1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. HZ. PEYGAMBER’İN TEBLİĞ DİLİ
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

HZ. PEYGAMBER’İN TEBLİĞ DİLİ

A+A-

Dünya ve ahiret mutluluğu olan dinin, doğru anlaşılabilmesi ve gerçek manada kişilik sahibi olabilmek için iyi bir yön verene muhtaçtır insan. Allah Teâlâ’nın insanlığa en son gönderdiği ve dünyanın sona ermesine kadar en güzel örnek(usvetül hasene) olan Hz. Muhammeddir(Ahzab,33/21). Kur’an’ın yanı sıra ona “hikmet” de verilmiş, kendisinden insanlara Kur’an’la beraber “hikmet”i öğretmesi ve açıklaması istenmiştir.(Bakara, 2/129) O, insanları Kur’an’la diriltmiş, hikmetiyle yeşertmiştir. Onun kemal mertebesine ulaşmış tavır ve davranışları, insanlık için bugün de yol gösterici boyut ve güçtedir. Kendisini öldürmeye gelenlerin kendisinde dirildiği bir zatın, elbette sözleri, konuşma üslubu ve iletişim dili de tabi ki çok çok önemlidir.
Allahu Teâlâ Sevgili Peygamberimize yumuşak sözlü ve tatlı dilli olmasını öğütlemektedir. Kur’an-ı Kerim’de kendisine şöyle hitap edilmiştir:” Sen Rabinin yoluna insanları hikmet ve güzel öğütle davet et.”(Nahl, 16/25) Bir başka ayeti kerime’de ise, “Sen onlara Allah tarafından gelen bir rahmetle yumuşak davrandın. Şayet sen insanlara sert ve haşin davransaydın etrafında kimse kalmaz dağılırdı.” (Âl-i İmran, 3/159) buyurulmuştur.
En yüce bir ahlak üzere olan(Kalem, 68/4) Hz. Peygamber, Rabbi’nin çizdiği istikamette ve kendisine verdiği merhamet hisleriyle, insanlara şefkatle yanaşmış olanların derdini dert, sevincini kazanç bilmiş; kısa zamanda pek çok insanın gönlünü bu yolla fethetmiştir. O insanları hayra davet ederken kaba ve sert davranmak yerine muhabbet ve ümit aşılamıştır. Şahsına kaba davrananları effetmeyi erdem saymış, kötülük edenlere iyilikle karşılık vermiştir. Kimseyi başkalarının yanında kınamamış, rencide etmemiş, hatasını düzeltmek için azarlamamıştır. Aksine konuşmaya başlarken öncelikle karşısındakinin güzel ve hayırlı taraflarını ifade etmiştir.
Dini konularda yanlış yapan Müslümanları, Rasulüllah(s.a.s) yanından uzaklaştırmak yerine, onlara hatalarını fark ettirmiş ancak hiçbir zaman ötekileştirmemiş ve küfürle itham etmemiştir. Düşmanın ahdine ve onlara verdiği söze sadık kalmış, sözün kıymetini ve üslubun önemini hatırlatmıştır. Rasulüllah(s.a.s), insanlara özellikle dini konuları anlatırken onların zihin ve kalplerine sözü âdeta ilmek ilmek işlemiş, ulvi duygulara seyahat ettirirken vicdanlarda ve ruhlarda yüce bir inkılap oluşturmayı başarmış bir Peygamberdir.
Biz müminler için tebliğde ve konuşma esnasında tatlı dilli güler yüzlü olmak, dinimizce sadaka vermek kadar sevap sayılmıştır. Nitekim sevgili Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır: “İnsanların, her gün güneş yeniden doğduğunda vücutlarındaki eklem sayısınca sadaka vermeleri gerekmektedir. Dargın olan iki kişinin arasını düzeltmek bir sadakadır. Bir insanın eşyasını aracına yüklemesine yardım etmek de sadakadır. Güzel ve hoş bir söz de sadakadır. Namaza giden bir kimsenin attığı her adım sadakadır. Yol üzerinde insanlara eziyet veren bir engeli kaldırmak sadakadır. “(Buhari, Cihad ve’s-Siyer, 2767).
Kur’an-ı Kerim, konuşurken sesin içtenliği kadar, tonuyla ahengiyle, vurgusu ve konuşma aralığıyla güzel bir üslupla olmasını ister. Söz; maruf, leyyin, sedid olmalı ve güzel söylenmelidir. “Güzel söz söyle.”,(İsra, 17/23) “Sesini de kes...”(Lokman, 31/19) ayetleri, güzel bir üsluba sahip olmayı ve sesi yerinde kullanmayı öğütlemektedir. Bu durum ise, söz söylerken duygu ve düşünceleri doğru ve üslubuna uyum olarak anlatmak için harf ve kelimelerin tenafüründen kaçınmayı, sesin uyum ve jestleri, alınacak tavırları yerli yerinde ve güzel kullanmayı gerektirir. 
Diğer taraftan Kur’an-ı Kerim, Peygamber’in(s.a.s) yanında yüksek sesle konuşmayı da yasaklamaktadır: “ “Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinden daha fazla yükseltmeyin! Birbirinizle yüksek sesle konuştuğunuz gibi onunla yüksek sesle konuşmayın. Öyle yaparsanız siz farkına varmadan amelleriniz boşa gider. Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz Allah’ın kalplerini takva ile imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.”(Hucûrat, 49/2-3)Zikredilen bu ayettte bir bakıma büyüklerin huzurunda konuşurken sesin tonuna ve kullanımına dikkat çekmektedir. Hz. Peygamber’in sesi gürdü, sustuğu zaman vakarlı, konuştuğunda ise heybetli ve yanındakilerden üstündü. Onun konuşması sanki aşağıya doğru süzülüp giden boncuk taneleriydi. Sözleri tatlı, fasılası dengeli, kelimeleri özlü ve anlaşılırdı.( İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ, I, 229-230, Hakim, el- Müstedrek, ııı, 10-11) Nitekim Hz. Aişe (r.a.), Rasulüllah(s.a.s) sözü sizin aktardığınız gibi hızlıca aktarmazdı. “demektedir.(Ahmed b. Hanbel, VI, 118).
O, biriyle konuştuğu zaman onun yüzüne bakar, elini tutmuşsa o bırakmadıkça bırakmaz, karşısındaki yüzünü başka tarafa çevirmedikçe o çevirmezdi. Hatta bir adam bir şey söylemek gayesiyle Rasulüllah’ın(s.a.s) kulağına fısıldayarak bir şey konuşsa, adam başını uzaklaştırmadan Sevgili Peygamberimiz başını uzaklaştırmazdı. (Ebu Davud, Edep; 6) Müslümanların birbirine güler yüzle bakmasını öğütleyen Hz. Peygamber, yüzünden tebessümü eksik etmezdi.(el-Müsned, IV, 191).Rasulüllah kendisine kötülük yapan düşmanlarına bile sükûnetle dinlemiş, konuşma sırası kendine geldiğinde söz alarak konuşmuştur. Nitekim bir defasında Utbe b. Rebia(2/624) ile yaptıüı bir görüşme esnasında, “Söyle Ebu’l-Velîd! Seni dinliyorum.” demiş, Utbe sözlerini bitirip susunca, “Sözlerini bitirdin mi ey Ebu’l-Velid!” diye sormuş, “Evet” cevabını aldıktan sonra: “O hâlde sen de beni dinle!” diyerek söze başlamıştır.
Kendi şahsına yapılan yanlışlar için oldukça müsamaha gösteren Hz. Peygamber, dinî konularda hassas davranırdı. Yapılan bir işten yahut söylenen bir sözden memnun olup olmadığını yüzünden anlamak mümkün olduğu gibi, ses tonu ve vurgusundan anlamak da mümkündü. Allah Rasulü(s.a.s) hutbe irat ederken kimi zaman gözleri kızarır, sesini yükseltir ve celallenirdi. Hutbesine Allah’a hamd ve sena ederek başlardı. (Buhârî, Cuma, 28) Rasulüllah(s.a.s) hutbede kıyamet konularından bahsettiğinde de yüksek sesle sanki bir orduya hitap eden komutan gibi konuşurdu.(Ahmed b. Hanbel, III. 491).
Allah Rasulü(s.a.s) konuşacağı kelimeleri seçer, insanlara en güzel ve en hoş lafızlarla hitap ederdi. Rasulüllah’ı dinleyenler ikna olurdu. Peygamberimiz sözlerini görsellerle pekiştirirdi. Benzetmelerle anlatmayı tercih ederdi. İnsanların seviyesine göre konuşurdu. Müjdeler, sevdirir ve nefret ettirmezdi.
Selametle!..

Bu yazı toplam 1138 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.