1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. HELALLEŞME SEFERBERLİĞİ!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

HELALLEŞME SEFERBERLİĞİ!

A+A-

Çok önemli bir konu… Çoğumuzun belki de es geçtiği hatta pek mühimsemediği bir konu bu. İnsanlar arası diyaloglarda, iş konularında ve hayatımızın pek çok alanında göz ardı edegeldiğimiz bu gerçekle fani dünyada yüzleşmek suretiyle baki dünya için güzel bir atılım yapmamızda yarar var. Bu gerçeği çoğumuz açık tabirle mühimsemiyoruz. Olanı biteni yani tüm yaşadıklarımızı akışına bırakmışız. Kimin eli kimin cebinde belli değil. İnsanlar arasında kul hakkı o kadar önemsiz bir hale dönüşmüş ki bu konuda en küçük bir hassasiyet kalmamış. 
Daha kötüsü nedir biliyor musunuz?
Bir kişinin hakkını ihlal ederken o kişiye attığı madikten haz alan bunu mutluluk olarak gören kendisiyle sid..k yarıştıramayacağı gibi bir egoist yaklaşımla kibirde çığır açmış insanlar topluluğunun bu hale gelmesinde ki en büyük etkenin dünya sevgisi ve mala mülke aşırı tamah olduğu su götürmez bir gerçektir. Hayatın her alanında her konuda bir yerlerde birilerine çok açılardan zarar vermek suretiyle kendini hayatın akışına kaptıranların uyanacağı günü beklemesinin ne kadar anlamsız olduğunu anlaması lazım.
Diyelim, üniversite sınavına giriyorsunuz. Sınav boyunca kopya çekmedikçe önünüzde ki sınav kâğıdında tüm tasarruf hakkı size aittir. O kâğıda ister doğru cevabı karalarsınız. İsterseniz resim çizerek dalga geçersiniz, kimse de size gelip bu konuda uyarı hakkına sahip olmaz. Ama o sınavı düzenleyen otorite diyor ki; Size 50 soru yönelttim. O soruların doğru cevaplarını lütfen işaretleyiniz ya da yazınız. Sizde süre içerisinde sınav kurallarını ihlal etmeden o alana doğru bildiğiniz cevapları işaretlemek ya da yazmakla yükümlüsünüzdür. Sınav bittikten sonra kâğıtlarınız alındıktan sonra doğru yanıtın aklınıza gelmesi ya da doğru cevabı işaretlemeniz için yapacağınız tüm talepler boşunadır. Süre boyunca ne yaptıysanız karşınıza gelecek olan sonuçta odur. 
Bunu niye anlattığımı çoğunuz elbette ki anladınız.
Dünya hayatı da işte böyledir. Ama dünya hayatında sadece yazılı sınav yükümlülüğü yoktur. Yazılı olanı size kısacası tebliğ edileni yaşamakla, uygulamakla yani o sınırın dışına çıkmamakla mükellefsiniz.
Birde dünya yaşantımızda tanınan sınav süreleri rabbimizin rızası istikametinde kişilere farklı olarak tanzim edilmiştir. Kimine 3 yıl, kimine 30 yıl, kimine 80 yıl kimine de 110 yıl süre verilmiştir. Kişiye özel sınav süresi dolduğu zaman rabbimizin (cc) murad etmesiyle Azrail (as) o kişinin ruhunu kabzederek sınav sonuçlarını göreceği mekâna yükseltiyor.
Sınav sonucuna göre de muamele başlıyor. 
İşte bugün birçoğumuzun kendine uzak gördüğü ölüm gerçeğiyle yüzleşmesi ve ayağını ona göre denk alması gerekir.
Günümüz yaşantısına baktığımızda insanların birçoğunun imtihan esnasında muhatap olacağı ve canının en çok yanacağı kul hakkıyla yüzleşeceği ve nedamet yaşayacağını anlıyoruz. Birçoğumuzu kuşatması altına alacak olan en tehlikeli dönem olarak gençlik ve olgunluk çağları karşımıza çıkıyor. Bebeklik ve ergenlik öncesi çocukluk yaşları boyunca yaptıklarından sorumlu tutulmayacak insanoğlu birde hayatının son dönemleri olan takatten kesilmiş ne kendine ne de çevresine faydası dokunmayacak yaşlılık döneminden geriye kalan toplam süre ortalama 60 yıllık süreyi kapsar ki buradan ortaya çıkan sonuca göre bu dünya yaşamını, sınırsız huzur içerisinde yaşayabileceği ahiret yaşantısına tercih etme gibi akıllara zarar bir hatanın içine düşülebilmektedir. 
En hassas konu; yukarıda da değindiğim gibi kul haklarını ihlaldir. Bilerek bu hatalara düşmek gibi bir gafletin ne büyük bir hata olduğunu anlamamız gerekir.
Müslim’den gelen bir rivayete efendimiz (sav)’in çok önemli şu hadisine işaret etmekte yarar görüyorum. 
"Ümmetimden müflis odur ki, kıyamet günü namaz ve zekâtla gelir. Ama bu arada sövdüğü şu kimse, dövdüğü bir başka kimse dahi gelir. Bunun üzerine kendisinin hasenatından şuna verilir, buna verilir. Üzerinde haklar bitmeden kendi hasenatı tükenirse, o zaman onların hatalarından alınır kendisine yüklenir. Daha sonra cehenneme atılır."
Değerli okur kardeşlerim, bu köşeyi normal bir köşe yazısı okur gibi okuyup geçmeyelim. Yukarıda bahsettiğim hususta hassasiyet göstermek suretiyle kendimize çekidüzen vermeye çaba gösterelim. 
Kıldığınız namazlar ve tuttuğunuz oruçlar sizi kurtarmayabilir. Kendimizi boş yere avutmayalım. Tüm fertler olarak bugünümüzü bir milat kabul ederek geçmişte işlediğimiz hataları sona erdirmek için bugünü milat kabul ederek yeni bir başlangıç ilan edelim. Kibir ve gösterişe dayalı yaşamlarımızla diğer insanlara hoş görünme çabasının bizlere zerre kadar fayda sağlamayacağını bilerek bugünden tezi yok etrafımızda gönlünü kırdığımız, hakkını ihlal ettiğimiz insanların gönlünü almak suretiyle helalleşme seferberliği başlatalım. 
O kadar hassas bir konu ki sadece insanlarla helalleşmekle iş bitse neyse! Hayvanlara verdiğimiz eza ve cefadan da sorumluyuz. 
Yaptığımız hatalardan helallik dilemek için ömrümüzden geriye kalan kısmın yeterli olup olmayacağından bile emin değilken bu kadar hırslı olmanın kimseye fayda sağlamayacağı ortadadır. 
 

Bu yazı toplam 491 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.