1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Hz.Mevlana’nın Vuslatı
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Hz.Mevlana’nın Vuslatı

A+A-
Evet, Konya yine misafirlerini ağırladı.
Tabi ki, istenilen düzeyde ağırlayabildi mi, misafirler umduğunu buldu mu, yoksa hayal kırıklığı ile mi Konya’yı terk etti burası muamma.
Kış şartlarına göre Konya normal sıcaklıkta idi. Son bir iki gün dışında insanlar mevsimden çok fazla rahatsız olmadılar sanırım. Olsa olsa bazı fırsat düşkünü esnafın fahiş fiyatlarından ve birazda hava kirliliğinden şikâyet ettiler.
Hz. Mevlana’nın Yaradan’a yürümesi, yani kendi ifadesiyle doğum günü geçeli tam 742 yıl oldu. Eğer yaşar görürsek 743. Yılını da görürüz.
Geçtiğimiz günlerde yazmıştım. Acaba 742 yıl önce Hz. Mevlana’nın insanlığa, dünyaya verdiği mesajları bugün anlamış mıyız?  O’nun evrensel mesajlarından bir ders çıkartabiliyor muyuz?
O’nun  hoşgörü deryasından nasiplenebildik mi ?
O’nun Allah sevgisinin bir nebzesini kendimize mal edebildik mi?
O’nun Mesnevi’sinden, insanlık için ders alınacak hikâyelerinden hangisini kendimize düstur edinebildik?
Ben diyorum ki, maalesef hiç birini alamadık.
Eğer alabilsek, anlayabildiysek  bu kavga, bu kargaşa ve bu  terör olaylarını yaşar mıydık ?
Bu kadar samimiyetsizlik, bu kadar hoşgörüsüzlük, bu kadar hazımsızlık olur muydu?
742. Anma törenlerinde Konya belki yine kalabalık günlerinden birisini yaşadı. Ancak görebildiğim kadarıyla Konya esnafının büyük kısmı istediklerini alamamış görünüyor.
Bu etkinlikleri ortaokul dönemlerinden beri izlerim. Hatta o günlerde Kapalı spor salonunda yapılan anma törenlerini çok iyi hatırlarım. Bazı arkadaşlarımla bu anma törenlerinde teşrifatçılık bile yaptık.
O günlerin anma törenlerindeki spikeri Gençlik ve spor il müdürlüğü elemanlarından Selahattin Soy idi. Arkadaşımız Soy’un Davudi ve mikrofonik bir sesi vardı. 2-17 Aralık tarihleri arasında yapılan her gece etkinliklerde  Selahattin Soy :
“Ölüm gününü, doğum günü sayan, Büyük Mevlana’dan sonra…. “ diye açılışları yapardı.
Kapanışı ise dünyaca ünlü hafız, Kani Karaca Kur’an-ı Kerim tilaveti ile bitirirdi. O günler bir başka idi.
Hz. Mevlana anma törenlerini Konya’da bildiğim kadarıyla Turizm Derneği ve o dönemin başkanı kulakları çınlasın Fevzi Halıcı idi.
Buradan şuna gelmek istiyorum. Özelleştirmeyi överiz, ancak bir sivil toplum kuruluşu olan Derneği bu işte devre dışı bıraktık ve anma törenlerinin tadı- tuzu kalmadı. Minik değişiklikler dışında rutin, her yıl aynı şeyler tekrarlana tekrarlana ve bununda ötesinde Hz. Mevlana’ya Konyalı siyasilerin, bürokratların tam sahip çıkamaması nedeniyle otellerde, lokantalarda ve başka şehirlerde sözde anma törenleri yapılarak bu atmosfer, bu mistik hava yok oluyor ve her geçen yıl bu biraz daha yavanlaştırılıyor.
Turizm Derneği dönemindeki tanıtım yok. O dönemde 15 gün yapılan etkinliklerde Konya’da yer yerinden oynardı. Yine bu derneğin bir hafta süreli Aşıklar Bayramı Türkiye’de ses getirirdi. Konya yemekleri tanıtım etkinlikleri de öyle. O günleri görüp yaşadığımız için bu etkinlikler bana biraz hafif geliyor. Anma törenleri uluslar arası olmasına karşın bu törenlerin duyurusunu yeterince yapamıyoruz gibi geliyor. Konya’ya gelen insanlara değişik hizmetler verilmeli. Hz. Mevlana sadece türbeden ibaret değildir.  Bir Mevlevi köyü kurulmalıdır. Anma törenlerinde Konya’da o eski bildiğimiz mistik hava, Mevlana havası bulunmamaktadır. Görebildiğim kadarıyla törenler her yıl biraz daha yavanlaşarak kan kaybediyor. Öyle ki, bu etkinlikleri Türkiye ve Dünya’ya duyuran yerel medya bile devre dışında bırakıldı. Biz davet meraklısı değiliz ama, nezaketen bu yapılırdı. Hemen her yıl anma törenlerinde gazetelerin, TV’lerin imtiyaz sahiplerine ve üst düzey yöneticilerine törenler için davetiye gönderilirdi. Bu yıl  bu bile  yapılmadı. Bundan ne bekleyeceksiniz? Geçtiğimiz günlerde “Kültür Müdürü ne iş yapar” diye sormuştum. Bir yetkili “Babayiğit”  buna cevap verme lüzumunu bilge görmedi. Gelecek yıl etkinlikleri için ilgili kurum ve kuruluşlar şimdiden daha etkin bir anma törenleri için neler yapılmalıdır diye projeler üretmelidir.
Yoksa elimizde var olan bir Hz. Mevlana var. Onu da bitirip gideceğiz gibi görünüyor.
 
 
 
 
 
 
 
    
Bu yazı toplam 85 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.