilişkilerde yaşanan gerilimler başrol oynuyor. Ama bu arada gözden kaçırmamamız gerek bir diğer tehditte içişlerimizde yaşanan asayiş olaylarının her geçen gün çığırından çıkması ve bunun karşılığında verilen cezaların yetersiz kalmasıdır.
Ülkemizin iç huzuru da elbette önemlidir. Bir ferdin uğradığı haksızlık karşısında devletin suçluya verdiği ceza tatmin edici olmazsa o ülkede anarşi başrol oynar. Bu da zamanla büyüyen bir sorun olarak kemikleşir ve devamında insanlarımız kendi adaletlerini kendileri sağlamaya kalkışırlar. İşte bu önemli sorunun azalacağı yerde günden güne önü alınamaz şekilde büyüyüp toplum huzurunu tehdit eder hale dönüşmesinin temelinde adalet sisteminin yetersiz kalması başrol oynar. 
Ülkemizde güçlülerin hukuku şekline bir algı oluştu. Bu algı kırılmadığı sürece daha nice canlar yanacak ve insanlar birbirlerine karşı kin ve nefret birikimiyle bakmaya başlayacaktır. Sonuçta her gün televizyon kanallarında baş gösteren asayiş programları konu sıkıntısı çekmeyecektir. Bu programlar bu şekilde devam ettikçe her hafta oturdukları yerden çeşitli asayiş olayları yakaladıkça milletimizin huzuru yerine gelmez.
AK Parti iktidarı döneminde yapılan bir takım benim şahsen tasvip etmediğim yanlış uygulamalar akabinde insanların banka kredileriyle son model arabalar ve yüz milyarca liralık daireler, beraberinde doyumsuz bir toplumun açığa çıkmasına sebep oldu. Her defasında daha fazlasını isteyen toplumumuzun fertleri ulaştıkları bu maddi refah sonrasında bankalara abone olmuş ve kısacık ömürlerinin hemen hemen hepsini kapsayan bir kısmını banka kredileri ödemeye feda etmişlerdir. Yüce dinimizin ısrarla haram kıldığı faizli kredi alışkanlığı çeşitli fetva ve tevillerle gevşetilmiş, kişiye göre fetva dönemi baş göstermiştir. Bu azılı yapılaşma hastalığı beraberinde sıcacık aile ortamı içeren toplumsal yaşantımızı batının ki gibi ruhsuz ve iç karartıcı bir yapıya büründürmüştür.
İnsanımızın geçmişte ki dini hassasiyeti yerine kapitalist bir yaşam anlayışı hâkim olduğu için her anını maddeye odaklı hep kazanmaya ve gösterişe odaklı bir hayat tarzını benimsemesine yol açmıştır. Kişiler olarak ulaşılan bu seviye onların dünyaya olan meylini ve sevgisini ziyadelendirmiş ve doyumsuz dünya meşgaleleri sonrasında ahiret inancı ve anlayışı olabildiğince zayıflamıştır.
İnsanların bu sahte refahıyla peydah olan çok sayıda din taciri de televizyon ve gazetelerde isteğe göre fetva uydurma alışkanlığı kazanmışlar, boy gösterdikleri televizyon programlarının kendilerine sunduğu ışıltılı hayatın bir gereği olarak din tüccarlığını meslek haline getirmişlerdir. Gerçek İslam anlayışla hareket ederek insanımızı irşad etmeye hayatını vakfetmiş eli öpülesi değerli hocalarımızı tenzih ediyorum. 
Haliyle memlekette büyük bir çoğunluk olarak İslami bir hayatı tercih ederek mütevazı yaşam sürme anlayışı yerine, gösteriş, lüks, şehvet odaklı hayat tarzını benimsemeye başlayan milletimiz aslını unutmaya başlamış ve bugünkü kof ve oynak İslami yapımız ortaya çıkmıştır.
En kötüsü de yeni neslin tamamen hayatın gerçeklerinden uzak, bütünüyle tamah yüklü, doyumsuz beklentiler içerisinde yüzen yapısıdır.
Adına İslami cemaat denen çok sayıda oluşumun ise insanları kucaklamak yerine kendi müntesiplerini pohpohlayan, ötekilerini zındık gibi algılatan yapı beraberinde diğerlerini ötekileştirmiş ve dışlamıştır.
Yüce dinimiz, sadece kendi çevrene değil, tüm insanlığa faydalı olman konusunda sayısız naslar göndermiştir. Buna tabi olmak yerine kendi aklına yatan doğrular ve onu savunanların peşinde koşan ümmet, doğru algıladığı cemaat yapılarının güdümüne girmiş ve toplumumuzda dini cemaatlere karşı büyük bir antipati oluşmuştur. 
Bazıları dini tekeline almayı alışkanlık haline getirdiği için sadece kendi gibi düşünüp, yaşayanların cennetle müşerref olacağına dair zihinleri bulandırma çabası da kabul görmüş ve çok sayıda İslami cemaat arsında büyük bir haset ve fesatlık rüzgârı esmeye başlamıştır. Daha da kötüsü İslami cemaat görünümüyle ortaya çıkan bu nahoş yapının yüce dinimizi uğratacağı tahribatın büyük olacağının farkına varan Amerika gibi İslam düşmanı devletler ise ülkesinde besleyip, dini kisve altında İslam’a zarar veren FETÖ terör örgütünü beslemiş ve bugün dinimize en büyük tehdit teşkil eden bu yapılanma ile ülkemiz üzerinde dilediği gibi oynama cüretini kendinde bulabilmiştir.     
Kısacası kokuşma her yönüyle kendi kendimizden kaynaklanmaktadır. Suçluyu farklı yerlerde aramamalıyız. Tüm yaşadıklarımızdan ve gelişen yanlışlardan kendimiz sorumluyuz. Çocuklarımızı ve gençlerimizi bugünden tezi yok İslam ahlakı üzere yetiştirmediğimiz müddetçe ve insanımıza dünya hayatının gelip geçici olduğunu tam algılatmadıkça bu gidişat düzelmez, düzelmeyecek.  

Bu yazı toplam 377 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.