1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. HER İŞ ZOR !..
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

HER İŞ ZOR !..

A+A-

Şu dünyada şöyle bir etrafınıza baksanız, insanlarla konuşsanız sanırım  iş hayatında pek çok kişi işinin zor olduğunu söyler, bir çok kişide işinden memnu olmadığının altını çizer.

Hayat zor,

Hayata tutunmak zor,

Yaşamak zor.               

Kolay bir şey yok.

İnsan su içerken bile yutkunmak zorundadır.

Bu hayatta yaşıyorsak zorluklara da göğüs germemiz gerekir. Çalışma ve çabalarımızla bazı zor şeyleri kolay hale getirebiliriz.

Hz. Mevlana diyor ki;

Her şey üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vaz geçmeyin.

İşte orası

Kaderinin değişeceği noktadır demektedir.

Mum olmak kolay değildir.

Işık saçman için,

 önce yanmak gerekir.

Yine Şems  Tebrizi diyor ki;

Güzel bir gülü,

Güzel bir geceyi.

Güzel bir dostu herkes ister.

Önemli olan gülü dikeniyle,

Geceyi gizemi ile,

Dostu tüm derdi ile sevebilmektir.

Bende yazmayı, mesleğimi seviyorum.

Her zaman yazıp söylemişimdir.

Zor meslek gazetecilik yapmak, yazmak. Hele hele böyle zor zamanda bu iş daha da zor.

İyi bilirim, her dönem bin denge arasında savruluruz..

Patronun dengeleri..

Siyasetin dengeleri..

 Sporun dengeli,

Aile içi dengeler,

Toplumsal dengeler…

Sanırsın muhabirlik, yazarlık, gazetecilik" değil yaptığımız, rotatifler yerine, bildiğin denge aleti üzerinde yürürüz..

Ben derim ki;

-Evet dengeler bizim gerçeğimiz.. Ama asıl gerçeğimiz, işimizi yapabilmek.

Israrım ise işinizi sevin, mesleğinizi iyi yapın.

Çünkü; işinizle ilgili, ekmeğinizle ilgili tedirginliğinizi ortadan kaldıracak gerçek budur.. Yerinizi, gazetecilikten, yada mesleğinizden taviz vererek değil, denge rüzgarlarında savrularak değil, doğruları savunarak  ısrar ederek korursunuz.. Yapabiliyorsak gazetecilik, yazarlık, muhabirlik böyle bir şey işte.

Medyanın son dönemlerine ister yerel, ister ulusal olsun bir bakın.. Birebir sohbetlerde, telefon konuşmalarında, yazılarımla bu gerçeği anlatmaya çalıştığım ne çok meslektaşım, yeni medya düzeninin sillesini yedi..

Çok değil 15 -20 yıl evvel, öyle ya da böyle, gazeteciliğinizin kalibresi belirlerdi, gelenleri, gidenleri..Hiç unutmam, Yanlış hatırlamıyorsam  o dönemlerde ulusal bir gazetede yazı yazan Yavuz Donat bir yazısında aynen şöyle diyordu :
“Ben tarafım, ama doğrudan yana tarafım. 

Aslında tarafsız olmakta bir taraftır. Ancak doğrudan yana taraf olmakta benim şiarımdır.Hiç bir zaman  istisnalar hariç  tetikcilik, ısmarlama yazı yazmadan yana olmadım. Ancak böylelerini çok gördüm. Şimdi nerelerde olduğundan haberim bile yok.

Şimdi, siyasetin dizayn ettiği dengeler, yeni medya düzeninin bitmez, tüenmez iştahı belirliyor, gelenleri, gidenleri.. Vatandaş  siyasete atılıyor ve şöyle diyor. Gazeteci tarafını belirlemeli. Hayır arkadaş tarafını doğrudan yana belirlemelisin. Hatta eğer gazeteciysen siyasete girmeyeceksin. Geçmişte Konya’da bunların örneklerini gördük. Bize de teklif edildi ama, şükür kanmadık. Siyasete gireceksen bazı mesleklerde olduğu gibi gazeteciliği de bırakacaksın. Kimse kusura bakmasın.

Bakın, gazetecilikte ısrar eden meslektaşlarım yerinde duruyor.. Ama bu gerçeği göremeyen meslektaşlarım, hem de talimatlarını yerine getirdikleri gücün kıyımına uğradı..Ulusal ve yerel medyada bunların örneklerini görmekteyiz.

Gazetecilikte ısrar etmeyip, patronun ihtiyaçları uğruna kalem oynatmak işe yaramıyor..

Sonuçta kendi gerçeğin ve ihtiyaçlarınla orta yerde kalıyorsun.. Bu düzenin gerçeği de bu..

Hep söyledim, "Bazen gidebilmelidir Gazeteci.. Önemli olan ne için gittiğidir.."

Kendi adıma, hep gidebilmeyi bildim.. O yüzden güçlü hissediyorum kendimi..Çünkü, kaldığım sürece "Yapmam gerekende", gazetecilikte ısrar ettim.. Gitmem gerektiğinde de tereddüt etmedim..Bunlar kitaplarda yazmıyor.. Hayat öğretiyor.. Gazetecilikte ısrar eden, gazeteci kalıyor..

Seçimler yaklaştıkça anketler gizlenemiyor.

HDP barajı aşacak... Saadet Partisi tarihi oy oranı ile takipte...

Başkanlık ikinci tura kalsa da kazanan bugünden belli.

Ben Hukuk devleti ve  Millet kazansın, Cumhuriyet kazansın istiyorum. Bu noktada tarafım.

24 Haziran’a gidiyoruz.Son 100 metreyi koşuyor Türkiye...Örgütlü kötülükten, örgütlü kinden, örgütlü rövanşistlerden söz ediyorum.Türkiye onlara bırakılamayacak kadar değerli...

Milletin, Devletin Bayrağımızın  dinimizin  ve Cumhuriyet'in en büyük düşmanı emperyalizmdir...Örgütlü kötülük onlardan besleniyor.

Kötülüğün yol göstericileri, akıl hocaları; ABD gizli servisi elemanları ile batılı sözde düşünce kuruluşlarıydı...

Yol haritalarını onlar verdi;

"Cumhuriyet'i yıkacak, milli orduyu dağıtacak, Atatürk'ün izlerini silecek, Türkiye'yi federasyonlara bölecek ve Kürdistan adı altında Büyük İsrail'in kurulmasına destek olacaksınız" dediler...

İçerde karşı devrim, dışarıda emperyalizm kol kola yıllardır saldırıyor.

"İstiklal Savaşı'nı keşke Yunan kazansaydı" diyen hainlerin baş tacı yapıldığı günlerden geçiyoruz...

 

Bu yazı toplam 245 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.