1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Hoşgörü Sizce Kimde ?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Hoşgörü Sizce Kimde ?

A+A-
Kendi kendime soruyorum. Neden böyleyiz? Millet olarak niçin gerginiz? Niçin devamlı çatacak bir yer arıyoruz? Niçin sahip olduklarımıza şükretmesini bilmiyoruz? Neden açgözlüyüz?
Neden başkalarının kazancına ve birikimine tahammül edemeyiz?
Niçin fakirlerimiz kazanma hırsıyla, zenginlerimiz ise doyumsuzluk hissiyle hareket ederler?
Bu soruları artırmamız mümkün. Ama siz maksudun ne olduğunu anladınız. O yüzden konumuza geçeyim istiyorum.
Önceki yazımda Hindistan’da ki gözlemlerime dair satırlar karalamıştım. Evet Hindistan 1 Milyar 250 Milyonluk nüfusa sahip dev bir ülke…
Bu ülkede ki insanlarının sakin ve rahat yaşantısını görünce az önce sıraladığım soru başlıkları aklıma geldi desem daha doğru olur.
Bir şeyde ne zamana kadar ileri gidebiliriz ki?
Zengin olsanız ne kadar ileri gidebilirsiniz?
Devlet Başkanı olsanız ne kadar ileri gidebilirsiniz?
Şöhret olsanız ne kadar ileri gidebilirsiniz?
Bir yerde tükenecek. Her şey tükenecek. Sadece ömür değil…
Gerçeğe bu açıdan baktığınız zaman aslında hiçbir şeye sahip olamadığınızı anlıyorsunuz. Evet birikimleriniz belki elden ele dolaşıyor. Ama kimseye kalmıyor. Bu açılımda zenginlerin daha da risk altında olduklarını ve malına mal katma derdinde olduklarını gözlemliyorum. Şu anın tadını çıkarma peşindeler… Birkaç mütevazi kıvırtma ile biriken gazlarını boşaltıyorlar. Ama devamında değişen bir şey yok. Gerçek alenen sırıtıyor. Gerçekle yani ölümle yüzleşme aşamasına gelinceye kadar dünya beklentileri bitmiyor. Başka insanlara çok gördükleri servetlerinin bir gün altında ezileceklerini bir anlasalar her şey kendiliğinden büyük ihtimalle çözülecek. Ama bu konuda gördüm ki bunu anlamalarına mani olan saplantılar var: Kapıldıkları çok kazanma hırsı…
Yaş tavana dayanmış. Kazandığı mal kendisinden çok şeyler götürmüş. Başta da sağlığını kaybetmiş. Aslında yaşayan bir ölü ama farkında değil. Kalp frene basıncaya kadar salıvermişler ucunu…
Neden bu konuda çok ısrarla durdum anlıyor musunuz? Etrafınıza dikkat kesilin. Toplumumuzda yaşayan tüm fertlerin genelinde görülen hastalık : Zengin olma hırsı.
Hindistan’da genel anlamda insanların yaşam felsefesi çok değişik bir tarza işaret ediyor. Malın içinde yüzseler dahi asla kapılmıyorlar. Bir çok insan hayatı akışına bırakmış. Yaşam idealarında hayatın bir oyalanmaca olduğu inancı hakim olmuş. Tüm sevinçlerin, mutlulukların, zenginliklerin son nefesi verdikleri andan itibaren bir hiç olacağına kendilerine entegre etmişler. O yüzden karınları doyuyorsa devamında gözleri yok. Geçici bir hayat için kendilerini yıpratmaya hiç yanaşmıyorlar. Sokaklarda caddelerde pejmürde gezen insanlar… Üstünde sadece atletle gezen ve dünyayı tınlamayan insanlar… Batılda olsa inandıkları dine mensubiyetle elde edecekleri mutlu ahiret hayatı inancı zihinlerini ele geçirmiş. Ölümü rahat karşılayan bir ruh cenderesi içinde dönüyorlar.
Kızmak, bağırmak ve çılgınca fikirlerle hayatı zehir etmek yok.
Aklıma gelmişken bahsetmeden geçemeyeceğim. Yeni Delhi’nin bitmek tükenmek bilmeyen uzun caddelerinde bindiğim bir araçla en az iki saat sonra ulaşabileceğim otelime giderken kaybolup giden zamandan strese giriyorum. Şoföre bakıyorum. Dünya umurunda değil. Gerekirse sabahlara kadar sürsün. Rahatından ve yüzünde ki gülümsemeden asla taviz vermiyor. Hayatın akışında kaybolup gitmeyi kabullenmiş. Araçlar arasında tabiri caizse cambaz gibi araç kullanıyor. Kiminin önüne direksiyonu kırıyor. Durmadan çalan korna sesleri karşısında insanlarda zerre kadar stres yok. Kimse kimseye kızmıyor. Araba kullanırken yaptıkları o kadar çok cambazlık var ki onları Türkiye’de yapsa, yapılan kişi için birinci dereceden cinayet işleme sebebi bile sayılabilir.
Hoşgörünün aslında içten gelen bir his olduğunu söylememe gerek yok. Biz Müslümanlar olarak hoşgörü geleneğini kaybetmişiz. Birbirimize tahammülümüz yok. Enaniyet tüm bedenimizi ve ruhumuzu kaplamış.
Hayatı birbirimize zehir etmek için elimizden geleni yapıyoruz. Selam alışverişlerimiz, birbirimize gerçek anlamda sevgi dahi beslemiyoruz. Menfaat odaklı olmuşuz. Menfaatin bittiği yerde hemen sırt dönüyoruz. Acından ölse dahi yanına varıp durumundan sual etmiyoruz.
Kendimizi her zaman haklı pencereden görüyoruz. Bu da doğruya giden yolda dikenli tellere dönüşüyor.
Özellikle bizim güzide ülkemizde yaşanan sıfır tolerans yüzünden birbirimizi incitmeye kendimizi adamışız.
Bu düzelecek mi?
Ümidim yok.
Çok mu açık konuşuyorum.
Dost acı söyler…
 
Bu yazı toplam 39 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.