1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Hem Akılsız Hem Dinsiz Miyiz?!...
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Hem Akılsız Hem Dinsiz Miyiz?!...

A+A-
Ramazan arifesinde Trafik kazası geçiren Necmettin Erbakan Üniversitesi’nin değerli rektörü Prof.Dr. Muzaffer Şeker’e, yardımcısına Prof. Dr. Mehmet Emin Aydın’a ve şoförü Ramazan Özcan’a acil şifalar; Ramazan’ın ikinci günü Hakk’ın rahmetine yürüyen Ali İhsan Vatankurtar hocaefendi’ye de Rabbimizden rahmet; yakınlarına da sabr-ı cemil diliyorum.
Atasoy Müftüoğlu’nun TYB’de yaptığı konuşmanın satır aralarına geçen hafta ara vermiştik, Bu haftaki yazımızda da devam edeceğiz:
“Arundhati Roy hanımefendi, ‘Küçük Şeylerin Tanrısı’ kitabıyla uluslar arası alanda bir yankı yaptı ve daha sonra şu anda küreselleşme karşıtı hareketin önde gelen aktivistlerinden bir tanesidir.
Arundhati Roy, Boğaziçi Üniversitesine geldiğinde o yerel, yerlerde sürünen kıyafetleriyle dinleyicilerinin karşısına çıkmıştı ve orada söze şöyle başlamıştı:
‘Ben buraya sizinle bir adalet mücadelesi konusunda birlikte çalışabilir miyiz? Sorusuna yanıt aramak üzere geldim. Dikkat ederseniz bir İnsan Hakları Mücadelesinden söz etmiyorum. Çünkü İnsan Hakları Mücadelesi, bizim yani batı dışı halkların haklarımızı içermiyor. İnsan Hakları Mücadelesi, batılı bankaların, beyazların, Emperyal seçkinlerin haklarını içeriyor.
Ben, İnsan Hakları Mücadelesi kavramı kadar yalancı, riyakâr, iki yüzlü bir kavram görmedim…’
Biz ise bugün neye ihtiyaç duyuyoruz?
İnsan Hakları himayesi, şemsiyesi altında kendimizi savunma ihtiyacı duyuyoruz. Yani bir entelektüel yetersizlik içerisindeyiz. Yoksunluk ve yoksulluk içerisindeyiz.
Arundhati Roy Hanımefendi devam ediyor:
‘Ben adalet kavramından söz ediyorum ve adalet konusunda bir mücadeleyi birlikte yürütebilir miyiz?
Bir adalet mücadelesini yürütebilmemiz için evvela bizim bu kavramlarla ilgili çok ciddi sorgulamalar yapmamız gerekiyor. Biz bu Avrupa merkezli kavramlara mecbur ve mahkûm değiliz. Bu kavramlarla hesaplaşmamız gerekiyor. Çünkü bu kavramlar modern zamanların putlarıdır. Bu putları birer birer devirmemiz gerekiyor. Ama tabi ki en büyük puttan başlamak gerekiyor.’ dedi.
Tabi ki orada bulunan herkes merak ediyor, acaba en büyük put hangisidir, kimdir, nedir?
‘Takdir edersiniz ki en büyük put demokrasidir ve oradan başlamak gerekiyor!...’ diyor, ama oradaki dinleyiciler aynı fikri paylaşmıyor; çünkü onlar için demokrasi nihai bir referans kaynağıdır. Onlar için referans kaynağı olan demokrasi, bugün İslâm dünyasındaki bütün cemaatlerin, liderlerin, üstatların, tarih felsefecilerinin, siyaset felsefecilerinin, sosyologların, toplum mühendislerinin, hepsinin nihai referans kaynağı haline gelmiştir.
Avrupa modeli, tek model olarak bize dayatılıyor. En büyük diktatörlük burada başlıyor. Çünkü farklı bir modeli tartışmamıza, hayata geçirmemize izin vermiyorlar.
İran’da farklı bir model hayata geçirildiği için ve bu farklı model sebebiyle İran haritadan silinmek, yok edilmek isteniyor.
Son birkaç yüzyılı Avrupa aklının sömürgesi altında geçirdik ve bu durum hâlâ devam ediyor. Avrupa, özellikle aydınlanmadan sonra Avrupa aklı, dinden bağımsızlaştı; İslâm dünyasında da -çok ilginçtir- din, akıldan bağımsızlaştı. Böylece biz iki felaketi birden yaşıyoruz. Yani bir tarafta dinden bağımsızlaşmış bir akılın tahakkümü altındayız; yani dinden, ahlâktan, vicdandan, her şeyden bağımsızlaşmış Nehilist bir akılın baskısı altındayız. Ona göre düşünüyoruz. Ona göre meşruiyet imkânları ve yolları arıyoruz. Bir diğer taraftan da burada yeni bir felâketle karşı karşıyayız. Burada da tam tersi bir durum oluyor: İslâm toplumlarında da din, akıldan bağımsızlaşıyor. Dolayısıyla iki felaketi birden yaşıyoruz. Yani hem akılsız hem dinsiz…
Bu defa din, bir Bâtînîliğe dönüşüyor. İçrek bir sürece dönüşüyor. Dolayısıyla ‘din işi, gönül işi’ denilen bir noktaya geldiğimizi görüyoruz. Çünkü referans kaynağımız değişmiştir. Referans kaynağımız tasavvufî akımlar, Mevlevîlik, Nurculuk, Alevîlik gibi akımlar yeni referans kaynağı haline gelmiştir.
Bu akımlara yönelik hiçbir şekilde eleştirel bir çıkış sergileyemiyoruz…”
Satır aralarına daha sonra tekrar devam edeceğiz inşallah.
Bu yazı toplam 284 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.