1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. HSYK Gerçekten Son Kale Mi?
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

HSYK Gerçekten Son Kale Mi?

A+A-
Akademisyen ve bir doktor gözüyle bakacak olursak bütün vücuda, vücudun birçok organına veya dokusuna, hatta bazı dokularda hücrelerine kadar sirayet etmiş bir rahatsızlıktan söz ediyoruz burada. Adeta bir enfeksiyon ya da kanser gibi gerçek kaynağından çok uzak organlara yayılabilen, gittikleri organlardaki sağlam hücrelerin de yapısını bozabilen, hızla çoğalan ve zamanında önlem alınmadığı takdirde tüm vücudu acımasızca ele geçirerek ölüme sebep olabilen bir durumla karşı karşıyayız. Üstelik bu öyle bir yapı ki temas ettiği hücreleri adeta “prion” lar gibi kısa zamanda kendileştirme potansiyeline sahip bir patojen hüviyetinde, zamanında önemsenmeyen, dikkate alınmayan uyarıların erken bir komplikasyonu olarak karşı karşıya kalınan marazi bir durum…

Sivil toplum kuruluşlarından eğitime, Türk Silahlı Kuvvetlerinden polis teşkilatına, istihbarat birimlerinden her düzeyde idari ve adli yargıya, üniversitelerden medyaya, ekonomik teşekküllerden bankacılığa ve hatta çok ciddi uluslar arası ekonomik ve istihbari bağlantılara kadar geniş bir yelpazede dağılmış, yer tutmuş, kendi içerisinde muhkem bir hiyerarşiye sahip, kurumsallaşmasını tamamlamış, tam bir emir komuta zinciri içerisinde üst düzey gizlilik prensibiyle çalışan bir yapılanma ve bu yapılanmanın küresel ortaklarıyla birlikte Türkiye ve çevre coğrafyalar üzerindeki emelleri ile devletin bekası ve milletin istikbali için gerçekleştirilmesi gereken bir mücadele söz konusu.

Bu bağlamda HSYK seçimleri elbette çok büyük bir öneme haizdi. Arsız sürgünlerin uç verdiği gövdeye, “Yargı Devleti” ve “Bürokratik Oligarşi”ye indirilen bir darbe niteliğindeydi. Ama iş daha yeni başlıyor. HSYK elbette çok önemli bir kale ama son kale değil. Rehavete ya da zafer sarhoşluğuna kapılmamak, her an müteyakkız ve mütebassir olmak gerekmekte. Zira yukarıda saymaya çalıştığım tüm unsurlar üzerinde yapılması gereken daha pek çok operasyon var gibi görünüyor. Bir milletin ve ülkenin kaderi asla bir grubun, hele de kimlerle dans ettiği artık herkesin malumu olmuş bir grubun inisiyatifine terk edilemezdi ve millet de zaten son iki seçimde üzerine düşeni layık-ı vechile yerine getirerek bunlarla mücadele etme yetkisini yeniden güvendikleri ellere teslim etmişti.

Yakın tarihimizdeki darbelerle veya darbe girişimleriyle ilgili açılmış olan tüm davalarda atlanan, tahfif edilen, belki de bilerek gözden kaçırılan bir hususa tekrar dikkat çekmenin zamanı gelmiştir. Bu davalar ve soruşturmalarda maalesef işin ekonomi, bürokrasi, medya ve üniversite ayaklarına fazla girilmemiş, birkaç kişi ile sınırlı kalınmıştı. Oysaki önemli olan, zinde güçlerin arkasında duran, bunları örgütleyen, finansal, sosyal ve medya desteği veren yönlendirici akıl ile mücadele etmekti. Şimdi de benzer bir yanılgıya düşülmesi tehlikesi ile karşı karşıyayız. Bataklığın kaynağı kurutulmadan sivrisineklerle ne kadar mücadele ederseniz edin uygun vasatta tekrar üreyecek ve çoğalacaklar, ilk fırsatta da saldırıya geçerek toplumun huzurunu ve sağlığını tehdit edeceklerdir.

Bu anlamda geçtiğimiz pazar günü yapılan HSYK seçimlerinde sağduyu sahibi, vatansever hâkim ve savcılarımızın uzun soluklu mücadelesi ve birlikteliği meyvesini vermiş, seçimler çok da fazla olmayan bir oy farkıyla milletin adamlarının tartışmasız zaferiyle sonuçlanmış, gereken yapılmıştır. Hepsini can-ı gönülden tebrik ediyorum. Bu sonuçlarla; Türkiye’yi kendi çıkarları doğrultusunda dizayn etmek isteyen yabancı ellere, istihbarat örgütlerinin kirli ellerine, İsrail ve küresel sermayenin Müslümanların kan ve gözyaşına bulaşmış ellerine ve en acımasızı, belki de bu yüzden en acı vereni, milletin ve ümmetin saadet ve selameti için fedakârca çalışan, çırpınan, gecesini gündüzüne katan bir kadroya beddua etmek için, lanet okumak için havaya kalkan, onlar, yani “kendinden olan idareciler” kahrolsun, perişan olsun diye gece yarıları “Ya Kahhar” çeken ellere tarihi bir ders verilmiştir.

Başta da dediğimiz gibi bu seçim bu ülkenin önünü açacak, tıkanıklıkları temizleyecek, milletin umudunu artıracak, yargıya güven endeksini yukarılara taşıyacak, yetmiş yedi milyonun kaderinin üç beş kendini bilmezin elinde olmadığını dünyaya haykıracak olan bir dizi yapılacakların, yapılması gerekenlerin çok önemli bir adımıdır. Aynı irade ve kararlılığın devletin tüm kurumlarında, adeta devlet içerisinde devletmiş gibi hareket eden, amirlerinden değil de sözde “imam”larından emir alan yapılanmalara, bunların arkasındaki finansal ve medya desteklerine karşı yürütülecek operasyonlarda da görmek arzusundayız ve siyasilere teslim ettiğimiz bu emanetin takipçisi olmaya da devam edeceğiz. Bu anlamda taşın altına elini koyamayan, halen “yarınının” hesabını yapan, defektlerinden dolayı endişeler taşıyan veya zaten iradesi ve kişiliği bu mücadelede yer alamayacak kadar örselenmiş, zaafa uğramışların da görevleri, makam ve mevkileri ne olursa olsun bir an evvel ayıklanmaları ve yola “adam gibi adamlarla” devam edilmesi gerekmektedir. Bu gereklilik de buradan muhataplarına duyurulur… 
Bu yazı toplam 102 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.