1. YAZARLAR

  2. Hakkı Balcı

  3. Herkes Haddini Bilmeli…
Hakkı Balcı

Hakkı Balcı

Yazarın Tüm Yazıları >

Herkes Haddini Bilmeli…

A+A-
Kamu kurumlarının, diğer adı ile devlet dairelerinin halk nezdinde büyük bir saygınlığı ve önemli bir yeri vardır… “Vardı…” desek aslında yeridir çünkü artık vatandaşta eski vatandaş değil zira bir çoğumuz kamu personelini artık kendisine hizmet eden değil “kölesi” olarak görmektedir…
Çıkar ilişkimizi ters düşen basit bir diyalogu bile kimimiz BİMER vasıtasıyla kimimizde siyaset sahnesine çekip çalışanın tepesine eğitimsiz siyasetçileri müfettiş olarak gönderir hale geldik… Hani parti yönetimlerinde yer alan ve elinden kör eşeğin yem yemediği (a) kurumundan yada (b) kurumundan sorumlu komisyon üyeleri varya… İfrit olduğum… Eğitimsiz, hesap soran, çapsızlar güruhu… Memuru rencide eden, aşağılayan…
Yani; şimdilerde hükümetin, devletin verdiği hak arama hakkını; Devlet dairelerinde fiili saldırıya kadar götürme hakkı olarak algılar hale geldik… Jandarma, emniyet, adliye gibi kurumlarda uysal kesilip, vergi dairesi, belediye, hastaneler, sosyal yardımlaşma gibi kurumlarda kükreyen aslan olduk…
Vatandaş kanadı böyle iken; düne göre incir çekirdeği miktarı düzelme hissedilen kamu personeli gerçeğini de kalan paragraflara sığdıralım…
“İğde çöğürlenince bağ oldum sanır… Aptal eşeğe binince bey oldum sanır…” diye bölgemize has bir söz varya… Bu sözün “cuukkk” oturduğu kamu personellerini bu küçük şehirde herkes isim isim bilir… Söz konusu olduğu anda aynı isimlerde ekseriyetle mutabık kalınır…Bu tipler işsizlik, işini kaybetme korkusu nasıl bir şeydir bilmedikleri için kaşları çatık “höt” modunda olurlar hep…
Elbette yaptığı işe saygı duyan, aldığı parayı hak etmesi gerektiğini bilen, aklı başında devlet memurlarını tenzih ederek bunları söylüyorum ancak… Maalesef "devlet memuru" olmanın rahatlığının farkında, performans, işten atılma korkusu gibi kavramlarla hiç tanışmamış, başına işi ile ilgili gelebilecek en kötü şeyin işten atılmak değil, yer değiştirme olacağını bilen insanlardan oluşan bir memur güruhu da var…
Bu güruhta bu ahvali sergileyen hele birde eğitimciyse, “haşa” alçak dağları kendisinin yarattığı edasındaysa elin kolun bağlıdır… Pedagojik eğitim almasına rağmen (mesela) okulundan Halk Eğitime, Halk eğitimdeyse okuluna döner ama baki kalan dilimin varmadığı “den” hali olur…
Homojen olmayan öğretim ve eğitim düzeyli bir milletiz… Bu toplumda; Mevzuat ve işlemlere aklı eren, terbiyeli ve kibar, nazik vatandaşta var, memura hakaret eden, her şeyi eleştiren kavgacıda…
Memura mevzuat dışı işlem yapmaları için baskı ve tertipte bulunabilen dolandırıcıda var, asla itimat etmeyen, kuşkulu, alçak sesle konuşup etrafı sürekli kollayan şüphecide…
Muamelesi yapılırken yerinde duramayan, çok soru soran, aceleci de var, memurun yüzünün asık olmasından nem kapan sıkılganda…
Öyleyse vatandaşı değiştirmek, hepsinin aynı olumlu yaklaşımı göstermesini sağlamak, memurun o an yapabileceği bir şey değilse; çalışanlar vatandaşı bu minvalde değerlendirip anlamaya çalışarak onu olduğu gibi kabullenerek olumsuzluklara meydan vermeme gayreti içinde olmalıdır…
Hasılı;
Makam ve memuriyetler kimseye baki değildir… İş arayan ilkokul mezunu da çoktur, üniversite mezunu da… O makamlar o yetkiler kimsenin babasının malı değildir…
Bu yazı toplam 212 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.