1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. Her Doğan Kendi Fıtratındadır
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Her Doğan Kendi Fıtratındadır

A+A-

Başlıkta yer alan söz yaygın olarak bilinen bir hadistir. Bu sözle Hz. Peygamber as. Efendimiz Dünyaya doğarak gelen her canlı varlığın aslında ne için yaratılmış ve hangi kabiliyet üzere yaratılıp gönderilmiş ise her yeni doğanın da o kabiliyeti taşıyarak dünyaya gelmiş olduğunu ifade etmektedir.

Buna göre meselâ kaplumbağa ne için ve hangi kabiliyette yaratılmış ise onun yumurtalarından çıkan yavruları da aynı kabiliyette yaratılmıştır. Kurt da böyledir; o da hangi kabiliyette yaratılmışsa onun yavruları da doğduğunda o kabiliyeti taşıyarak yaratılmıştır.

Şu husus kesindir: Yaratılan hiçbir varlık boşuna yaratılmış değildir ve her biri kendi varlığında gizlenmiş bulunan ve adına ‘fıtrat’ dediğimiz özelikleri taşır.

Buna göre kurt hiçbir zaman, kuzu olmaz ve onun kuzu gibi davranması da beklenemez. İlk günden itibaren onu bir kuzu olarak görüp öyle olması için gerekli eğitimi versek bile büyüyünce karşısında bir kuzu gördüğünde ona saldırmaktan alıkoyamayız.

Aksine kuzu da hiçbir zaman kurt olma özelliklerini taşımaz. Eğitimle de onu kurt yapamayız. Bunlar üzerinde geliştirilecek hiçbir eğitim yönteminin neticesi beklediğimiz şekilde gerçekleşmez.

Fakat zihnimizi yokladığımızda Hz. Peygamber as.’ın bu sözünü biz daha çok insanoğluna yakıştırmaktayız ve onun için kullanmaktayız. Yani yeni doğmuş bir bebeğin insan olma fıtratında yaratılmış olduğunu biliriz. Bununla birlikte insanoğlunun terbiyeye muhtaç olduğunu da anlarız. Çünkü yaratılmışların içinde akıllı olan ve düşünebilen bilgisini ve yöntemini üzerinde geliştirilecek eğitime göre kazanacağını da biliriz.

Yani özetle söylersek insan yaratılıştan eğitime muhtaçtır, çünkü öyle yaratılmıştır. Şöyle de diyebiliriz: İnsanın eğitilme kabiliyeti vardır. Onun fıtratı diğer yaratıkların üstündedir. İslâm olarak bildiğimiz dinin esaslarını kabul edecek ve onun gereklerini yerine getirecek kabiliyette olan bir yaratıktır.

Ancak bu kabiliyetinin geliştirilmesi ve ona uygun hâle getirilebilmesi için eğitime muhtaçtır. Eğer onun iyi bir insan yani yaratılış gayesine uygun bir insan olmasını istersek o zaman onu doğumundan itibaren eğitmek mecburiyetindeyiz.

Fakat onun eğitimini fıtratının aksi yönünde yaparsak o zaman da bir insana yakışmayan davranışlar sergileyen ve insan dediğimiz zaman kendisinde görmek istediğimiz özellikleri göremediğimiz davranışlar sergileyen ve yaptığı hareketler ve davranışları hangi hayvana yakışır görüyorsak o vasıfla kendisini anacağımız bir varlık hâline getirmiş oluruz.

İnsanoğlunu doğumundan itibaren eğiten hiç şüphesiz, başlangıçta anne ve babasıdır. Sonra da ailesidir. Fakat her anne ve baba dünyalık işleri arasında belli bir yaşa geldikten sonra da o çocuğun eğitimi ile meşgul olamaz. Ancak bunun ötesinde konuyu devlet ele alır.

İşte devlet kendisinin bir üyesi olarak dünyaya gelmiş bulunan bu yavruyu kendi temel esaslarına ve kabullerine uygun olarak yetiştirmek ister ve bunun için kreşlerden başlayarak her kademede eğitim ve öğretim kurumlarını kurar. Bu eğitim ve öğretim kurumlarının faaliyetlerinde temel esasları bellidir. Bundan dolayı da bu kurumlarda belli kurallara bağlı olarak eğitim verildiği gibi aynı zamanda da öğretim yapılır.

Şurası unutulmamalıdır ki, bir memleketin yani devletin eğitim ve öğretim kurumları ne kadar iyi ve kuruluş şartlarına uygun olarak çalışır ve kendilerine emanet edilen çocuklar o belirlenen vasıflara uygun olarak yetiştirilirse o devlet o kadar güçlü ve sürekli olur.

Aksi hâlde olduğu yerde çöker.

Bu yazı toplam 311 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.