1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. HAZRETİ ÖMER’İN ADALETİ VE GÜNÜMÜZ
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

HAZRETİ ÖMER’İN ADALETİ VE GÜNÜMÜZ

A+A-

Değerli okurlarımla bugün bir konuda hasbihal etmek isterim. Bizler Müslüman bir nesil olarak çocukluğumuzdan bu yana Hz. Ömer’in adaletine dair kıssalarla büyüdük. İslam’ın adalet sistemine dair okuduğumuz onlarca kıssayı dinleyerek bu yaşlarımıza geldik. İslam dininin adalet esasına göre olduğunu çocukluğumuzdan beridir dinleye dinleye büyüdük. Daha önce mutlaka duymuşunuzdur, İslam kültüründe Hz Ömer adaletinin önemli bir yeri bulunur. 
Bir kıssayı sizinle paylaşmak isterim. Hz. Ömer'in halifeliği esnasında Şam valisi olan Sad Bin Vakkas bir caminin genişletilmesine dair bir plan üzerinde çalışır. Bu kutsal görev için çok sayıda gönüllü vardır. Vali cami etrafındaki arazilerin kamulaştırılmasını yaparak hak sahiplerine gereken ödemenin yapılması talimatını verir. Fakat Yahudi’nin birisi kendi hakkı olan arazisini satmak istememektedir. Buna rağmen vali yetkisini kullanarak araziyi zorla Yahudi'nin elinden alarak bedelini de o kişiye öder. Buna oldukça hiddetlenen Yahudi, bir Müslüman'a giderek kendisine bu konuda yardımcı olmasını ister. Müslüman da ona Medine'de ki Hilafet makamına giderek İslam halifesi Hz. Ömer'den yardım almasını önerir. 
Yahudi bunun üzerine Medine'ye giderek Hz. Ömer'in huzuruna çıkar. Olan biteni anlatır. Onu dinleyen Hz. Ömer bir pusula yazarak 'Bilesin ki, ben Nuşirevan'dan daha az adil değilim.” cümlesini yazarak Yahudi'ye verir. Yahudi, ona önemsiz gibi görünen notu alır, tereddütler içinde Şam'a döner ve Valiye notu verir. Beti benzi atan Vali hemen Yahudi'ye 'arsanız size geri iade edilmiştir” der.
Yahudi şaşırır ve meraklanır. Onun için sıradan görünen bir söz koskoca valiyi bitirmiştir. Valiye sorar 'neden sizi bu kadar etkiledi bu söz? ” Vali Sad anlatır;
İslam öncesinde Hz. Ömer ile ticaret için, yanımıza 200 deve alarak İran taraflarına gittik. Bir yerde durup dinlenirken elebaşları iki kişi olan soyguncuların saldırısına maruz kaldık. Bütün hayvanları kaybettik. Daha sonra bir hana yolumuz düştü. Hancıya durumu anlattıktan sonra, bize Kral Nuşerivan'a derdimizi anlatmamızı önerdi. Hz. Ömer ve ben Kral Nuşerivan'ın huzuruna çıktık. Aynı dili konuşamadığımızdan bir tercüman bize yardımcı oldu. Sonra Nuşerivan her birimize bir kese altın verdikten sonra bizi yolladı ve biz de hana gittik. Durumdan hoşnut olmadığımızı gören hancı bu işte bir iş var dedi.
Tekrar Kral Nuşerivan'ın huzuruna çıktık. Bu kez hancı bize tercümanlık yaptı. Bütün olan biteni ve iki haydutu Nuşerivan'a anlattı. Nuşerivan'ın yüzü soldu, beti benzi attı. Nuşerivan bu kez bize iki kese altın verdi, dedi ki; 'yarın gelin 200 devenizi surların yanında alın. Develerinizi aldıktan sonra biriniz kalenin batı kapısından, diğeriniz ise doğu kapısından çıkın” dedi.
Daha sonra hancıya sorduk 'ne oldu?” Hancı; ' bu soyguncular kralın oğluyla veziriymiş. Kralın huzuruna ilk gittiğinizde tercüman bunu anlayınca Nuşerivan'ın oğluyla vezirini korumak istediğinden bilerek yanlış tercüme etmiş. Ama size neden biriniz batı diğeriniz doğu kapısından çıkın dedi onu ben de anlamadım. Neyse yarın anlarız.” dedi. 
Ertesi gün 200 deve surların orada bizi bekliyordu. Ben doğu kapısından çıktım ve kapının üstünde iki kişinin asıldığını ve cansız sallandığını gördüm. Oradakilere sorduğumda onların soygunculuk yapan Kralın oğluyla vezirinin olduğunu öğrendim. Diğer kapıdan çıkan Hz. Ömer de tercümanlık yapan kişinin asıldığını görmüş.
Kral o kadar adaletli idi ki kendi öz oğlunu, vezirini ve tercümanı gözünü kırpmadan idam ettirmişti.
İşte o yüzden 'bilesin ki, ben Nuşirevan'dan daha az adil değilim” yazısı beni derinden etkiledi, der. Adaletin olduğu yerde huzur da mutlaka olur. 
Değerli okurlarım, bu kıssayı neden mi yazdım! Bugün çocuğundan, gencine, yaşlısına, kadınından erkeğine kadar toplumumuzda ciddi bir huzursuzluk var. 
Bu huzursuzluğun temelinde de kimse kusura bakmasın. Adalet sistemimizin yeterince işlemiyor olması başrol oynuyor. Çünkü insanlar birçok konuda adilane uygulamaların olmadığını görüyor, duyuyor ve yaşıyor. İnsanların gönlünde adalet sisteminin kişiye ya da gruba özel değil de umumun hakkını koruma ve gözetme esasına göre tayin ettiğiniz takdirde gönüllerde huzur olacaktır. 
Konuyu yanlış tarafa çekmeyin. Önceleri de bu böyleydi. Muhalefetli karanlık dönemlerde kurulan koalisyon hükümetleri döneminde maalesef adalet mekanizmasının yeterince işlemediğini biliyoruz. 
Adaletin tatbikinde çözüm üretilemediği takdirde üzen ve üzülenler hep olacak. 
Önümüzde en güzel örnek var.
İslam Halifesi Hz. Ömer var.

Bu yazı toplam 695 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.