1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Hz. MEVLANA VE KONYA
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Hz. MEVLANA VE KONYA

A+A-

Hz. Mevlana’yı anma törenleri devam ediyor. 7 Aralıkta başlayan Hz. Mevlana’yı anma törenlerinde Vali Yakup Canbolat ve diğer ekibin çabaları ile 744. Anma törenlerinde bazı değişikliğe gidilirken, anma törenleri bu yıl zalim İsrail ve Kudüs meselesinin gölgesinde başladı.
Hz. Mevlana ve Konya bir birine bugün bile ne kadar yakıştığını izliyorum. Hangisi, hangisine muhtaç, kestirmek zor. Elbette şehri kuran insandır. Binlerce yıl önce Konya kurulmuştur. Coğrafyası ile tarihi ile ve manevi havası ile Konya’nın yeryüzünde konumu ve değeri çok farklıdır. Bunun neden farklı olduğunu aşağıdaki satırlarda okuyacaksınız.
Şimdi Konya’ya dönelim.
Öyle ki, bu şehirde dünyanın ilk on şeyi ilk defa hayata geçirilmiştir. Çatalhöyük bu satırların tanığıdır. Yeryüzünde çok şehir var. Ama ben size Konya’dan, onun gönül kuşlarının aşiyanı haline getiren Hz. Mevlana’dan söz edeceğim.
Konya’ya gelmeden önce de bazı şehirleri hatırlatalım isterseniz. Yesrib adını duymuşsunuzdur. Yesrip Hz. Muhammed’in (S.A.V) hicretiyle onurlandırılıncaya kadar hiçbir anlamı ve ayrıcalığı olmayan bir şehirdi. Peygamberimizin hicret ile oraya yerleşmesi burası için ilahi bir dokunuş gibiydi. Adı da Medine olarak değişti.
Bu durum hiçbir şehrin hayatında görülmemiş bir sıçrayış, bir yücelişti.” Keşif ehli” bilgeler der ki:
Hz. Muhammed (S.A.V) hicret için karar verince, Allah  (c.c) O’na gideceği beş şehri önermişti. Bu şehirler Yesrib, bugün İsrail’in zumlu altındaki ve ilk kıblemiz olan Kudüs, Şam, İstanbul  ve Konya. Hz. Muhammed ise doğduğu topraklara en yakın olan ve kavmi Kureyş’ten insanların yaşadığı Yesrib’i seçmişti.
Tabi ki diğer 4 kutlu şehir bu kutlu paydan nasibi alacaklardı. Bugün Siyonizm’in ayak izleri altında inleyen ve çığlıkları semaya yükselen Kudüs zaten kutsaldı. Bu kutsal ve İslam’ın ilk kıblesi olan mekânı Türk hükümeti ve Türk halkı özgürlüğüne kavuşturmak için çabalamaktadır. 
Yine bir başka kutsal sayılan kentlerden olan ve yine yakılıp- yıkılan Şam Medine’den sonraki merkez olacaktı. İstanbul ise dünyanın incisi.  Osmanlı’nın büyük sultanlarından olan Fatih Sultan Mehmet ona sevdalanmadan önce Hz. Peygamberimizin dostu Ebu Eyyüp el- Ensari(r.a) sahabenin en bilgelerinden, Ebu’d Derda (r.a) Hz., Peygamberimizin (S.A.V) sohbet arkadaşı Cabir  ve daha niceleri buraya gelmiş, ve ruhlarını bu şehrin mayasına katmışlardı. Medine zaten en kutsal toprak olmuştu. Bu beş şehirden biri de Konya idi. Bu şehir görünürde bu olaydan dolayı nasibini almamıştı.
Konya’ya ise Hz. Mevlana gelmiş ve :
“Ben Kur’an’ın kölesiyim, seçilmiş Muhammed’in yolunun toprağıyım”  diyerek aydınlığa meftun kalpleri aşk cerağıyla Kur’an’ın nuru etrafında toplayarak Mevlana Celaleddin vardı.
Konya O’nun sayesinde  kalbi diri olanların Hak aşıklarının pusulası oldu.  Hz. Mevlana’nın babası Bahaeddin Veled yaşadığı şehirden ayrılmaya karar verdiğinde yıllar 1212 yılını gösteriyordu. O’nu Belh’ten ayrılmaya sevk eden beklide Hz. Mevlana’nın kaderiydi. Onun ilahi terennümleri söze dökeceği  “aşiyan’ı” bulması Belde-i  Muhayyere’den Konya idi. İşte Konya’nın payına düşen  övgü bu.
Hz. Mevlana’yı anmak, onun manevi huzurunda durmak için her yıl anma törenlerinde dünyanın dört bir yanından, her din ve ırktan gönül erleri pervanelerinin ışığa koşuştukları gibi Konya’ya geliyorlar. Bu yılda aynısı oldu.
Şehrin caddelerini ve Hz. Mevlana’nın etrafında döşünüzden görürsünüz ki,  O’nun canlılığını görürsünüz. Her 17 Aralık’ta yapılan Şeb-i Arus törenlerinde fanilik içinde ruhlar bekanın zevkine ulaşmaktadır.
Hz. Mevlana’nın Hakk’a yürüyüşünden bu güne kadar geçen yaklaşık 750 yıllık dönemde hala O’nun dizeleri, O’nun ruhu Konya’nın ulviliğini perçinler gibi.
O’nun can dostu, gönüldaşı Şems_i Tebrizi türbesi, Kapu Camii Sahip Ata camii ve külliyesi O’nun zamanındadır. Sadrettin Konevi, Aziziye Camii sanki O’nun dünya’ya verdiği mesajları yansıtır gibi.
Ben buradan yetkililere sesleniyorum.
Hz. Mevlana’nın yaşadığı dönemler Konya’da Selçuklu İmparatorluğu dönemi yaşanmaktadır. Selçuklu Sultanlarının bazılarının cesetleri Alaeddin Camii bitişiğinde ama anlamlı değildir. O sultanların mezarları yeniden düzenlenip, daha ihtişamlı bir şekilde ziyarete açılması Konya’ya katma değer katacaktır. Umarım bunu ilgililer dikkate alacaktır.
Yazımı Hz. Mevlana’nın bir deyişi ile bitireyim.
“Doğan eninde sonunda ölür, Damdan bir taş atıldı mı düşer. Usul bırak kendini a güzel! Bu toprak altında ne şirinler var, ne şirinler. Kötü idiysek geçtik, gittik kötülüğümüzle. İyi idiysek hayırla anın bizi.”
 

Bu yazı toplam 332 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.