1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Hazreti Ali R.A.
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Hazreti Ali R.A.

A+A-
Peygamber Efendimizin damadı, İslam halifelerinin dördüncüsü ve cennetle müjdelenenlerinde dördüncüsüdür. Beş yaşından itibaren rasulüllah s.a.v.ile beraber kaldı yaşadı ve on yaşında ise, üçüncü müslüman, çocuklardan ikinci kişi olarak İslamla şereflendi.
Fevkalade fesih ve beliğ konuşurdu. Arap lisanının ilk kaidelerini koyan odur. Devamlı peygamber Efendimizin yanında bulunması ve onun feyzli sohbetlerine nurlarına ilk kavuşanlardan olması sebebiyle Kur’anın hükümlerini en iyi bilen o idi. Tefsire ve ayeti celilelerin sebebi nüzüllerini çok iyi bilirdi. Ve derdi ki; Sorunuz bana ne sorarsanız, size cevabını veririm. Allahın kitabını bana sorunuz. Vallahi bir ayet yoktur ki, ben onu gecedemi, gündüzdemi, kırdamı, dağdamı nazil olduğunu bilmeliyim”.
Ashabı kiramın en büyük fıkıf alimlerindendir. Hazreti Osmanın şehid edilmesinden sonra Hicri 35 yılında İslam halifesi oldu. H. 40. Yılın Ramazanı şerif ayını 17. Cuma günü namaza giderken İbni Mülcem adlı bir Harici tarafından başına kılıç vurularak şehid edildi. Kabirleri Küfe de Necef denilen yerde olduğu söylenir. Rasulullah s.a.v. onun hakkında: “ Ben ilmin şehriyim, o şehrin kapısı Ali’dir” r.a. “ aliye bakmak ibadettir. Aliyi inciten beni incitmiş gibidir” buyurmuştur.
Güzel sözlerinden bazıları “ Kişi dili altında saklıdır. Konuşturunuz, kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız”. “ Kul ümidini yalnız rabbine bağlamalı ve yalnız günahları kendini korkutmalıdır”.
“ Kalpler kaplara benzer. Hayırlı olanı hayırla dolu olanıdır”. “ bana bir harf öğretenin kölesi olurum” buyurmaktadır. Mevlam cennet de beraber eylesin.

ALİ RAMİTİNİ K.S.

Her nesil, yetişmekte olan nesil ile geçmiş arasında bir köprüdür. Aradaki mesafeyi iyi değerlendirmekle tarihi olan gerçeklerle çağdaş olanlarla köprü kurulmuş olur. Büyüklerin hallerini okumakta bu kabildendir.
Ali ramitini k.s. Buyurur ki: “İki halde kendinizi sakının; Söz söylerken ve yemek yerken” Halkı Hakka davet eden kimse, canavar terbiyecisi gibi olmalıdır. Canavar terbiyecisi, nasıl uğraştığı hayvanın huyunu ve istidadını bilipde ona göre davranırsa, oda öyle.”
Farisi şirlerinden bir kıt’asında da der ki:
Birisiyle oturup kalbin toparlanmazsa,
Kalbindeki dünya derdini senden almazsa,
Onun ile sohbetten etmez isen teberri,
Sana yardıma gelmez azizandan hiçbiri. Geçmişimizi, öğrenmek ve pekiyi kavrayabilmek için tarihi okuyalım.

OSMANALIDA BİR TÖREN AMİN ALAYI

Osmanlı'da çocuklar dört-beş yaşına geldiklerinde ilk mektebe, bugünkü karşılığı ile ilkokula başlarken düzenlenen merasime 'bed'-i besmele veya Amin alayı' adı verilmiştir. "Âmin alayı" genellikle kandillerde veya pazartesi, perşembe günleri düzenlenmiştir.
Osmanlı'da hemen her cami ve mescidin yanına veya yakınına devlet tarafından yüksek kubbeli tavanları olan mektepler inşâ edildiği gibi, iyi yâd edilme ve sevâp kazanmaya vesile olması maksadıyla hayır severler tarafından da mektepler yaptırılmış ve bunların hizmetlerinin devamı için de gelir kaynakları vakfedilmiştir.
Âmin alayında okunan ilâhilerden bazıları şöyledir:
"Yâ İlâhî başlayalım ism-i Bismillâh ile
Bu duâya el açalum ism-i Bismillâh ile
Sen kabûl eyle duâmız Besmele hürmetine
İlmini eyle müyesser yâ İlâhe'l-âlemîn
Ol Muhammed hürmetine meded eyle yâ Mu'în
İlmini eyle müyesser yâ İlâhe'l-âlemîn
Kapuna geldik niyâza yâ İlâhe'l-âlemîn
Eyleyip mansûr muzaffer kullarına yâ Mu'în"
"Ben bilmez idim gizli ayân hep Sen imişsin
Tenlerde ve cânlarda nihân hep Sen imişsin
Âmîn, âmîn
Sen'den bu cihân içre nişân isteridim ben
Âhir bunu bildim ki cihân hep Sen imişsin
Âmîn âmîn"
"Şol Cennet'in ırmakları,
Akar Allah deyu deyu,
Çıkmış İslâm bülbülleri,
Öter Allah deyu deyu.
Âmin, âmin!"
Bu merasimlerin, mektebe yeni başlayan çocukların okul korkusunu giderme, çocuklara okuma isteğini aşılama ve çocukları arkadaşlarıyla kaynaştırma gibi önemli pedagojik faydaları vardır. Diğer taraftan bu merasimlerin çocuklarda okuma, anne ve babalarda ise, okutma arzusunu tetiklediği söylenebilir. Bu törenler sayesinde çocuk, aile içinde olduğu gibi, cemiyette de yeni bir statü kazanırdı. Bu merasimlere verilen büyük ehemmiyet, İslâmî terbiye anlayışında mektebe ve öğretmenlere verilen değeri açıkça ortaya koymaktadır. (devam edecek)
 
Bu yazı toplam 70 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.