1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Hazreti Hadimi’ye Mürşidlik Vazıfesi
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Hazreti Hadimi’ye Mürşidlik Vazıfesi

A+A-
Hadimi rahmetüllahi aleyh’e son zamanlarında MÜRŞİD’lik vazifesi verildiği de çok söylenmektedir. O yüce vazifeyi ifa etme vazifesi ile muvazzaf iken bu âlemden öbür âleme irtihal etmiştir. Bu manevi vazifede ne kadar devam ettiği hususunda değişik görüşler vardır.
O büyük zatın hayatı, hep ehlisünnet ve’l-cemaat akıdesine sımsıkı sarılmakla ve onun kitabı ilahiye’ye son derece halisane hizmet etmekle geçmiştir. Ve öyle anlaşılmaktadır.
Eserinde ve mektuplarında da anlaşılacağı üzre, ebedi kurtuluşun sünneti rasülüllaha tabi olmağa devamlılıkda olduğunu hep tavsiye ve vasiyet etmektedir. Bizim bu samimi ve saf kanaatimiz odur ki o, gerçek bir müderris ve mürşid olarak hayatını devam ettirmiştir. Bu sebeple, biz deriz ki, doğru olan, Hazreti Hadimi’nin bir mürşid K.S.) olarak bu âlemden darı baka’ya intikal etmiş olmasıdır.

HAZRETİ HADİMİNİN EL YAZMA KİTABINDAN

(338-109- Merhumun torunu Müftü Ahmed Efendinin not defterinden)
Bismillahirrahmanirrahim. Hamd tek olan Allah’a mahsustur. Salât onun kulu ve rasülü ve onun âline olsun.
Sanki ben kendimi Sakfı Azımın tahtında müctehiden ve mütearriken bulunuyordum. Kürsü koyun ona denildi. Ve bir kürsü koydular. Yüksekliği iki zira sanki altundan işlemeli acaib bir Kürsü. Bana, çık kürsüye vaaz ver denildi.
-Ben dedim ki: Dinleyecek kimse yok, kime vaaz edeceğim?
Dediler ki: Sen konuş. Dinleyici olur dediler. Kürsüye çıktım ve dedim ki: Ey topluluk, Allah ve Rasülüne itaat ediniz. Ve Allahtan ittika ediniz.
“Allahtan ittika ediniz ki felah bulasınız”(ayet). “Allaha yöneliniz, bağlanınız ve ona doğru koşunuz”(ayet). “Allahın mağfiretine koşunuz. Semavat ve arzın genişliğinde olan o cennet müttekılere vaad edilmiş hazırlanmıştır” (ayet).
Ey kavm: “Allah Tealayı zikrediniz. Gece ve gündüz tesbih ediniz”(ayet) “Siz Allah Tealayı zikrediniz ki Allah da sizi zikretsin.(ayet). Ve dinleyenler; Allah dediler. Sonra kürsüden inme anında; İnme dediler. Ve semaya doğru çıkardılar. Beraberimde sanki dört veya yedi kişi vardı. Yedi kat semadan SİDRE’ ye kadar çıkartıldım.
Sonra Arşın bazı esrarına şahit oldum. Sanki Mevlama vuslatı (kavuşmayı) umuyordum. Melaike-i Kiramın tesbihlerini işittim.
Melekler: “Sübbühun Kuddüsün Rabbüna ve rabbü’l-Melaiketi verruh ve Sübhane men teazzame bi’l-azameti ve’l-ceberut ve Sübhane’l-meliki’l-hayyi’llezi layemutü ve küllü hayyin yemütü ve nahvüha” Diyerek Mevlaya tesbih de bulunuyorlardı.
Sonra çok mühim olan şeyleri, kendim, evladlarım, babam, annem, meşayıhım, talebelerim ve ahbablarım için Rabbimden istedim. Dua ettim. Sonra Hz. Peygamberimize mülakı olmak için dua ettim. Hatıfdan bir ses denildi ki:
-Ona vasıl olacaksın.
-Maıyetime (beraberime) bir Melek tayin edildi. Ona KESEFYAİL deniliyor. Benim için eğerli bir burak, mislini hiç görmedim, bir hayvandı. Hemen bindim. Çok geçmeden KESEFYAİL ile Efendimizin Ravzasından yükselen ENVAR ve Haymesinin zıyası, vasıflandırmak mümkün değil. Bu eşsiz ilahi manzaraya şahid olduk.
Ben, Kesfiyail, evvela Sıddıkı Azam’a r.a. gidelim ziyaret edelim dedim. O Hz. Peyğamberin Merkadı Şerifinin sağ tarafında yakınındaki Haymenin altında bir kürsü üzerinde oturuyordu. Selam verdim. Ve elini ayağını öpmek için izin istedim. Öptürmediler. Müsafaha edelim dedi. Müsafaha ettik. Sonra ben onun beyaz ellerinden öptüm.
Bana: Ehlen ve sehlen, yani hoş sefa geldin dediler. Bana dua ettiler. Birçok vasiyetlerde bulundular. Ben kendilerine, bana yol gösterirmisiniz Rasülullah Efendimizin huzuruna gitmeye diye rica da bulundum.
Bana dedi ki:
-Buna hacet yok. Sen kendi haline gidebilirsin dedi. Bende huzuru Nübüvvete gittim. Efendimiz, yüksek bir sedir üzerinde. Selam verdim şu şekilde:
ESSALTÜ VESSELAMÜ ALEYKE YA RASÜLELLAH
ESSALATÜVESSELAMÜALEYKE YA HABİBELLAH
ESSALATÜ VESSELAMÜ ALEYKE YA SEYYİD’EL-EVVELİNE VE’L-AHIRİN
VEYAŞEFİA’L-MÜZNİBİNVEYAMEN BUİSE RAHMETE’LLİL-ÂLEMİN.
Bu selavatı şerifeye karşı güler yüz ile, yumuşak vazıyet de, ehlen ve sehlen ya veledî ve habibî, diyerek karşıladılar. Kendisinden şefaat taleb ettim.
-Bana birçok vaatler yaptı. Vasiyetler yaptı. Lakin benim unuttuklarım oldu. Hatta benim on sekizinci evladımsın buyurdu. Sonra, beni Hz. Ali’nin merkadına gönderdi. Oraya gittim. Ellerinden öptüm. Hz. Ali bana:
Ehlen ve sehlen evladım dedi. O evlatlık öyle bir evlatlık ki, o evlatlığı bihakkın hıfz edin buyurdular. Sonra, Hz. Âlinin yanında seriri üzerinde beraberce çok oturdum. Sonra bir nida geldi hatıfdan:
-Hazırlanın.
O anda sayamayacağım kadar çok binek (Burak) geldi. Ve yerimize avdet ettik. Sonra:
Hamden ve hamden Allahıma hamdolsun. Ey Rabbimiz, bizim için nimetlerini tamamla ve verdiğin nimetlerin şükrünü bizlere kolaylaştır. Ey Allahım, en güzel nimetlerinle bizleri rızıklandırdığın gibi, bizleri yine rızıklandır. Ve bizleri bizden razı olacağın manada şükrünü edada muvaffak kıl...duasını hemen ilave yaptılar.

AYNI ESERDE- Hz. Hadinin el yazma eserinden s,338-109)
Daha sonra, aynı senenin Ramazanı şerifin 28. günü Hadim Cami inde itikâf da iki namaz arasında idim. Bir Racül geldi. Bana dedi ki:
-Ricalü gaibden sizi ziyaret etmek istiyorlar. Ben, ehlen ve sehlen dedim. Bir zaman geçtikten sonra başka bir racül geldi. Hz. Kutub yakında sizi ziyaret edecek dedi.
Bende: Merhaba buyursun dedim. Daha sonra çok kişiler geldiler. Onlar üç yüz kişi olduklarını söylediler. Onlarla az bir sohbet ettim.
-Sonra diğer şahıslar geldi. Onlar kırk kişi olduklarını söylediler. Azda onlarla sohbet ettim. Sonra yedi kişi daha geldi. Onlara BÜDELA diye söylenir. Onlarla da biraz sohbet ettik.
Sonra iki Racül geldi. Onlara EMAMAN denilir. Kutbun vezirlerindenmiş. Sonra onlar gittiler öncekiler gibi. Onların hiç birine ikram edemedim. Yedilerden bazıları, yerimde kalmamı tenbih ettiler.
Sonra KUTUB geldi. Benim hizama oturdu. Ellerimden tuttu. Sana, dünyayı terk etmek üzere biat ediyorum. O dünyanın şehvetine tabi olma. Dünya ehli ile de lâûbali olma. Onlara kalbini bağlama. Sonra, başka başka nasihatlerde bulundu ve gayp oldu.
Denildi ki: -Hz. Hızır sana yakında mülakı olacak. Hemen kalktım. Ve istikbal ettim. Makamıma geldi. Bir lahza beraber olduk...(bu menkıbede burada nihayet buldu). (Devam edecek)
 
Bu yazı toplam 122 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.