1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. HIZIR (A.S) İLE UYUYAN ADAM 
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

HIZIR (A.S) İLE UYUYAN ADAM 

A+A-

Bir Cuma vakti cemaat tek tük camiye girmekte...Meşhur İmam Abdürrezzak Hoca kürsüde.. Girenlerin arasında Hızır (a.s) da var...Hz. Hızır genç ihtiyar olarak onlardan biri gibi gidiyor, bir köşede oturuyor.. Kürsüde imam sohbete başlıyor, çok feyizli bir sohbet oluyor.. Hızır (a.s)`ın yanına kırklarında bir adam gelip oturuyor...Cami yavaş yavaş dolmakta.. Adam, bir müddet sonra uyuklar bir vaziyette sallanıyor, ha uyudu ha uyuyacak..
Hızır (a.s) adamı dürtükleyip: “Bu sohbet kaçmaz, uyuyacaksın. Der.. Adam: “Uyumam, beni rahat bırak. Diye cevap verir... Hızır (a.s) ses etmez; ancak sohbet de çok feyizlidir. Adam ha uyudu, ha uyuyacak bir durumdayken, Hz. Hızır bir daha dürtükleyerek:  “Uyuyacaksın, dedim!” Adam: “Ben de sana uyumam, beni rahat bırak, dedim! Der ve ekler: “Biz feyzimizi Abdürrezzak`tan değil, Rezzak olan Allah`tan alıyoruz.. Rahat bırak beni..Yoksa, senin Hızır olduğunu söylersem, bu cemaatten yakanı zor kurtarırsın..“Hızır (a.s) susar ve gözlerini kapar, boynunu büker Allah`a yönelerek: “Ya Rabbi! Bu nasıl iştir, bendeki listede bu zatın ismi yok...! Rabbimiz buyurdu ..:  
“Ya Hızır! Sana  verdiğim liste beni sevenlerin listesidir.. Bir de bende bir liste var ki, o da
benim sevdiklerimin listesidir.” Canab-ı Allah cc, sevdiği listede cümlemizi toplasın ..
GÜNAH  HASTALIĞININ  İLACI. 
Beyazid-i Bestami Hz.leri ilâç yaparken rastladığı bir hekime: "Ey hekim!  Benim hastalığıma da ilâç var mı?" dedi. Hekim: "Hastalığın nedir?" diye sorunca
Bâyezîd Hazretleri: "Günah hastalığı!" cevabını verdi. Hekim ellerini iki yana açarak "Ben günah hastalığının ilâcını bilmem!" dedi. O esnada orada bulunmakta olan meczup bir genç söze karışıp:
"Baba! Senin hastalığının ilâcını ben biliyorum!" dedi. Bâyezîd Hazretleri de sevinçle:
"Söyle ey delikanlı!" dedi. Halkın meczup gördüğü, ancak hakikatte arif olan genç,  günah hastalığının ilâcını şöyle tarif etti: "On dirhem tövbe kökü ile on dirhem istiğfar yaprağı al!  Bunları kalp havanına koy!  Tevhit tokmağı ile döv! İnsaf eleğinden geçir!  Gözyaşlarıyla yoğur!   Aşk ve nedamet fırınında pişir! Böylece oluşacak olan macundan her gün beş kaşık al!  Hastalığından eser kalmaz!"
ÖLÜM NASİHATTİR ANLAYANA.
 Bir sahâbî Rasûlullah(s.a.v.) Efendimiz'e: "Hangi ml’min daha akıllıdır Yâ Rasûlallâh?" diye sorduğunda Efendimiz(s.a.v.): "Ölümü çok düşünen ve ona karşı hazırlığını tamamlamakla meşgul olan kimsedir!  İşte gerçek akıllı insanlar onlardır!" buyurdu Hasan-ı Basrî Hazretleri bir cenazeye katılmıştı! Orada yaşlı bir zât gördü! Defin işlemi bittikten sonra ona: "Ey ihtiyar! Sana Allah için soruyorum;  ne dersin, acaba vefat eden bu zât, şu anda dünyaya dönüp Salih amellerini artırmayı ve geçmiş günahlarına istiğfar etmeyi düşünüyor mudur?" diye sordu. O zât da hiç tereddüt etmeden: "Evet, tabiî ki düşünüyordur!" dedi. Bunun üzerine Hasan-ı Basrî Hazretleri: "O hâlde bize ne oluyor ki bu vefat eden kişi gibi düşünmüyoruz?" dedi ve yürüdü! Giderken şöyle diyordu: Ölüm, ne müthiş bir nasihat!  Kalplerde hayat olsa, ne kadar beliğ ve tesirli bir öğüt, lâkin nidâ ettiği kimselerde hayat yok! Cenâb-ı Hak! İman ve Kur’an’ın feyz ve ruhaniyeti içinde  bir ömür yaşamayı, Müslüman olarak can verebilmeyi, cümlemize lütfu u keremiyle nasip ve müyesser eylesin!

Bu yazı toplam 2893 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar