1. YAZARLAR

  2. Kerim Candan

  3. Hepsi Pekiyi Olsun!
Kerim Candan

Kerim Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

Hepsi Pekiyi Olsun!

A+A-
Günlerin kısaldığı, gecenin gündüzü daha hızlı takip ettiği günlerin ardından, yağmur ve karın birbirine nazire yaparcasına üstümüze rahmet olarak indiği kış aylarındaki bu kısa tatil nedense bilmem hep içimi ısıtmıştır.

Her ne kadar azalsa da sobalı evlerde sobanın başında sıkılıncaya kadar oturabilmek, aile anne-baba ya da kardeşlerle uzun sohbetler bazen de kavga yapmak ya da pencereden yağmuru veya yağan karı keyifle izlerken,  büyüklerimiz de yolda ve zorda olanlar için Allah’a dua ederdi…
Sömestr tatilleri sabahçı ya da öğlenci olup da hafta içi birbirini daha az gören, birisinin erkenden okula gidebilmek için daha erken saatlerde uykuya daldığı, öğlenci olanların ise nasılsa öğlenciyim diye geç saatlere kadar uyumayan kardeşler için adalet ya da eşitliğin sağlandığı bir tatil olarak gördüğümü hatırlarım.
Sabahçı ya da öğlenci fark etmez, karne bireysel çaba ve gayretin notlara yansıdığı bir değerlendirme aracı olmasından dolayı zaten sabahçı ve öğlencileri bu eşitsizlikten çıkarıp daha eşit hale getirirken, tatil de zaten sabahçı ve öğlencileri eşitlemektedir. Keşke bütün çocuklar sabahçı ya da öğlenci olsa diye düşünesi geliyor insanın…
Karnesi iyi olan çocukların,  insanların gözüne sokarcasına ellerinde salladıkları karneler, gördükleri büyüklerinin anne-baba, dede, dayı ya da bir tanıdığın karnesini soracağı ümidiyle bekleyip de sorunca “hepsi 5” ya da “pekiyi” demesi ne kadar büyük bir mutluluktur. Aynı zamanda, karnesi kötü olan çocukların da karneden söz açılmaması için içten içe ettikleri duaları da unutmayalım ki hasbelkader sorarlarsa üzgün ve suçlanmış bir şekilde cevap vermeleri de bir o kadar üzücüdür.
Aslında bütün çocukların karnesini ayrım yapmadan, hatta kendilerini görmeden, olur da görür de küçük de olsa birine ötekinden daha çok sempati ya da önyargı oluşması ihtimalinden, “pekiyi” ile doldurmak geliyor insanın içinden… Hepsi mutluluktan göklere uçarcasına gitsin evlerine, hepsi o gün gururlu olsun, hepsi iltifat ve övgülere mazhar olsun, çünkü onlar bütün güzel şeylere layık saf ve temiz yürekli çocuklardır. Varsa içlerinde zararsız bir kötülük inanın onu da büyüklerinden öğrenmişlerdir.
Heyhat gel gör ki hayatın gerçekleri içimizdeki bu isteklere cevaz vermiyor, hattı zatında çalışan ile çalışmayanı ayırt etmek zorunda olduğumuz bir gerçek var, fakat kim istemez çalışkan olmayı, çocuklar için çalışkanlık bir seçim mi tartışılır, çünkü ilkokulda daha çok çalışkan olması ya da olmaması kendisi dışındaki süreçlerden kaynaklanıyor. Bireysel farklılıklar, bu tamamen çocuğun seçimi olmayan bir özellik, aile ilgi ve desteği, öğretmen ve sınıf ortamı gibi faktörler çocuğun gayret ve başarısını belirleyen önemli ölçülerdir. Elbette herkes aynı olamayacak ama şimdi karnelerdeki pedagojik düzenlemeler Allah’tan içimizi rahatlatıyor, çünkü şimdi ilkokul karnelerinde pekiyi, zayıf ya da orta gibi notlar yerine geliştirilmeli, yeterli ya da iyi gibi ölçütler var.
Ebeveynler cuma günü,  çocukların karnesine baktıktan sonra aynaya da baksınlar da, çocuğu yargılamak ve mahkûm etmek yerine sorumlulukların (çocuk, aile ve tabii ki okul tarafından) paylaşıldığı bir öz eleştiri sürecine girerek, eksiklik ve yanlışların çözüm arayışına girsinler.
Bu arada karneler çocukları tembelliğe mahkûm etmek için değil, eksik ve yanlışların görülüp çözüm bulunması için verilmektedir. Selam ve dua ile. 
Bu yazı toplam 93 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.