1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Herkese Selam Olsun
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Herkese Selam Olsun

A+A-
Hepinize merhabalar… Bugünden itibaren Allah’ın izniyle her hafta salı ve cuma günleri Hakimiyet Gazetemizden köşe yazılarıma devam edeceğim. Gazetemizin imtiyaz sahibi Yusuf Gürbüz’le gençlik yıllarıma dayanan eski ve samimi bir dostluğum var. Hedeflerini ve azmini bizzat biliyorum. İnşallah bundan sonra Konya basın dünyasına hakim olan Hakimiyet Gazetemizin yüksek tirajı sebebiyle sesimi daha geniş bir kitleye duyuracak olmam açısından da gayet mutlu olduğumu bilmenizi isterim. 

Değerli okurlarım, hepiniz az çok bilirsiniz ki gazetecilik, sabır ve emek isteyen meslektir. Gazetecilikte aslolan, hitap ettiğiniz kesime sesinizi en net bir şekilde ama doğrudan asla taviz vermeden duyurabilmektir. Belirli bir gruba hitap etmek değil, tüme hitap edebilmek ise bu işin en hayati noktalarından biridir. Gazetecilik, her sese kulak verebilmek, her sesin beklentilerini okuyucuya yansıtabilmektir. Hatır için, birileri kırılmasın diye kasılacak bir meslek değildir. Gazeteciler her zaman eleştiriye açık olabilmeli, hakkında yazılanlarda her zaman bunu olgunlukla karşılayabilecek karakter içerisinde olabilmelidir. Gazetecilik, birilerinin sağladığı maddi ve çeşitli destekler sebebiyle yelkenleri indirmek ve suskun kalmak değildir. Kalemini her zaman hak için dik tutabilmektir gazetecilik…

Bunu yapmadığınız zaman yalancı konumuna düşersiniz. Doğrudan yana olmak en güzel erdemliliktir.
Malumunuzdur, İçtimai hayatımızı içten içe kemirip bir virüs gibi toplumsal bünyemize hasar veren davranışlardan biri de yalandır. Yalan kişinin veya kurumun gerçeği gizlemesi, bildiğinin aksini söylemesidir. Bu çok çirkin bir davranış ve çok büyük bir günahtır.Yalanın hem dünyevi hem uhrevi karşılığı vardır ki bu karşılık elbette azabtır. Bu sebeple Rabbimiz Ahzab süresinde “Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin. Böyle davranırsanız, Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse, büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” buyurmaktadır.
Gazetecilikte kibre kapılmamak ve kendini farklı görmemek çok önemlidir. İnsanoğlu her zaman geçmişini çok iyi irdeleyebilmelidir. Etrafında ki birkaç faniden aldığı gazla kendini dev aynasında görmeye başladığı anda felakete giden yola girmiş demektir. Bu tür insanlara çok farklı zamanlarda rastlıyoruz. Belirli bir süre sonra etrafında kimse kalmadığı anda ve çevresinde ki gerçek dostlarını kaybettiği anda yani geri dönülemez yola girdiği zaman iş işten geçmiş oluyor. Hayat, insana hayatının çeşitli dönemlerinde bazı fırsatlar tanıyor. Gelen bu fırsatı doğru yönde değerlendirenler her zaman madden ve manen kazananlar oluyor. Ama dünyalık hırsı sebebiyle kendisini haşa ilah gibi görmeye başlayanların sayısı da üzülerek ifade etmek gerekirse hiçte az değil.

Sevgili okurlarım, bilirsiniz doğruluk güzel bir erdemdir. Sizinle bir hikaye paylaşmak istiyorum:
“Çocuk henüz onbir yaşındaydı ve Amerika’da bir gölün ortasındaki şirin adada ki evlerinde ne zaman eline bir fırsat geçse babasıyla hemen balığa çıkarlardı. Balık avı yasağının kalkmasına kısa bir süre kala babasıyla akşamın ilk saatlerinde balık avına çıktı. Balık tutma işinde henüz acemi idi. Oltasına yem takıp, göle fırlatma talimi yaptı. Kısa bir beklemenin ardından, oltasının hızla çekildiğini hissedince, oltaya büyük bir balık geldiğini anladı. Yanında bekleyen babası oğlunun balığı çekişini hayranlıkla izledi. Çocuk kısa bir uğraşın ardından balığı sudan çekti. O güne kadar gördüğü en büyük balıktı. Ama av yasağının kalkmasına sadece saatler kalmıştı. Baba oğul güzelim balığa baktılar. Gerçekten çok iri ve güzeldi. Babası bir kibrit çakıp saatine baktı. Saat henüz on olmuştu. Av yasağının bitmesine daha iki saat vardı. Önce balığa, sonra oğluna baktı. Kendilerini hiç kimsenin görmemiş olmasına, kimsenin ne balığı yakaladıklarını bilmesinin olanaksız olmasına karşın oğluna "Suya geri bırakman gerekiyor, oğlum," dedi. Çocuk itirazlı bir sesle babasına karşı etse de, gölde daha çok balıklar olduğunu söylese de babasının gözlerinde ki kararlılık karşısında daha fazla direnemeyip balığı göle bıraktı. Balık kısa bir çırpınışın ardından göl sularına yeniden kavuşmanın ardından gözden kayboldu.
Değerli okurlarım, bu olay bundan tam kırk yıl önce oldu. Bugün o çocuk New York City'de ünlü bir mimardır. Babasının küçük evi ise hala o adadadır. Oğlunu ve kızlarını halen o adadaki küçük eve balık tutmaya götürür. Çocuk geçmişte babasıyla yaşadığı anısında ki kadar büyük balık bir daha tutamadı. Ama değerler konusunda bir ikilem yaşadığı zaman hep o balığı gözünün önüne getirdi. Sevgili babasından öğrendiği değerler, doğru ile yanlışın ne olduğu konusunda çok kendisine her zaman mihmandar oldu. Güç, yalnızca değerlerin uygulanabilmesidir. Birileri görmediği zaman da doğru olanı yapabilmektir. Unutmamalıyız, doğru olanı yapma kararı belleklerimizdeki canlılığını hiçbir zaman yitirmez. Fırsatlardan yararlanmak değil, doğru olanı yapmaktır önemli olan.
Hepinize selam olsun.
 
Bu yazı toplam 43 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum