1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Hz. MEVLANA’YI ANMAK VE ANLAMAK
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Hz. MEVLANA’YI ANMAK VE ANLAMAK

A+A-

Biraz gecikmeli oldu ama, yerinde olduğunu düşünüyorum.
Hz. Mevlana’nın Vuslat’a erişmesinin 744. Yılını geçtiğimiz günlerde andık ve kutladık.
Bu törenleri yaklaşık 40 yıldır takip ederim.
Bu anma törenlerinde ise  ciddi bir şeyin değişmediğini görmekteyim. Değişim olsa da çorbada tuz misali.
Kim ne derse desin her geçen yıl, her geçen Şeb-i Arus törenleri yalın ve yavanlaşıyor. Bunu bence nedeni bu törenlere iyi hazırlanılmayışı, iyi tanıtım yapılmayışı gelmektedir.
Gerçi bu yıl  Konya Valisi Yakup Canbolat bazı değişiklikler yapmak için çalıştı, çabaladı ama, yinede bu işleri yapan kurumun yeterli olmadığını gördük ve hatta gazetemizde bunlarla ilgili birinci sayfadan haberler verdik.
Daha bir yıl var yeni bir törenleri yapmaya. Ancak zamanın su gibi aktığını düşünürseniz,  yeni anma törenlerine şimdiden araştırmalarla, çalıştaylarla, projelerle hazırlanmamız gerekir.
İşte bu cümleden olarak Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü  bu anma törenlerini en iyi şekilde anlatacak, Hz. Mevlana’nın anlatımına yeni bir renk getirecek olan bir proje hazırlığı içinde olduğunu duydum ve rektör Mustafa Şahin ile bu konuyu görüştüm, bilgi alış verişinde bulundum. Bu çalıma ile ilgili olarak gazetemizde geniş bir haber bulacaksınız.
17 Aralık 2017, Hz. Mevlânâ'nın vefatının seneidevriyesi idi. Konya'da 7-17 Aralık tarihleri arasında çeşitli etkinliklerle kutlanan 744. vuslat yıldönümü,  yapılan "Şeb-i arûs" ta yapılan konuşmalara baktığımızda yeni bir şey söylenmediğini,  Hani bir Ata’nın oğlunu  Arabistan’a tahsil yapması için gönderip, bir şey değişmediğini görünce "benim oğlan 'Bina' okur döner döner yine okur" kabilinden aynı şeylerin tekrarlandığını görüyoruz ki , Hz. Mevlana’nın söylediği  "Yeni şeyler söylemek lazım" diyen yenilikçi karakteri ile  yapılan anma törenleri pek bağdaşmıyor.Dolayısıyla,  Hz. Mevlana’nın  bir beytinden hareketle onun Kur'ân-ı Kerim'e bakışını ve ayetleri tefsir ederken söylediği "yeni şeyler"e bir örnek vermek istiyoruz.
Hz. Mevlana "Tu zi-Kur'ân ey püser zâhir mebîn//Dîv Âdem-râ ne bîned cüz ki tîn." (Ey oğul, sen Kur'ân'ın dış yüzüne bakma. Şeytan da -zahirine baktığı için- Âdem'i topraktan ibaret görmüştü.)
Mevlânâ bu beyitte, insanla Kur'ân arasında bir ilgi kurarak, "ilk bakışta bir şekilden ibaret olan insanın içinde nasıl bir ruh/can gizli ise Kur'ân'ın da zahirî mânâsı içinde nice batınî anlamlar gizli, sen onları keşfetmeye çalış" demektedir.
Gerçekten de "Mesnevî"nin birçok yerinde Hz. Pîr'in, Kur'ân-ı Kerim'e bu gözle baktığını, Kur'ân'ın zahirini değil, özünü/ruhunu anlamaya çalıştığını görüyoruz. İşte Bakara suresi  260. Ayetin meali:
İbrahim "Rabbim, ölüleri nasıl diriltiyorsun, bana göster" deyince Rabbi "Yoksa inanmıyor musun?" demişti. O "Hayır inanıyorum, fakat kalbim tam kanaat getirsin diye" cevabını verdi. Rabbi "Kuşlardan dört tane al, onları kendine alıştır, sonra (parçalayıp) her bir tepeye onlardan bir parça bırak. Sonra onları çağır. Koşarak sana gelecekler."
Hz.Mevlânâ, zahirî anlamı insan idrakinin üstünde olan bu ayeti şöyle tefsir ediyor:
"Sen vaktin nurlu bir Halil'i oldun. Bu yol kesici dört kuşu boğazla. Çünkü bu dört kuşun her biri karga gibi olmuş, akıllıların akıl gözünü oymada. Tene âit dört vasıf, Halil Peygamberin kuşları gibidir. Bu kuşlar kesilse cana yol açılır. (…) Bil ki bu ten, bu dört huyun makamıdır. Onların adları, dört fitneci kuş olmuştur. Bu kuşlar tavus, kaz, karga ve horozdur. Bunlar nefislerdeki dört huyun misalidir. Kaz hırstır, horozsa şehvet, tavus makam ve karga da tamahtır."
 Müfessirler ve ulema  söz konusu ayeti, Allah'ın ölüleri nasıl dirilttiğini Hz. İbrahim'in hakka'l-yakîn (yaşayarak) görüp inanmasını sağlayan bir örnek olarak açıklarlar. Yani İbrahim peygamber dört kuşu öldürüp parçalar, o parçaları farklı tepelere koyar, sonra çağırır, kuşlar dirilip koşarak kendisine gelir. Böylece Hz. İbrahim, Allah'ın ölüleri nasıl dirilttiğini yaşayarak görür.
 Hz. Mevlânâ ise, bu dört kuşun aslında dört huyu (hırs, şehvet, makam, tamah) temsil ettiğini, nefsin ölümsüzlüğünün bu dört kuşun/huyun öldürülmesine bağlı olduğunu söyleyerek meseleye farklı bir yorum getirmiş olmaktadır.
Demem Hz. Mevlana’yı anmak için  bir yeniliğe, bir yenilenmeye ihtiyaç vardır.
Mehmet Âkif'in ifadesiyle:"Yedi yüz yıllık eserlerle bu dînin hâlâ//İhtiyâcâtını kâbil mi telâfî? Aslâ." Öyle ise eskileri tekrar etmekten vazgeçelim. Zaman "yeni şeyler söylemek" zamanı...745. anma yıl dönümünde bunları yapalım.

Bu yazı toplam 472 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.