Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

'Hayır' Ve 'Hasenât'

A+A-
Ramazan ayının içindeyiz ve tutacağımız orucun yarısına da ulaşmış bulunuyoruz. Allah tuttuğumuz ve tutacağımız oruçları kabul buyursun. Âmin.
Bilindiği gibi Ramazan ayı sadece oruç tutulan bir ay değildir. Bu ayda diğer aylarda yapamadığımız pek çok şeyi yapmaya çalıştığımız da muhakkak. Daha doğrusu Ramazan gelmeden gelince yapacağımız işler olarak düşünüp buna hazırlandığımız bir gerçektir. Zira biliyoruz ki, Ramazan ayı kalbleri yumuşatan ve bizim sahip olduğumuz imkânlara sahip olmayan kimselerin varlıklarını da bize hatırlatan bir aydır.

Bundan dolayı daha Ramazan ayı gelmeden hem oruç tutmaya ve hem de bunun yanında bazı şeyleri de yapmaya hazırlanırız. Şüphesiz bu hazırlıklarımızın en önemlileri de daha önceki aylarda sanki yapmamız serbest ve işlememiz meşru imiş gibi yaptıklarımızı bu ay vesilesi ile terk etmeye çalıştığımız da bir gerçek.
Kötü alışkanlıklardan bu ayda vazgeçmeye ruhen hazırlanıp irademizi bu yönde kullanmaya çalışmamız böyledir. Ramazan ayını böyle bir hayırlı faaliyetimiz için vesile kılmaya çalışırız.
Tabii bu durumun bir de tersi var. Yani, yapmamız gerektiği hâlde diğer aylarda yapmadığımız veya yapamadığımız bazı şeyler vardır ki, onları da bu ayda yapmaya çalışırız.
Hatta bu ayda yapmak için o işlerimizi, daha çok sevap alalım diye, tehir etmiş bile olabiliriz. Başta kendimize çeki düzen verebilmemiz için Ramazan ayını beklediğimiz de bir gerçektir. “Hayır ve hasenat”ta bulunmak gibi.

Bu tabirleri sıkça ve birlikte kullanırız da bunların ne anlama geldiklerini pek düşünmeyiz. Yeri gelmişken, kısaca açıklamamızda fayda vardır: “Hayır” başkasının da faydalandığı bir ibadet ve güzel amel demektir. Yani bir kişi böyle bir ibadeti yerine getirir, fakat bundan yalnızca kendisi faydalanmakla kalmaz, aynı zamanda bundan başkaları da faydalanırlar.
“Salih amel” de dediğimiz bu tür ibadetler işte bu yönden “hasenât” tan ayrılmaktadır.
Çünkü “Salih amel”den hem bu ameli, yani ibadeti işleyen kişi faydalanır ve bundan sevap kazanır; hem de kendisine bu yardımın ulaştığı kimse faydalanır, ihtiyacını karşılar.
Fakat “hasenât” dediğimiz böyle değildir. Zira o başkasının faydalandığı bir ibadet türü değildir. Bundan dolayı ondan yalnızca onu işleyen ve yapan kimse faydalanmaktadır. Bedenle yapılan ibadetler böyledir.

Oruç tutmak, namaz kılmak birer ibadettir. Ancak bundan faydalanan kimse sadece onu yapan ve işleyen kimsedir. Çünkü bunun faydası bu ibadetleri yapan kimseyle sınırlıdır.
Bizim dinimiz biz inananlarına her ikisini de farz kılmış bulunmaktadır. Ancak imanla birlikte Salih amelin de bulunması hepimiz için gerekli olduğu bildirilmiştir. Burada gerçi “salih amel” için zekât vermeyi örnek olarak verdik, ama başkalarının da faydalandığı tek ibadet ve amel zekât değildir. Birsinin yolunu kolaylaştırıvermek ve hatta sorulan bir yeri tarif edivermek de Salih amel içindedir.
Biz de Ramazandan önce düşünüp bu ay içinde yapmaya hazırlandığımız bu güzel ve faydalı olacak hareketlerimizi ve davranışlarımızı kalıcı hâle getirmeye çalışmalıyız.
 
Bu yazı toplam 124 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.