1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ali ACAR

  3. Hükümetin kurulması ve Güvenoyu
Prof. Dr. Ali ACAR

Prof. Dr. Ali ACAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Hükümetin kurulması ve Güvenoyu

A+A-
 Hükümetin kurulması ve Güvenoyu 
Millet meclisinde Milletvekillerinin yemin etmesinden itibaren ilk 5 gün içinde TBMM Başkanı ve Başkanlık Divanı için adaylık başvuruları yapılacak; ikinci 5 günlük sürede de seçimler gerçekleştirilecek. Meclis Başkanlığına Cemil Çicek’in önerilmesi olumlu görülüyor.
Meclis Başkanı seçimi gizli oyla yapılacak. İlk iki oylamada üye tam sayısının üçte 2'sinin oyu, üçüncü oylamada salt çoğunluk aranacak. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oyu alan 2 aday için dördüncü oylama yapılacak. Dördüncü oylamada en fazla oy alan üye, başkan seçilecek. 
TBMM Başkanı seçimi için toplantı yeter sayısı olan 184 milletvekili ile toplanacak. Genel Kurul'da ilk iki oylamada TBMM'de Meclis başkanının seçiminin ardından da partilerin başkanvekili, idare amiri, kâtip üyeleri seçilecek ve böylece Meclis Başkanlık Divanı oluşacak. 
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Anayasa gereği 12 Haziran genel seçimlerinde Meclis’te en fazla sandalyeye sahip Adalet ve Kalkınma Partisi Genel başkanı Sayın Erdoğan’a hükümeti kurma görevini de tevdi etti. 
Görev verilen parti genel başkanı ya da herhangi bir üye, 61. Hükümeti Anayasa’ya göre, görevlendirildikten itibaren 45 gün içinde kurması gerekiyor. Ama bu sürenin kısa tutulacağı ve usta vekillerden oluşan hükümetin kurulması sağlanmış olacak.
 Bu süre içerisinde Hükümetin istifası ve yeni hükümetin kurulmasına ilişkin takvim de başlamış olacak. 
Cumhurbaşkanı tarafından Hükümeti kurmakla görevli milletvekili, 45 gün içinde yeni oluşturacağı kabine üyelerini Köşke sunduktan sonra, belirlenecek bir günde TBMM Genel Kurulu’nda oluşturulan Hükümet için güvenoyu aranacak. Yeni hükümet, TBMM Genel Kurulu’nda güvenoyu alması durumunda da yeni programını açıklayacak ve güven oylaması yapılacak. Bundan sonra Sayın Başbakan ve Sayın Gül’ün stratejileri öğrenmiş olunacak. 
AK Parti’nin yüzde 50 gibi bir oy oranıyla tartışmasız şekilde zaferiyle sonuçlanan 12 Haziran seçimleri geride kaldı. Seçim analizlerine yönelik tali tartışmalardan sıyrılarak ‘iktidarın yozlaşması’ üzerinde durmakta fayda görüyoruz. İktidar elbette siyasetin ana kavramıdır. Bu anlamda iktidar olma aynı zamanda istediğini yapabilme ve yaptırabilme gücünü de elde tutma anlamına gelmektedir. 
AK Parti’nin elde ettiği ‘istediğini yapma gücü’nü önce kendisinin sınırlandırması gerektiğine inanıyoruz. Diğer siyasi partilerle özellikle yeni anayasa temelinde uzlaşma zemini aramalı politikalarını hayata geçirirken kendisi gibi düşünmeyen toplum kesimlerinin hassasiyetlerini de göz önünde bulundurmalıdır. Bu çerçevede Başbakan Erdoğan’ın balkon konuşmasında uzlaşı temelinde mesajlar vermesi son derece önemli. Ancak bunun fiiliyatta da somut yansımalarının görülmesi gerekir. Aksi takdirde siyasi gücün eninde sonunda yozlaşacağı açıktır. Çünkü güç istismara açıktır. Tek başına iktidar olan AK Parti’nin istediği her şeyi toplumsal uzlaşma aramadan hayata geçirme isteği ülkede derin krizler ortaya çıkmasına sebebiyet verebilecektir. Siyasetin iki yüzü olduğu akıllardan çıkarılmamalı. Siyasetin bir yüzünde çatışma, öbür yüzünden uzlaşma bulunur. Bir tarafta çatışan istekler fikirler birbirine zıt çıkarlar galip gelmek için kıyasıya yarışırken, diğer tarafta insanlar ortak kurallar etrafında barış içinde yaşamaya işbirliği yapmaya çaba harcar. AK Parti seçim sarhoşluğuyla ‘ben her istediğimi yaparım’ anlayışı içerisinde olur ve çatışmanın yolunu açarsa hiç kuşkusuz “yozlaşma tehlikesi”yle karşı karşıya kalacaktır. Yozlaşma en basit ifadeyle bir şeyin gerçek özelliklerinden uzaklaştırılması ya da uzaklaşmasıdır. Diğer bir deyişle özünden ayrılmasıdır. Kendisini muhafazakâr demokrat bir parti olarak ortaya koyan AK Parti’nin kendi ortaya koyduğu temel ilkelere ve gerçeğine bağlı kalmadığında yozlaşacağı açıktır. Bu nedenle AK Parti özellikle “demokrat” kimliğinin gereğini yerine getirmeli, her platformda uzlaşı arayarak tek başına hareket etmekten uzak durma gayreti içinde olmalıdır. Muhalefet partileri de bu diyalog ortamının sağlanması halinde çatışmacı ve uzlaşmaz tavırlarını bir kenara bırakmalı ülkenin geleceğini düşünerek hareket etmelidir. 
Bu yazı toplam 1423 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.