1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Hocalarımız Ekranları Çok Sevdi
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Hocalarımız Ekranları Çok Sevdi

A+A-
Televizyonlarda epeyce bir din programı var. Genellikle insanın zamanını çalan( eğlence, spor, magazin, dizi…) programlarla dolu kanalların yanında, izleyicisi az, hatim okuyan, dini film, dini müzik dini belgesel yayınlayan kanallar da var. Bu kanallarda sohbet yapan, dini sorulara cevaplar/fetvalar veren hocalar sıkça boy gösteriyor. Tanınmış kanallarda meşhur hocalarla katılıyor bu kervana. Hocalar bazen tek başlarına geçiyorlar renkli camın karşısına bazen bir hanım, ara sırada bir erkek sunucu ile.

Stüdyodaki katılımcılarının çoğunun hanım olduğu bu programları başlatan hatırladığım kadarı ile Yaşar Nuri Hoca idi. Pahalı giysiler giyen, modern! Görünümleri ile dikkat çeken hanımların doldurduğu stüdyoda Yaşar Hoca, epey bir zaman esip yağdı Türkiye’de ki din anlayışına ve bazı dindarlara. 28 Şubat rüzgarını da arkasına alan Hoca çok cesur programlar yaptı doğrusu. O şimdi daha az çıkıyor ekranlara. Geçirdiği hastalık çok belirgin bir şekilde yansımış yüzüne. Bu hali ile bile (yani hasta olduğu halde bile demek istiyorum) makyajlı bir hanımla birlikte katıldığı bir programda irşat etmekten geri durmuyor Müslümanları. Yaşar Hocanın açtığı bu çığırdan giden hocalarımız eksik olmuyor ekranlarda.
Genç, makyajlı, alımlı hanım efendilerin karşısında bazıları sakallı, bazıları sadece bıyıklı olgun hocalar, dinimizin kadınlara verdiği değerden, İslam da ki tesettüre, evlilik, miras, eğitim, cihad, insan haklarından, anne baba çocuk ilişkisine kadar her konuya cevap veriyorlar maşallah. Eminim bu programlardan çok istifade eden vatandaşımız vardır. Bunun tersi de var tabi ki. Başları örtülü makyajlı hanım gazeteciler, erkek meslektaşları ile çatır çatır dini, siyasi, sosyolojik tartışmalar yapıyorlar saatlerce ekranlarda.

Yalnız burada bir yanlışlık var gibi geliyor bana. Türkiye’nin son 20 yılının en büyük siyasi sosyal ve eğitim sorunlarından biri de, adına ister “türban” deyin, ister tesettür, ister başörtüsü deyin ister örtünme… Değil miydi? Bu sorun yer yer devam etmiyor mu? Dindar kesimin kızları üniversitelerde başlarını örterek okuyabilmek için epey bir mücadele vermediler mi? Günümüzde dindar hanımların kamuda başörtüsü ile rahatça çalışması için mücadele verilmiyor mu? Cevabınız her halde “evet” dir.

O zaman şu soruyu sormak yerinde değil mi? Mümin hanımlar nasıl tesettüre riayet etmek, namahremden kaçınmak zorunda ise, mü’min erkekler de Tesettüre riayet etmek ve namahremden kaçınmak zorunda değiller mi? Dindar hanımlar, dindar kızlar için olan “namahremlik” meselesi dindar erkekler için yok mu? Hocalar ekranlardaki bu görünümleri ve halleri ile bu soruya muhatap olmuyorlar mı? Genç, makyajlı, alımlı bir hanımla karşı karşıya oturup dinden imandan örtüden tesettürden bahsetmek dinen caiz de başı açık okula gitmek haram mı? Tersinden soralım dini sohbetlerde camilerde erkek - kadın ayrı ayrı otururken bazı dindar/örtülü hanımların erkek meslektaşları ile aynı masanın etrafında, yüz binlerce seyirci önünde saatlerce tartışması normal mi?
Bu hal ve vaziyet bizim gibi öne çıkmayan sokaktaki insanların kafasını epeydir kurcalıyor. Korkarım bu hal “imam- cemaat” kelimelerinin özünü oluşturduğu meşhur atasözünün neticelerini doğuracak. “cak” eki ziyade oldu. Bence doğurdu bile…
Bu yazı toplam 72 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.