1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Hayırlara Ve Affa Vesile Olsun
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Hayırlara Ve Affa Vesile Olsun

A+A-
Bugün mübarek ramazan ayının ilk günü.
Tüm İslam alemine hayırlara vesile olsun. Dileyelim yüce Yaratan’dan bu ayın hürmetine akan Müslüman kanları dursun, terör bitsin, Allah fakir-fukaraya acıyıp yardımcı olsun ve bu ay hepimizin affına neden olsun.
Bu ayın faziletinden, bereketinden Allah hepimizi faydalandırır inşallah…
Ramazan ayı, Kuran-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı, insanlığın en son aydınlatıcısı olan İslam'ın tohumlarının atıldığı aydır. Bu ayda "bin aydan daha hayırlı" olarak nitelenen Kadir gecesi bulunur. Bu zaman dilimi manevi değeri çok yüksek bir aydır. Yüce Allah, kutsal kitabımız Kuran'dan şöyle buyurmaktadır:
"Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kuran'ın indirildiği aydır." (Bakara:2/185)
Bu ay o kadar bereketli ki, insan bu ayda geçmişindeki kirleri, lekeleri bir anda atıp savurma şansını yakalar. Yüce Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu aydaki büyük affın müjdesini Müslümanlara "Bir kimse, inanarak ve sevabını sadece Allah'tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır" diyerek vermiştir.
Oruç ibadeti, insanın kararlılık, azla yetinme, dayanıklılık ve sabır gibi ahlaki güzelliklere sahip olmasına, aç kaldığı anlarda yaşadığı mücadeleyle, tok zamanlarında eline geçen nimetlerin değerini bilmesine ve aynı zamanda yoksulların karnını doyurma endişesiyle yaşayanların hallerini düşünüp onlara merhamet ve şefkat duygularıyla bakmasına neden olur.
Bu özelliğiyle ramazan ayı, insanların kendi iç dünyalarını terbiye etmesi, yoksulları doyurup gözetmesi, sevap ve ödülün bir fırsat olarak yakalanması bakımından "rahmet, mağfiret ve "bereket" ayıdır... O halde ramazan ayının ilk gününü, yeni bir başlangıç olarak kabul edelim. Giderek vahşileşen, maddiyatın her şeyin önüne geçtiği, sevgi tomurcuklarının neredeyse hiç açmadığı şu günleri bir fırsat kabul edelim ve içimizde o hiç ölmeyen masum kişiliği ortaya çıkaralım. Ve hem de hiç geri göndermemecesine!...
Oruç, İnsanlığın ve tarihin var olduğundan beri yapıla gelen çok eski bir ibadettir. Hemen hemen bütün dinlerde, birbirleriyle farklılık arz etse de bu ibadet şekli vardır. Bakara suresinin 183. ayeti bunu anlatır. "Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz." Diye buyrulmaktadır.
Esasen oruç tutmak maksadıyla sahura kalkmanın bizatihi kendisi niyet olarak görülse bile bunu dille ifade etmek daha da güzel olur.
Kişi "Niyet ettim Allah rızası için oruç tutmaya" diyerek niyet eder. Oruçlu iken yapılmayacak şeyleri bırakmanın vakti, sabah namazının vaktinin girdiği andır. Kişi o andan itibaren oruçludur ve yeme içme, karı kocanın cinsel yakınlığı gibi normal günlerde yaptığı işleri akşam ezanı okunana kadar terk eder.
İnsanın orucundan umduğu manevi lezzeti alabilmesi ve günahlarının affolunması için, sadece midesinin değil, tüm organlarının affolunması için, sadece midesine değil, tüm organlarına oruç tutturması gerekir. Yani insan, nefsinin bitmek tükenmek bilmeyen isteklerine karşı koyup öfkesini yenebilmeli ve eline, ayağına, diline, gözüne, kulağına, kalbine, düşüncesine oruç tutturabilmelidir. Diğer insanlara zarar vermekten, onları rahatsız etmekten kaçınmalı, herkesle ve özellikle kendisiyle iyi geçinmelidir. Bu vesile ile Ramazan’ı Şerifinizi tebrik ediyorum.


 
Bu yazı toplam 94 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.