1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Her Sakallı Dede Her Cemaat Darbeci Değildir
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Her Sakallı Dede Her Cemaat Darbeci Değildir

A+A-
Ülkemiz ve ümmet-i Muhammed tarihinin en büyük iç ve dış saldırıları ile karşı karşıya iken, bu saldırıların kahir ekseriyeti de dışardan yapılırken ümmetin iç sorunları ve ülkemizin iç meseleleri ile ilgili yazı yazmak pek de arzulanan bir durum değil. Lakin içeri ile dışarının birbiri içine çok güçlü ve karmaşık bir şekilde girdiği gerçeğini de gözden ırak tutmamak lazım.
Meşum 15 Temmuz kalkışması sonrasında sayısal olarak az, lakin siyasi ve sosyal yapıları icabı sürekli siyasi kavgaların içinde bulunan, devamlı siyasi eylemler yaparak gündemi ele geçiren bir grup, bu şanlı zaferi, bu tarihi galibiyeti manüpüle temekte bir hayli, başarılı oldu. Sanki onlardı tankların önüne kendilerini atanlar, sanki onlardı mermilerle can verenler… Darbeye karşı en büyük direnişi gösteren, darbecilere ve onların silahlarına (helikopterlerine F-16 larına) karşı “Ya Allah Bismillah Allahüekber” diyerek direnen insanlar, zaferden sonra pek ortalıkta görünmezken, kendilerini laik, Atatürkçü, modern, ulusalcı, antiemperyalist… Diye takdim eden bazı grup ve kişiler, bu kutlu direnişi amacından saptırmaya başladılar. Öyle ki Fetöye karşı mücadele eden insanların dünya görüşlerini “fetö de bir cemaat. Öyleyse tüm cemaatler kötüdür. Bunlar devletten silinmelidir. Hatta hepsinin kökleri kazınmalıdır...” diyerek yok etmeye, sindirmeye giriştiler. Bu yaklaşım hem İslami açıdan hem de evrensel hukuk açısından çok yanlış bir yaklaşımdır. Her sakalı dede olmadığı gibi her cemaatte darbeci değildir. Darbe yapan insanların dünya görüşüne bakarak o görüşe şeklen veya ismen benzeyen insanları devletten silmeye, kamudan uzaklaştırmaya kalkışacak olursak devlette hiçbir solcu, hiçbir Kemalist kalmaz. Çünkü 15 Temmuzdan önceki darbeler (27 mayıs, 12 mart , 12 eylül, 28 şubat, 28 nisan….) ya Kemalizm adına yapıldı ya da sol. (Bu mevzu ile ilgili sanal âlemde şöyle bir söz dolaşmakta; “Kemalistlerin, Solcuların ata sporu darbe yapmaktır…”) İşin garibi FETÖ grubu kendilerine (bilhassa hükümetle araları açıldıktan sonra) “ cemaat”, “tarikat”, “dini bir grup…” denilmesini de kabul etmiyorlardı. Onlar kendilerini daha çok “Hizmet hareketi” olarak adlandırıyorlardı.
Bu grup, Türkiye de dindar insanları ilgilendiren hiçbir olayda, hiçbir meselede diğer cemaat ve gruplarla ortak hareket etmemiştir. Aksine bu gün görüyoruz ki diğer cemaat ve grupları ya sindirmeye çalışmış ya da kendilerine biat etmeleri için değişik baskılar uygulamış. ( Cübbeli hadisesi, tahşiyecilere yapılan operasyonlar….) İşin hakikati bu iken Fetöcülerin dinle, cemaatle ilgilerinden dolayı tüm cemaatlere, tüm dini gruplara karşı, gerek devleti, gerekse toplumu harekete geçirmeye çalışmak sadece bir kurnazlık, sadece bir fırsatçılık değil aynı zamanda bir ihanettir. Elbette kendilerine cemaat diyen, tarikat diyen birçok sapkın grup var. Bunlar tıpkı Osmanlı döneminde olduğu gibi teftiş edilmeli, yanlış yapanlar, bağlılarının cehaletinden faydalanıp insanlara, millete, dine, devlete zarara verenler ayıklanmalı. Lakin toplumun önemli bir kesimini oluşturan, insanları daha ahlaklı, daha erdemli olmaları için, hiç bir maddi menfaat gözetmeden çalışmalar yapan gruplara da bırakın köstek olmayı, aksine toplumun selameti, devletin bekası için destek olunmalıdır. Toptancı yaklaşımlar her zaman toplumların zararına olmuştur. Adaletin ana prensiplerinden biri de suçların şahsiliğidir. Kim ki milletin 15 Temmuzda elde ettiği zaferi gölgelemek ister, kim ki 15 Temmuz zaferinin kahramanlarının dünya görüşlerini mahkûm etmek ister, sadece millete, sadece devlete değil kendine de ihanet etmiş olur.

 
Bu yazı toplam 192 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.